Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Unutmak çok zor



Unutmak çok zor

12.10.2003


‘Halkın devlet adamı’, ‘halkın valisi’, ‘süper vali’ ... ‘Koca bir adamdın, adam gibi adamdın, dosdoğru...’


‘Halkın devlet adamı’, ‘halkın valisi’, ‘süper vali’ ... ‘Koca bir adamdın, adam gibi adamdın, dosdoğru...’ ‘Bu ülke için çok fazla bir adamdın, kıymetini bilemediler, her zamanki gibi kaybedince anladılar...’ ‘Sizinle bir çay içmeyi ne kadar isterdim...’ ‘Erzincan’ı depremle anılan bir il olmaktan çıkardığınız için...’ ‘TV’lerdeki gülüşünüzü hiç unutmayacağım...’ ‘Elimiz varmıyor yazmaya ama maalesef süper valimizi kaybettik...’ 

*** 

Ve daha niceleri... Tanıyan tanımayan herkesin söylediği nice güzel söz ve nice özlem dolu ifade.. Erken ayrılığın getirdiği şaşkınlık ve üzüntü!.. ‘Süper vali’siydi halkın Recep Yazıcıoğlu. Herkese ulaşabildiğinin göstergesiydi son yolculuğunda uğurlamaya gelenler... Ama her şeyden öte bir babaydı, bir eşti.. Herkesin yüreği yandı ama şüphesiz Recep Yazıcıoğlu’nun ardından ailesinin yaşadığı yangın bambaşkaydı. Zordu böyle taze bir acıyla konuşmak....’Onun ışığında, yolunda yürümeye’ söz veren oğlu Mehmet Yazıcıoğlu ve ‘Eşime verdiğim desteği şimdi oğluma vereceğim’ diyen eşi Meryem Yazıcıoğlu bütün güçlerini toplayarak anlattılar Recep Yazıcıoğlu’nu .. Yarın, babasının cenazesinde ‘Sen bir çılgındın ama arkandan bir çılgın daha geliyor baba’ diyen Mehmet Yazıcıoğlu’yla konuştuklarımız olacak sayfamızda. Ama bugün söz önce anne Yazıcıoğlu’nun... Eş Yazıcıoğlu’nun... 35 yıl aynı yastğa baş koyan, 10 gün arayla geldikleri dünyada ‘sanki hiç ölmeyecekmiş gibi gelirdi’ diyerek acısına dayanmaya çalışan Meryem Yazıcıoğlıu’nun anlattıkları... 

Herkesin “Süper Vali”si’ Recep Yazıcıoğlu, feci bir trafik kazasıyla hayatını kaybetti. Sevenleri onu konuşmayı sürdürüyor. Ama biri var ki; içine gömdüğü büyük acısıyla o hep sustu. 35 yıl aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşı Meryem Yazıcıoğlu idi bu acılı kadın. Aldığı ilaçlarla ayakta durmaya çalıştığı belliydi. Böyle bir zamanda röportaj yapmak zor elbette... Eşiyle birlikte hep halkın içinde olan Meryem Yazıcıoğlu ‘onun temposu bana da geçmişti’ diye başlıyor sözlerine. Sonra söz çok eskilere, çocukluklarına, evliliklerine geliyor.. Bazen ağlayarak, bazen yaşadıklarını hatırlayıp eşinden kalan güzel anılara gülümseyerek... Hiç boş durmazdı 

-Hep koşturan, değişik uğraşlar, arayışlar içinde olan bir görüntüsü vardı eşinizin. İş dışında evde de böyle miydi? 

-’Hiç dinlenmek nedir bilmiyordu. Zaten geç geliyordu eve. Gelince de rahat durmazdı, bir şeyler yapardı. Çiçekleri sulardı. ‘Saat 11 oldu. Bu işi yapacak adam var, sen bırak’ derdim, ama dinlemezdi. Kafasına taktı mı sen istediğini söyle, vazgeçmezdi. Yetişemediği yere ‘hanım oraya sen git derdi. Ben oraya, o başka bir yere giderdi, ikimiz de koştururduk.. Evlendiğimizde son sınıfta okuyordu. 19 yaşında evlendik, 20 yaşında da kızımızı kucağımıza aldık. Hep acelesi vardı, herşeyi aceleydi. Giderken de acele etti.. Hep derdim ki; herkes ölür de vali bey ölmez, bir yerden çıkar gelir diye. Ama demek ki giden gelemiyor. Bu acıyı nasıl yeneceğiz bilemiyorum. 

 -Evde geçirecek zamanı kalmazdı koşturmaktan herhalde? 

-’Tabii çok göremezdik onu. Hep orada, burada, çalışmakta. Gece yarıları geliyordu. Çocuklar, biz uyanmayalım diye sessizce dolaşırdı evin içinde, hiç duymazdık. Sabahları da kahvaltı falan beklemeden kalkar giderdi, duymazdım. Değişik bir insandı. Beni hiç kırmazdı, şimdi diyorum keşke beni kırsaydı da onları hatırlasaydım ama yok. Böyle bir insan daha dünyaya gelir mi tahmin etmiyorum. Duruşu sertti, gören çekinirdi ama yumuşak bir yüreği vardı.’ Sevgisini göstermezdi 

-Tokat valiliği sırasında 4. Murat diye tanınıyordu. 

-’Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Gerçekten çok sertti Tokat’ta iken. Tokat’tan Erzincan’a yavaş yavaş azalmaya başladı o sertlik. Son yıllarda daha da yumuşamıştı. Ancak çalışması aynıydı, hatta artmıştı. Evde sakindi. Çocuklarına ve bana karşı sevgisi değişikti. Çok korurdu bizleri. Sevgisini fazla göstermezdi. Ben bazan takılırdım. ‘Biz içimizde seviyoruz, söylemekle olmaz’ derdi. Dairede diyelim bir olay oldu, kızarsa birine, onlar gittikten sonra ağlardı ‘Niye yaptım’ diye. Çok yumuşak bir yüreği vardı.’ 

-Hastanede kaldığı sürece ve sonrasında inanılmaz bir kalabalık vardı. Bu kadar sevildiğini biliyor muydunuz? 

-Sevildiğini biliyordum da bu kadarını değil. Ölümünden sonra bir hafta Denizli’de kaldık, isteyen gelsin başsağlığına diye, herkes geldi. Her gelen güzel bir şey söylüyor, o güç veriyor bana. ‘ Üzüntüsünü söylemezdi 

-Bir süre merkeze alındı Recep bey. Bu kadar çalışmayı seven, aktif biri için o süre nasıl geçti? Sizinle paylaşır mıydı hissettiklerini? 

-’Üzüldüğünü, sıkıntısını hiçbir zaman ailesine söylemezdi, üzülmeyelim diye. Gece yarısına doğru gelen telefonla merkeze alındığını öğrendiği zaman, ona pek dokunmadı, bana da dokunmadı. Çünkü en uzun valilik yapan oydu, sonuna kadar vali olarak kalacak değil ya diye düşünmüştüm... O da istemiyordu valilik. Merkeze alınması benim için çok iyi oldu. Dinlendik, o üç yılı birlikte geçirdik. Konuşacaklarımızı konuştuk, ama birbirimize doyamadık tabii.’

 -İleriye dönük planlar yapar mıydınız? 

-’Tekrar vali olur musunuz diye soruyorlardı. Ben yapacağımı yaptım, bundan sonra gençlere bırakıyorum derdi. Ondan sonra kararname çıkınca, ‘kabul etmezsem Denizlililer gücenecek, herhalde içecek suyumuz var. Bismillah deyip gidelim hanım, hayırlısı neyse o olur’ dedi. Denizli’ye daha yeni gelmiştik. Orada su kayağı yaptı biz torunla motorla takip ettik. Denizli çok farklıydı. Çok sevmiştik, onlar da bizi çok sevmişti. Diğer yerler gibi değildi. Çok hareketliydi, daha yeni başlayacaktı oradaki çalışmalar. Ama olmadı. Çok erken ayrılacağı için mi biz Denizli’yi, Denizlililer bizi çok sevdi bilmiyorum. 

-Recep bey ya rafting yapardı, ya yamaç paraşütü, ya da su kayağı... Hep tehlikeli sporlarda görüyorduk. Bir seferinde sizin kızgınlığınız da yansımıştı basına? 

-’Rafting yapıyordu Erzincan’dayken. Biz de vali yardımcısının hanımıyla kenardaydık. Bot devrilince düşmüş kolu kanamış. Arabaya gelmiş üstünü değiştiriyor ama bana göstermeyecek. Bütün vücudu gitse, ağırsa söylemez, göstermezdi. Ben kolunu tuttum,’niye rahat durmuyorsun?’ diye.. Sonra muhabir ‘vali bey eşinden dayak yedi’ diye haber yapmış... Vali bey ‘Bu hanımların hoşuna gitmiştir, cesaretlenmiştir. Ama sen bir Karadenizli olduğun için her şeyi yapabilirsin’ diye takılıyordu. Sonradan ben de bulaştım o işlere. Rafting, su kayağı yaptım, paraşütle uçtum. Bir açılış sonrası çıkmıştık dağa. Ben ödünç ayakkabıyla paraşütle uçmaya karar verdim. Arkadaşlar ‘hanımefendi uçmayın yarın altın günümüz var’ diyorlar ‘ben de merak etmeyin yetişirim’ dedim. Önce o uçtu ama hemen indi. Kalp kapakçıklarım rahatsız olduğu için o zaman çok korkmuş, ben inene kadar dudakları mosmor beklediğini anlatmıştı arkadaşlar. İndiğimde hemen sarıldı, tebrik ederim dedi, ‘ya sana bir şey olsaydı’ . 

‘Henüz hiç yalnız kalmadım. Oğlum yanımda, kızlar oyalıyor, torunlar oyalıyor. Gelen gidenler var. İlaç kullanıyorum sürekli. Zor bu olaylar, yenebilir miyim bilmem. Kızlar ‘sen Karadeniz’li kadınsın yenersin’ diyorlar. Ama acı, Karadenizli falan dinlemiyor, acı insanı yakıyor. İnsan eşini ne kadar kıymetli olduğunu öldükten sonra anlıyor.

’ Beşik kertmesiyiz... 

‘Biz beşik kertmesiydik. Hala-dayı çocuklarıyız.. Babamın erkek çocukları doğduktan sonra ölüyormuş. Ağa olduğu için de insanlar çok üstüne gelirmiş. Vali beyden on gün sonra da ben doğmuşum. Babam gelip annemi öpmüş ‘senden erkek çocuk istemiyorum benim oğlum doğdu, kızımı ona vereceğim’ diye. Daha sonra onlar ailesiyle Milas’a taşındılar. Birinci sınıfı okumadığı için benden bir sınıf öndeydi. Lise sona kadar hiç görüşmedik. O zaman geldi ‘ben seninle evlenmek istiyorum’ diye. ‘ben üniversiteyi okuyacağım olmaz’ dedim. Okumamı istemedi, aileme mektuplar yazdı. 

‘Sen çocuklarını büyütürsün’ derdi. Sonra istediler. Yüzüğümü gönderdi mektupla, abisi taktı Köprübaşı’nda. Biz de onun yüzüğünü gönderdik. Aydın’da bir parkta annesiyle takmış. Kader, sonra Aydın’a vali olduk. Ne zaman oradan geçsek, ‘bak bu taşın üstünde yüzüğümü taktım’ derdi. Şimdi o yüzük oğlumun parmağında.

’ Şoförleri hep uyarırdı Gözünde bir rahatsızlık olmuştu, doktor rapor verdi. Ama hayatı boyunca rapor almamıştı. Bir hafta izin aldı, ailesinin yanına gitti. O akşam sekizde geldi. Ertesi gün ben ve oğlum İzmir’e doktora gidecektik, erken yola çıkacaktık. Oğluma ‘erken yat’ dedi. Oğlum ‘anne babam bana öyle içten bir ‘oğlum’ dedi ki’ diye anlattı. Zaten ‘oğlum, kızım’ diye bastırarak söylerdi... Sonra bir telefon geldi, ben sadece sesleri duydum ‘sabah onda yola çıkarız’ diye. 

Nereden duymuşlardı geldiğini de hemen aradılar bilmem. Ben kendi şoförüyle gidecek sandım. O bey de arabayı da şoförü de kiralamış meğer. Nasıl oldu anlamadım, çok titizdi trafik konusunda. Hep uyarırdı şoförleri, ‘sadece benim hayatım değil, kendilerininkini de tehlikeye atıyorlar’ derdi. Uyudular mı bilmiyorum. Beraber gittikleri Ziraat Odası Başkanı’nın babası çok zenginmiş, büyük bir arsa varmış onu ikna edip okul yaptıracakmış.

Kaynak:
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a180690.aspx


Yorumlar


"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı