Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

KEMALİYE VE İLİÇ GEZİ NOTLARI


 KEMALİYE VE İLİÇ GEZİ NOTLARI 
Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu, görev süresince (muhtemelen Tokat ve Aydın'da olduğu gibi) Erzincan'ın bütün ilçe ve köylerini ziyaret etmiş ve sorunların çözümünü yerinde sağlamış bir idareci olarak anlatılmaktadır. Bu durum basında da yer almıştır. Arşivimden örnekler için Bkz:








 

Recep Yazıcıoğlu'nun Erzincan Valiliği süresince şehre katkıları

 

Özet
Recep Yazıcıoğlu Erzincan'ın en başarılı ve tanınan valilerinden biridir. 1980 ve 1990'lı yıllarda Erzincan'da valilik görevini sürdüren Yazıcıoğlu, Erzincan ilinin ekonomik ve sosyal alanlarda kalkınabilmesi için birçok çalışma yürütmüş, ve bu çalışmalar büyük başarılarla sonuçlanarak Türkiye'de oldukça ses getirmiştir. Karakteristik özellikleri, siyasi tutumu ve mesleğindeki yenilikçi yaklaşımlarıyla eşi benzeri görülmemiş bir vali olan Recep Yazıcıoğlu, Erzincan'ı yalnızca kalkındırmamış, aynı zamanda Erzincan ilinde yaşanan sorunları da özveri ve azimle çözebilmiştir. Erzincan valisi olarak görevini sürdürdüğü sırada Yazıcıoğlu şehrin en önemli ulaşım güzergâhlarından biri olan Kemaliye Başpınar Köprüsü'nün yeniden inşasında etkin bir şekilde rol almıştır. Karşısına çıkan tüm engellere rağmen Erzincan ili için çalışmayı sürdüren Recep Yazıcıoğlu, aynı zamanda Erzincan turizminin kalkındırılması adına önemli çalışmalarda bulunmuş ve şehrin tarihi ve doğal güzelliklerini ön plana çıkararak turistlerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir. Yazıcıoğlu'nun eşsiz ve başarılı bir yerel yönetim figürü olmasında kendisinin halka daima yakın olması ve eşitlikçi bir tutum benimsemesinin kayda değer bir önemi bulunmaktadır. Valilik kariyeri boyunca getirdiği birçok yenilik ve elde ettiği birçok başarı sebebiyle "Süper Vali" adıyla anılmaya başlayan Yazıcıoğlu, geçirdiği bir trafik kazası sonucunda hayatını ani bir şekilde kaybetmesinden sonra dahi gelecek valilere örnek olarak gösterilmeye devam etmiştir.
 
Recep Yazıcıoğlu is one of the most successful governors of Erzincan province. When Yazıcıoğlu continued his mission as the governor of Erzincan province in the 1980s and 1990s, he conducted a great number of studies in order to strengthen the economic and social development of this province. Then, his studies were resulted with a remarkable success and make a tremendous impact in Turkey. Furthermore, Recep Yazıcıoğlu did not only work for transforming Erzincan into a better province, but he also solved the critical problems in this province with dedication and perseverance. While he was serving as the governor of Erzincan, Yazıcıoğlu played an active role in the reconstruction of Kemaliye Başpınar Bridge, which is one of the most significant transportation routes of the city. Furthermore, as a governor who ambitiously worked for Erzincan province despite all the obstacles that he was faced with, Recep Yazıcıoğlu also conducted important studies for the development of Erzincan tourism, and he could attract the attention of tourists by highlighting the historical and natural beauties of the city successfully. Yazıcıoğlu's sincere and egalitarian attitude towards the residents of Erzincan is one of the main reasons for his remarkable success. Thanks to his characteristic features, he could become a unique and successful local government figure. Due to his succession, he was regarded as a "Super Governor", and although he died in a sudden traffic accident in 2003, he continued to be a remarkable leading figure for future governors.


*Yazar(lar):
Kayapınar, Özgenur
Arslan, Elif
Koçak, Batuhan Safa
Pınar, Çağan
Ergovan, İzmir
Tarih
2020
Yayıncı
Bilkent University
Koleksiyonlar

22 yıllık hasret bitti



22 yıllık hasret bitti

 04.10.1997

Kimi köprüler filmlere konu olur, kimileri üzerine savaşlar yapılır, kimine ağıtlar yakılır... Fırat'ın üzerinde kurulan ve geçtiğimiz günlerde açılan Başpınar Köprüsü'nün hikayesi ise farklı: Köprülerini Keban Barajı'na kurban veren Erzincan'ın Kemaliye İlçesine bağlı 25 köyün insanı, tam 22 yıldır köprülerine kavuşmanın mücadelesini veriyordu. En acil yaşamsal ihtiyaçları için Fırat'ın sularını, sallarla, sandıklarla aşmaya çalışmışlar, Fırat'ın sularına kurbanlar vermişlerdi. Çalmadık devlet kapısı bırakmadılar yıllardır. Ve 22 yıllık hasret sonunda bitti. Bayraklarla ve pankartlarla süslenen köprünün açılışı bölge insanı için, gerçekleşen bir rüya idi.

Köprüler vardır adı dillere destan, köprüler vardır filmlere konu olmuş, köprüler vardır uğruna savaşlar yapılmış, ağıtlar yakılmış... Fırat'ın üzerinde kurulan ve geçtiğimiz günlerde açılan Başpınar Köprüsü'nün hikayesi ise bilinenlerden farklı: Köprülerini Keban Barajı'na kurban veren Erzincan'ın Kemaliye İlçesine bağlı 25 köyün insanı, tam 22 yıldır köprülerine kavuşmanın mücadelesini veriyordu. En acil yaşamsal ihtiyaçları için Fırat'ın sularını, sallarla, sandıklarla aşmaya çalışmışlar, Fırat'ın sularına kurbanlar vermişler, göçün artmasıyla köyleri giderek boşalmıştı...

Sonra küçük bir feribotla ulaşım sağlanmaya çalışılmış, PKK'nın yaktığı bu feribot defalarca batmıştı... Batmadığı ve PKK tarafından yakılmadığı dönemlerde emektar feribot yıllarca Munzur Dağları yakasında kalan 25 köyün, Kemaliye ile olan bağlantısını sağladı. Bölgedeki terör korkusu nedeniyle feribot, gün batımından sonra çalışmıyordu. Hastalık ya da doğumlarda insanlar perişan oluyordu. Son feribota yetişmeye çalışanlar kilometrelerce öteden araçlarının kornalarına basarak kaptana haber ulaştırmaya çalışıyorlardı. Son feribotu kaçıranlar sabaha kadar beklemek zorunda kalıyordu.

Ve 22 yıllık hasret sonunda bitti. Bayraklarla ve pankartlarla süslenen köprünün açılışı bölge insanı için, gerçekleşen bir rüya idi. Yıllardır 25 köyün umudunu, sevincini, üzüntüsünü Fırat'ın iki yakasına taşıyan feribot ise köprünün devreye girmesiyle emekli oldu.

Bölgedeki insanlar eski köprü sular altında kalmadan önce yeni köprü için kolları sıvamışlar. Devlet, defalarca yaptığı köprü projesini bir türlü hayata geçirememiş. Aşındırmadık devlet kapısı kalmamış. Verilen sözler hep söz olarak kalmış. Özellikle yörenin en büyük köyü olan Başpınar köyü önderliğinde toplantılar düzenlenip bağışlar toplanmış. İstanbul Bahçelievler Belediyesi de maddi katkıda bulunup bölge sorunlarının duyurulması için çalışmalar yapmış. 1993 yılına kadar umutlar feribotla gidip gelmiş. Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu vatandaşın da desteğini alarak köprünün inşaatını başlatmış. Karayolları Genel Müdürlüğü yapılan köprünün standartlara uygun olmadığını rapor etse de bütün engeller sonuçta aşılarak sonunda yapılmış.

110 ton ağırlığındaki çelik köprü önce bir yakada monte edildi. 67 metre uzunluğundaki köprünün bir yakadan öteki yakaya sürümü ise literatüre geçecek kadar ilginç oldu. 110 tonluk köprünün bir ucu feribotla kaydırılarak yedi saatte karşı yakadaki betona ulaştırıldı. Bu arada nefesler tutulmuştu. En ufak bir aksilik köprünün ve de bütün umutların suya gömülmesi olacaktı.

Kemaliyeli olan Lütfi Özgünaydın, Fırat'ı aşmaya çalışan insanların acısına tanık bir gazeteci. ‘‘Halk çare üretmeye başlamıştı. Köprü yıkıldıktan sonra ilk günlerde hastalar, kamyon iç lastiklerine bağlanan tahtaların üzerinde taşındı. Buğdaypınar Köyü'nden Ömer Dayı hastalanmıştı’’ diye anlatıyor:

‘İlçeye hastaneye götürülmesi gerekiyordu. Hüseyin Sipahi karşı kıyıda sal yapabilmek için saatlerce uğraştı. Ben de Hürriyet için fotoğraf çekiyordum. Gün nerede ise bitecekti. Gün batmak üzereyken sal tamamlandı. Ömer Dayı güçlükle karşı yakaya götürüldü. Bir kamyonun kasasına yatırılıp hastaneye yetiştirildi.’’

SAKLI CENNET

Kemaliye, Türkiye'nin saklı cennetlerinden olan Karanlık Kanyon'un bulunduğu bir ilçe. Baş döndürücü yükseklikteki kanyon, bölgeye olan ulaşımın güçlüğü nedeniyle henüz tam olarak keşfedilmemiş. Fırat'ın geçtiği kanyon bölge turizmi için gelecekte odak noktası olmaya aday.

BİR TÜNELİNİZ OLSUN

Kemaliye'nin ikinci hasreti, 100 yıllık geçmişi olan Taşyolu tünellerindeki çalışmalar da devam ediyor. Kemaliye'yi Divriği üzerinden Ankara'ya bağlayacak ve 220 km. yolu kısaltacak olan tünelin bitimine iki km. kaldı. Bu tüneller de büyük oranda bağışlarla yapılıyor. En fazla parayı bağışlayanların isimleri de tünellere veriliyor. İlgilenen hayırseverlere duyurulur.

SEVİNÇ GÖZYAŞLARI

Erzincan'ın en uzak ilçesi, Kemaliye'de bayram vardı. Keban Barajı suları altında kalan köprünün yerine yapılan Başpınar Köprüsü'nün açılışına gurbette olan çok sayıda Kemaliyeli de katıldı. Çoluk çocuk köylerine gelen gurbetçiler için köprünün açılış anı, çeyrek asırlık bir hasretin de sonu oldu. Yaşlılar arasında, ‘‘Ölmeden köprüden geçtim ya’’ diyenler vardı. Çocuklar yine çocuktu. Ellerindeki bayraklarla bu anlamlı günü paylaştılar.

KATLİAM KÖYÜ

Köprü'nün Kemaliye'ye bağladığı köylerden biri de 1993 yılında teröre 33 şehit veren Başbağlar köyü idi (sağda). Katliamın yaşandığı köyde buruk bir sevinç vardı. Köprü açılışıyla birlikte, katliam sırasında yakılan evlerin yerine yapılacak olan 40 evin temeli de Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'in de katıldığı bir törenle atıldı.

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/22-yillik-hasret-bitti-39267376

Lütfi Özgünaydın: Vali Recep Yazıcıoğlu unutulmadı



Lütfi Özgünaydın: Vali Recep Yazıcıoğlu unutulmadı

Kemaliye’deyim, Keban Baraj Gölü dolmaya başladı köprüler bir bir sular altında kalıyor. Hürriyet Haber Ajansı muhabiriyim, aynı zamanda Gurbet adlı yerel gazeteyi yayımlıyorum. 1973 yılı Keban Baraj Gölü, her bir şeyi yutuyor; Başpınar Köprüsü sular altında kaldı. Karşı yakada Munzur Dağları önünde Başpınar ve 22 köy mahsur kaldı. Oradan oraya koştum, çok ilginç haberler yaptım. Hüseyin Sipahi yüzerek karşıdan karşıya geçiyor, hasta olanları şamyerlerden yaptığı sallarla karşıdan karşıya geçiriyordu. 22 köyün halkı yıllarca çile çekti tahtadan sallar yaptılar karşıdan karşıya geçmek için, arşivime baktım yüz civarında haber yazmışım. Başpınar ve 22 köy halkı köprü yaptırma derneği kurdular yıllarca çaba verdiler. O günlerde defalarca Başbakan Yardımcısı Zeyyat Baykara’ya gittik Mehmet Karaköse’yle. Çile sürerken ben İstanbul’a taşındım. Yöre insanının çilesi devam ediyordu.

VALİ YAZICIOĞLU GELDİ

Defalarca başbakanlara, bakanlara, cumhurbaşkanlarına heyetler gitti. Bir türlü sonuca gidilmedi. Recep Yazıcıoğlu Erzincan’a atandığında Kemaliye’nin iki önemli sorunu vardı. Birisi köprü diğeri taş yolu sorunu idi. Önce köprünün yapımı için halkın İstanbul ve Ankara’da yaptığı toplantılara katıldı. “Siz ne veriyorsanız ben iki katını veriyorum” dedi ve bir meblağ meydana getirdi. Sonra köprüyü yaptırdı, çelikten bir köprü. Barajın iki yakasına. Ayaklar yaptırdı karşı kıyıda çelikten monte ettirdiği köprüyü bir feribot üzerinde bir yakadan bir yakaya taşıdı. Dünyada ilk kez böyle bir iş yapılıyordu. Ve Yazıcıoğlu hiç kıpırdamadan 7 saat köprünün bir yakadan bir yakaya sürülmesine baktı o gün. Çünkü küçük bir hata olsa çelik köprü barajın içersine düşerdi. Köprü kuruldu 22 köyün çilesi bitti. Köprünün adı “Recep Yazıcıoğlu Köprüsü” oldu. Yine onun valiliğinde Taş Yolu’nun büyük bölümü tamamlandı. Taş Yolu için Başbakan Bülent Ecevit de gelip yerinde incelemeler yaptı, yola katkı sağladı. Kemaliye halkının da dayanışması ile bir destan yaratıldı. Taş yolu 34 Ağustos 2002 tarihinde Vali Halil Altınok tarafından açıldı.

Kemaliye halkı Recep Yazıcıoğlu’nu unutmadı. İşte onların sözleri…


DEVLETİN GÜLEN YÜZÜ

ALİ COŞKUN/ 58. ve 59. Hükümetler Sanayi ve Ticaret Bakanı

Recep Yazıcıoğlu, çok genç yaşta ( 36 ) atandığı Tokat Valiliğinden sonra Aydın, Erzincan ve Denizli illerinde başarılı görevler yaptı.

Devletine, milletine saygılı mütevazı davranışlarıyla halkımıza yakınlığı, enerjik davranışları, “Laboratuvar çalışması“ olarak nitelendirdiği “Devlet–Halk işbirliği” modeliyle verdiği örnek hizmetleri devlette yerleşik bürokratik engelleri aşma konusundaki fikir ve davranışlarıyla devletin gülen yüzüydü. “Adam gibi Vali”, “Süper Vali”, “Efsane Vali” olarak milletimizin gönlünü fethetti.

Bu üstün hizmetlerine Kemaliye’mizde gerçekleştirdiği yüz yıllık rüya “Taş Yolu” ve 50 yıllık rüya olan Başpınar Yazıcıoğlu Köprüsü’nü örnek olarak saymamız umarım yeterli olur. 

Takdir-i ilahi 2 Eylül 2003 tarihinde geçirdiği şüpheli, elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı. Ruhu şad makamı cennettir inşallah.

Vefatından sonra yazdığım şiirle Yazıcıoğlu’nun tarifi ise şöyle:

Bürokraside valiydi.

Yiğitlikte az deliydi,

Halkın gözünde “Veli”ydi

Onda hizmet: Aşk hali’ydi

***

Milletimiz unutmaz ismini,

Gönüllerde yaşatır resmini


TAŞ YOL’UN ÖYKÜSÜ

HASAN BASRİ AKTAN/ 56. Hükümet Ulaştırma Bakanı

Bir rüya gibi… İnşasına 132 yıl önce dağlardan, ip bağlı sepetlerle inilerek kazılmaya başlanan Erzincan'ın Kemaliye ilçesindeki Taş Yolu. Başladığında 1800'lü yılların sonlarına doğru 300-400 metrelik bir yol, kayalar yarılarak yapılmış. Defalarca yeniden başlanmış ama bir türlü bitirilememiş.

Vali Recep Yazıcıoğlu, Erzincan’a atanınca, bu iş için teşebbüse geçerek Bakanımız Ali Coşkun’dan bir toplantı organize etmesini talep eder. Bunun üzerine hemşehrilerimizle birlikte 1993'te İstanbul'da, “Taşyolu'na yardım gecesi” düzenlenir. Gecede başta Hacı Ali Akın, Cemal Boztepe, Muhlis Cüher, Halil Balioğlu olmak üzere, Kemaliyeli hemşehrilerimizin katkılarıyla toplanan parayla işe başlanır. İlaveten İl Özel İdaresi katkısı ve valinin teklifiyle kaynak oluşturmak için açılacak tünellerin isim hakkı, 5 milyar lira olarak belirlenir, hayırsever hemşehrilerimiz birer tüneli üstlenir. Birkaç tünele de vefa ve kadirşinaslık adına emeği geçenlerin (Bülent Ecevit, Ziya Aktaş, Hasan Basri Aktan, Ali Coşkun, Recep Yazıcıoğlu gibi) isimleri verilir. 

HALKA YAKINDI 

PROF. ALİ DEMİRSOY

Sayın Recep Yazıcıoğlu Türk yönetiminin alışageldiği yönetici tipinden çok farklı idi. Coşkuluydu, hızlı düşünen ve uygulayan bir yönetim anlayışı vardı. Sportmen ve gençlere örnek davranış sergilerdi; halka yakındı onlar gibi düşünür konuşmalarını esprilerle süslerdi. Devletin egemen kişi ve yönetimlerine karşı cesaretle karşı durmayı bilebilen kişilerden biriydi. Türk yönetiminin ondan öğreneceği çok şey vardı. Ne yazık ki çok erken yitirdik. Türk valilerinin içerisinde yaşarken ve öldükten sonra en çok konuşulan valilerden biri olmuştur. Bu nedenle gönüllerimizde yaşatmaya devam ediyoruz.

MÜSTESNA, GÜZEL İNSAN

DR. FERUDUN ÇELİKMEN/ KEMAV Başkanı

Bir valiye arkadaşını, dostunu arıyormuşçasına telefon açabilmek, kapısı ardına kadar açık odasına elini kolunu sallayarak girip, kardeşine sarılıyormuşçasına sarılabilmek… Sıra dışı, özlenesi özellikler, güzelliklerdi bunlar… 13 Mart 1992 Erzincan depreminde ilk kez tanıştık Vali Recep Yazıcıoğlu ile. Depremin hemen ardından okulum Cerrahpaşa’da Genel Cerrahiden Uğur ağabeyin yıkılan SSK hastanesinde enkaz altında kalan hemşire eşini ararken gördüm ilk kez onu. Uğur ağabeyin eşini SSK hastanesi enkazında çıkardık ama maalesef Crush (ezilme) yaralanmasından kaybettik. Kurtaramadık. Bu acı olay benim de yaşamımdaki dönüm noktalarından biri oldu. AKUT’un kuruluş amacı olan dağ kayıp ve kazalarında öte, depremlerde de aktif rol almasına giden süreçte var gücümle derneğin misyonuna bu kapsamı da ekletmeye çalıştım. Sonrası, 10 yılı aşkın süreyle her fırsatta geldiği memleketime, haber verip aradığında ben de koşup geldim. Defalarca rafting yaptık, kayak yaptık, dağlarda yürüdük, su kayağı yaptık, Türkiye’nin ilk donmuş şelale tırmanışını Erzincan Girlevik şelalesinde gerçekleştirdik… Valimle olan dostluğumuz onu 8 Eylül 2003’te gencecik, 55 yaşında elim bir kazada kaybedinceye kadar, yıllarca devam etti. Vefatının ardından KEMAV’ın ilk Doğa Sporları Şenliğini onun anısına yaptık. Ne zaman doğaya, dağlara, göllere, nehirlere koşsam, memleketim Kemaliye’ye gitsem bu müstesna, güzel insanı, “Valimi” anarım…


ENGİN GÖRÜŞLÜ DEVLET ADAMI

TAMER AKSOY/ Dernek Başkanı

Başpınar halkı köprünün baraj gölü suları altında kalmasından sonra çaresiz kalmıştır. 11 Nisan 1993 tarihinde Başpınar feribot alanına bir devlet adamı gelir. Engin görüşlü devlet adamı Vali, köprü olayının önemini anlar ve mahalde köprü mesafesinin uygun olduğunu ve bu köprünün “Devlet-Millet” işbirliği ile pekala yapılabileceğini ifade eder. Halk zaten buna razı ve hazırdır. Umutlar yeşermiştir. Halkın önüne düşer ve bu köprü yapılır. Av. Ali Durbin, Ali Coşkun, Hüseyin Sipahi ve yöre insanı büyük çaba verir. Müthiş bir süreç sonunda, Başbakan Bülent Ecevit’in de katılımıyla 13 Ağustos 1997’de köprünün açılışı yapılır. Öyle bir şenlik yapılır ki, Fırat Vadisi böyle bir coşku görmemiştir. Recep Yazıcıoğlu bambaşka bir valiydi. Unutmadık unutmayacağız. “Recep Yazıcıoğlu Köprüsü” onun adıyla bizim onurumuzdur. Saygıyla rahmetle anıyorum.

SIRA DIŞI VE CESUR

AHMET GÜZEY

Ahmet Güzey kitabında şöyle yazıyor; “Klasik bir bürokrat değildi, farklı bir yapıya sahipti. Birçok sıfat öngörülüyordu, süper, sıra dışı, aykırı, cesur. Vali olarak Türkiye onu tanıyor seviyordu. En büyük anıtım dediği Başpınar Köprüsü’nün mimarıydı. Kemaliyeliler onu o da Kemaliyelileri çok sevdi. Allah rahmet eylesin.”

KARARLILIĞIN ANITI

MUSTAFA ŞAHİNTAŞ

Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü romanlara konudur. Ayşe Kulin, Köprü romanını da yazdı zaten. Bu gerçek öykü de anlatılanlar, yapılan faaliyetlerle övünmek yahut bazı kişileri övmek değildir. Asıl amaç özellikle genç nesillere azmin ve çalışmanın neler meydana getirdiğini anlatmak ve meydana getirilen eserin değerini açıklamaktır. Bu köprü, bir kararlı önder Vali Recep Yazıcıoğlu'nun ve özverili yöre halkının “Neler yapabileceğinin anıtıdır”.


ÖNGÖRÜLÜ

ŞEVKET GÜLTEKİN/ Doğaperest

Kemaliye’nin geleceğinde turizmin önemini algılayıp bu yönde çalışmalar yaparak bizleri özendirmiştir. Kemaliye Kültür Turizm ve Folklor Derneği’ni kurmuştuk. Dernek bünyesinde oluşturduğumuz ekibe “FASIL HEYETİ” ismini vermiş; çevre il ve ilçelerde program yapmaya teşvik etmiştir. Ulusal televizyon programlarında yayınlanmasına ön ayak olup, yurt dışına program yapmaya göndermiştir. Kemaliye ziyaretlerinde mutlaka Fasıl Heyeti’nin oluşumunu pekiştirmek için program yaptırıp; Fasıl Heyeti’ne bu moral bana üç ay yeter, üç ay sonra yine buradayım diyerek gider bizlere de moral kaynağı olurdu. 


Kaynak:
Lütfi Özgünaydın: Vali Recep Yazıcıoğlu unutulmadı, https://www.aydinlik.com.tr/vali-recep-yazicioglu-unutulmadi-209898#5

Dünyanın en zor yolları arasında: Adrenalin tutkunlarını bekliyor




Dünyanın en zor yolları arasında: Adrenalin tutkunlarını bekliyor

 17 Mayıs 2018

Erzincan'da, "dünyanın en zorlu yolları" arasında gösterilen ve 132 yılda yapılabilen Kemaliye-Divriği arasındaki Taş Yolu, çok sayıda tünel, viraj ve keskin uçurumlarıyla macera tutkunlarını cezbediyor. Kemaliye Belediye Başkanı Haznedar, "Bu yolda büyük yarıklar ve keskin virajlar var. Yedi kilometre boyunca devam eden yolda araçların karşılıklı birbirini görmesi mümkün değil. Burası, dünyanın en zor yollarından birisi" dedi.





Erzincan'da, "dünyanın en zorlu yolları" arasında gösterilen ve yapımı 132 yılda tamamlanan Kemaliye-Divriği arasındaki Taş Yolu, çok sayıda tünel, viraj ve keskin uçurumlarıyla hem yaya hem de araçla gezinti yapmak isteyen macera tutkunlarını cezbediyor.

Erzincan'ın Kemaliye (Eğin) ilçesini İç Anadolu'ya bağlamak amacıyla 1870'de inşasına başlanan Taş Yolu, Karanlık Kanyon'un geçit vermeyen kayalıklarını ilkel aletlerle oyan ve adeta iğneyle kuyu kazan yöre halkı tarafından 132 yıllık çalışma sonucu devletin de verdiği destekle 2002'de tamamlandı.

Önceleri dar olduğu için sadece yürüyerek geçilebilen Taş Yolu, zamanla araç geçişi için genişletilerek Kemaliye'yi Divriği'ye bağladı.

Doğal güzellikler ziyaretçileri büyülüyorHer iki tarafı yer yer 400-500 metrelik sarp kayalık yamaçlardan oluşan Karanlık Kanyon boyunca macera tutkunlarına nefis manzaralar sunan 7 kilometre uzunluğundaki yol, içinde barındırdığı irili ufaklı 38 tünel ile çok sayıda keskin viraj ve uçurumlarıyla artık ulaşımdan ziyade turizm amaçlı kullanılıyor.
Fırat Nehri kıyısında Kemaliye'den Divriği'ye uzanan ve daha çok araçla macera yaşamak isteyenlerin tercih ettiği yol, gerek yaya gerekse araçla yapılan tehlikeli yolculuğa rağmen doğal güzellikleriyle de misafirlerini büyülüyor.

Guoliang Tüneli'nden daha tehlikeli
Kullanıcılarına dünya genelindeki tehlikeli ve zorlu yolların tanıtımını yapan "www.dangerousroads.org" adlı internet sitesince 2 yıl önce "dünyanın en tehlikeli yolu" olarak belirlenen Taş Yolu'nun, Çin'deki dünyaca ünlü "Guoliang Tüneli" olarak nitelendirilen yoldan yer yer daha tehlikeli olduğu belirtiliyor.Uluslararası Erzincan Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Şenlikleri düzenlenen Kemaliye'de, yürüyüş ya da araçla zorlu bir yolculuk yaparak macera yaşamak isteyenleri ağırlayan Taş Yolu'nun yanı sıra Karanlık Kanyon'da "Base Jamp" ve "Wingsuit" atlayışları gerçekleştirilebiliyor.



Bu özellikleri ile her yıl çok sayıda adrenalin tutkunu yerli ve yabancı turisti misafir eden ilçe ve Taş Yolu, macera tutkunlarına unutulmaz güzellikler sunuyor ve maceralar yaşatıyor.
Taş Yolu yeni yolla birlikte eski önemini yitirdi
Kemaliye Belediye Başkanı Mustafa Haznedar, Taş Yolu'nun Kemaliyeliler için her zaman vadiden çıkış ve kurtuluş yolu olarak görüldüğünü belirtti.
Haznedar, nehrin ılıman ikliminden faydalanan yöre halkının 18. yüzyılda İç Anadolu'ya bağlantının sağlanması amacıyla bir yol açılmasına karar verildiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Taş Yolu, tarih boyunca Kemaliyeliler için hep vadiden çıkış için kurtuluş yolu olarak gözükmüştür. Eğinliler katır kervanlarıyla Giresun Limanı'na, oradan da gemilerle İstanbul'a ulaşırdı. Bu sebeple Fırat Vadisi'nden nehrin ılıman ikliminden faydalanarak 18. yüzyılda bir yol açılması düşünüldü ve sürekli bu yol üzerinde çalışmalar yapıldı. Kazma kürekle adeta iğneyle kuyu kazıyan yöre halkının çalışmaları netice vermeyince merhum Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu, 'Siz bir koyun, ben devlet olarak iki koyacağım ve hep birlikte bu yolu açacağız' dedi. Daha sonra tabii teknoloji, iklimler değişti, karlar azaldı. Bu sefer de Erzincan'ın bir başka medarıiftiharı Başbakan Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanı olunca Avaz bölgesinden Kemaliye'ye büyük bir yol açınca Taş Yolu ulaşım için önemini kaybetti."


"Çok zor koşullar altında açıldı"
Taş Yolu'nun çok zor doğa koşulları altında açıldığını ifade eden Haznedar, "Bu yolda büyük yarıklar ve keskin virajlar var. Yedi kilometre boyunca devam eden yolda araçların karşılıklı birbirini görmesi mümkün değil. Burası, dünyanın en zor yollarından birisi." dedi
Merkezi İstanbul'da bulunan Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı (KEMAV) Kemaliye Temsilcisi Ragıp Güneysu da yolun başlı başına adrenalin olduğuna vurgu yaparak, "Buraya gelen birçok insan araçla gitmelerini bırakın 'Ben daha yürüyemeyeceğim' diye heyecan ve korkusunu dile getirip duruyor. Bu yol dünyanın da sayılı tehlikeli yollarından birisi." ifadelerini kullandı.

Kaynak:

https://www.yenisafak.com/gundem/en-zor-yollari-arasinda-adrenalin-tutkunlarini-bekliyor-3312045


Vali Yazıcıoğlu Görseydi Gurur Duyardı



Vali Yazıcıoğlu Görseydi Gurur Duyardı


Bu yıl 40´ıncısı düzenlenen Erzincan Kemaliye (Eğin) Kültür ve Doğa Sporları Şenliği hakkında açıklamada bulunan Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı Başkan Yardımcısı Dr. Ferudun Çelikmen, ‘‘Bir zamanlar kimsenin bilmediği ilçemiz şimdilerde dolup taşıyor. Tur otobüslerinin uğrak noktası haline geldi. Rahmetli Eski Erzincan Valimiz Recep Yazıcıoğlu bugünleri görseydi herhalde bizlerle gurur duyardı’’ dedi.

Erzincan´ın Kemaliye ilçesinde düzenlenen Kemaliye (Eğin) Kültür ve Doğa Sporları şenlikleri kapsamında TKF Dragon yarışları düzenlendi. Gerçekleştirilen Uluslararası 40´ıncı Erzincan Kemaliye (Eğin) Kültür ve Doğa Sporları şenliklerinde TKF Dragon yarışlarında sporcular kürek çekerek birbirleri ile yarıştılar. Kemaliye Karanlık Kanyonda düzenlenen TKF Dragon yarışlarına vatandaşlarda yoğun ilgi gösterdi. 10´ar sporcudan ve bir de davul ile ritim tutan yönlendiriciden oluşan iki takımın yarışması renkli görüntüler oluşturdu.

SENEYE 41 KERE MAŞALLAH DİYECEĞİZ
Şenlikler hakkında İbrahim Gürler’e açıklamada bulunan Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı Başkan Yardımcısı Dr. Ferudun Çelikmen, "40´ıncı Erzincan Kemaliye (Eğin) Kültür ve Doğa Sporları Şenliği festivalimizdeyiz. Gördüğünüz gibi son derece heyecanlı zevkli Dragon yarışları ile şenliğimiz devam ediyor. Basın mensubu arkadaşlar birebir şahidi bu işin. 15 yıl önce bir otobüsün gelmediği Kemaliye´ye hafta sonu onlarca tur otobüsü geliyor, hafta içi yine aynı şekilde çevre il ve ilçelerden Malatya´dan, Elazığ´dan, Erzincan´dan, Diyarbakır´dan, Erzurum´dan insanlar geliyor. İstanbul´dan, Ankara´dan turlar geliyor. sonuçta Kemaliye Erzincan´ın turizme açılan bir vitrini, bir penceresi. Biz Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı olarak 40´ıncı şenliğimizi yapıyoruz. Seneye inşallah hep beraber sizlerle beraber 41 kere maşallah diyeceğiz. Şenlikleri sürekli ve sürdürülebilir tutmak önemlidir. Kemaliye örnek olmuştur. İnsanlar bu ülkenin cennet ülkenin her köşesini görmeliler. Gezmeliler” dedi.

VALİ YAZICIOĞLU’NU RAHMETLE ANIYORUZ
Karanlık Kanyon’da gerçekleştirilen ve adrenalin tutkunlarının nefesini kesen ‘base jump’ ve ardından yarasa adam atlayışları ile artık her yıl uluslararası düzeyde artan bir sporcu katılımıyla bu yıl Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Şenlikleri’nin 40’ncısını düzenlediklerini sözlerine ekleyen Çelikmen, Şenliklerin ilk gününde Karasu Nehri’nde dragon yarışları düzenlendiklerini belirterek; “Son derece heyecanlı bir aktivite ile festivalimiz başladı. Bir zamanlar kimsenin bilmediği ilçemiz şimdilerde dolup taşıyor. Tur otobüslerinin uğrak noktası haline geldi. Rahmetli Eski Erzincan Valimiz Recep Yazıcıoğlu bugünleri görseydi herhalde bizlerle gurur duyardı. Buraların günün birinde böyle turist kaynayacağını, insanların turizmden gelir elde edeceğini görseydi çok mutlu olurdu. Vali Yazıcıoğlu’nu rahmetle anıyoruz” diye konuştu.

Kaynak:
http://www.kazankayagazetesi.com/guncel/vali-yazicioglu-gorseydi-gurur-duyardi/.html

MUSTAFA ÖZSOY: BABAM SENİ UNUTMADIK! UNUTMAYACAĞIZ



MUSTAFA ÖZSOY:  BABAM SENİ UNUTMADIK! UNUTMAYACAĞIZ

Babam rahmeti rahmana kavuşalı aradan tam 2 yıl geçti; tarih 28 Şubat 2018 soğuk bir kış günüydü. Lapa lapa kar yağışının olduğu bir gündü. Erzincanlıların ve sevenlerinin bu denli ne kadar çok olduğunu bu tabiri caizse kara gününde dahi Kazım Erdem ÖZSOY’u yalnız bırakmadılar. 

Babam, Erzincan’ın çok kıymetli değerlerinden, unutulmayan yapı taşlarından birisiydi. Babam, hayatı boyunca her zaman Erzincan’a ve Erzincan halkının geleceğine ışık tutan duayen çok vefakâr bir insandı. Kendi menfaatlerini hiçbir zaman düşünmezdi. Kendisine zarar geleceğini bilse dahi hiç geri adım atmazdı. Yeter ki Erzincan’a bir şeyler yapılsın Erzincan’a bir şeyler kazandırılsın. Hep böyle güzel hasletlerin peşindeydi. 

Komşu illerden Erzincan'ın daha iyi daha ileri bir seviyede olması için gazetesinde (ÖZSÖZ) Gazetesinde köşe yazılarında Erzincan'a ne kadar önem verdiğini yapılması gerekenler için adeta bir rehberlik yapıyordu. "Erzincan ve Erzincan halkı her şeyin en iyisine layıktır. Erzincan için kim bir çivi çaksa Allah ondan bin defa razı olsun" derdi. Siyaset ayrımı yapmazdı, hayata objektif bakardı. Herkesin yardımına koşardı, yapılması gerekenleri gücü nispetinde yardımcı olur, kendisi için kimselerden bir şeyler beklemezdi.

Zamanın valisi rahmetlik sayın Recep Yazıcıoğlu ile birlikte Erzincan’ın bütün köylerini dolaşmışlardı. Yazıcıoğlu,  rahmetlik babamı çok severdi. Vali Recep Yazıcıoğlu,  nereye gidecek olsa, babamı yanından hiç ayırmazdı. 

Babam anlatmıştı hiç unutamıyorum diyordu ki; 

Bir yaz günüydü. Vali Recep Yazıcıoğlu Kemaliye’ye gidiyormuş... Babamı da yanlarına almış, birlikte Kemaliye'ye gitmişler. Rahmetlik babam, Vali Recep Yazıcıoğlu’nu Kemaliye'ye çok yakın olan bizim Yuva köyündeki eve davet etmiş. Yanlarında da Vali Bey'in haricinde sanırım 7 veya 8 kişi daha varmış. O zaman, babaannem de sağ, hayatta imiş. Eve gitmişler, babaannem de onlara yemek hazırlıyormuş.

Rahmetlik vali Recep Yazıcıoğlu, babaanneme dönüp diyor ki; 'Ya anacığım, bu oğlun bu kadar adamı aldı yemeğe getirdi. Bu kadar adamı sen nasıl doyuracaksın?' diyor! 

Babaannem de Vali beye diyor ki; 'Sayın valim, ben elimden geleni yaptım. Doyan doyar, doymayan da işte çeşme akıyor.' deyip bir espride bulunuyor. Vali Recep Yazıcıoğlu da kahkahayı basıyor. 

***

Kaynak:
http://www.kazankayagazetesi.com/category/koseyazilari

Recep Yazıcıoğlu Anısı: Bu saatten sonra gelen, çeker kafayı, vali olur zaten!’

Recep Yazıcıoğlu Anısı: Bu saatten sonra gelen, çeker kafayı, vali olur zaten!’


"Akşam geç vakit... Kemaliye’de bir köy...

Vali Recep Yazıcıoğlu, ‘Ey muhtar!’ diye bağırdı. 

Muhtarı aşağıdan çağırdı. ‘Ben, Vali.’ dedi. 

Adam dedi ki; ‘Bu saatten sonra gelen, çeker kafayı, vali olur zaten!’"


Kaynak:
Kazım Özsoy, Kaya, Erol (2012), “Şehre Tanıklık Edenler Erzincan Sözlü Tarih Çalışması”, Pasifik Ofset, İstanbul, Cilt I


Konakları, kanyonu görücüye çıktı şimdi doğa zenginliğini sergileyecek



Konakları, kanyonu görücüye çıktı şimdi doğa zenginliğini sergileyecek

Erzincan’ın Kemaliye İlçesi, önceki hafta düzenlenen 33’üncü Kültür ve Doğa Sporları Şenlikleri’nde mimari koruma ödülleri aldığı tarihi konaklarını, geleneksel dokumalarını, türkülerini sergiledi.

Güçlerini birleştirdiklerinde sarp dağları aşabileceklerini çok önceleri fark etmiş Kemaliyeliler. Güneydeki sarp, engebeli Malatya yoluna alternatif olarak, kuzeyde Divriği’ye bağlanan kısa alternatif yapmaya girişmişler. Karanlık Vadi’de, Karasu’nun iki kıyısında duvar gibi dimdik 500 metre yükselen kayalara tüneller kazmışlar. Dedelerin başladığı yol inşaatını, 1993’te dönemin valisi Recep Yazıcıoğlu’nun teşvikiyle bir araya gelen torunlar, aralarında topladıkları parayla tamamlamış. Bu sivil toplum iradesi 2003’te Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı’nın (KEMAV) etrafında birleşip, ilçede köklü bir değişimin kapısını aralamış.

ABD ve Avrupa’dan gelen sporcular 430 metre yüksekliğindeki Karanlık Kanyon’dan soluk kesici atlayışlar yaptı, kano, dağ bisikleti, kaya tırmanışı yarışmaları düzenlendi. Bu hafta ise TÜBİTAK’ın öncülüğündeki Doğa Okulu başlıyor. Türkiye’nin farklı illerinden gelecek doğaseverler, akademisyenlerin rehberliğinde yeryüzünde sadece Kemaliye’de yetişen endemik bitkileri, sadece burada yaşayan hayvanları tanıyacak. Akdeniz ve Sibiryan iklimleri, üç farklı faunayı buluşturan bu özel havzayı keşfedecek.

Kemaliye özel bir yazı yaşıyor bu yıl. Bereketli bahar yağmurları dut hasatını bir ay geciktirmekle kalmadı, ilçenin manzarasını da güzelleştirdi. Kemaliye’nin eteklerine serilmiş zümrüt gerdanlığı andıran Karasu, 20 yıl sonra ilk kez bu kadar yükseliyor. Sadıkbağı mahallesinin altında, geçmişte cirit oynanan alan bile suyla kaplandı. Kıyılardaki kavaklar, söğütler yarı bellerine kadar suyla örtüldü. İlçeyi çevreleyen yalçın kayalara ikindi güneşinin kırmızısı vurduğunda, yamaçlardaki dut bahçelerinin mat yeşili, nehrin parlak canlı tonları yan yana geldiğinde seyrine doyulmayacak bir manzara çıkıyor ortaya. İlçe merkezinde, çınar ağaçlarının gölgesindeki havuzlu kahvede kulak misafiri olduğum sohbete bakılırsa Kemaliyeliler de doyamıyor bu manzarayı seyretmeye. İstanbul’dan gelen konuklarına ilçeyi anlatan bir hanım “İncecik akan, ismi gibi kara bir suydu. Su düzeyi yükselip vadinin zeminini örtünce Kemaliye daha da güzelleşti” diyor.

FİLM SETİ HAZIR SİNEMACI BEKLENİYOR

Kemaliye’yi çevreleyen, yüksekliği 1500 metreyi bulan dağlardaki su kaynakları bu yıl daha coşkulu akıyor. İlçe merkezinin hemen üstünde, topraktan nehir gibi fışkıran Kadıgölü’nün karpuz çatlatan suları, taş kaplı yüzlerce yıllık sokakların kıyısındaki su oluklarından şırıltılar çıkarıp, çevreye serinlik saçarak akıp aşağıdaki nehre karışıyor.

100 yıl öncesine kadar İpekyolu kervanlarının geçtiği, çarşısında 40 kuyumcunun altın işlediği, 40 ayakkabıcının tahta çivilerle kundura yaptığı, beş noterin okuma, yazma bilmeyen tüccarlara senet düzenlediği, Fransa’dan Mısır’a beş ülkeye ihracat yapan ticaret kenti şimdilerde tam bir “yavaş şehir.” Geçen yüzyıl başında Ermeniler, Rumlar göçünce, 1960’lı yıllardan itibaren gençler büyük kentlerin yolunu tutunca nüfusu 20 binlerden 2 bine düşmüş. Belediye Başkanı Mustafa Haznedar “Çoğunluk 60 yaşın üstünde, gençlerin oranı çok az” diyor. Üstelik pek çoğu da emekli. Belediye Başkanı Haznedar bile uzun yıllar İstanbul’da görev yapan bir emekli hakim.

Doğu Anadolu’nun çıplak kayalarla şekillenen kurak coğrafyasında, Yama ve Mercan dağları arasına sıkışan Kemaliye vadisinin yeşilliği ne kadar şaşırtıcıysa, ilçenin sokaklarındaki manzara da o kadar hayret verici. Belediye binasından yukarılara çıkıp, nehre paralel bir seyir balkonu gibi uzanan Dörtyolağzı Sokağı’na girdiğinizde, dut bahçeleri arasındaki restore edilmiş, birbirinden güzel tarihi binalar sıralanıyor: Ceviz ve dutu karıştırıp misafirlerine leziz tatlılar yapan Lökhane, bitişiğindeki tarihi değirmen, kapısındaki plakete göre 1800’de yapılmış Ethem Ağa Konağı, ardından Yağmurdere boyunca sıralanan, geleneksel mimariye göre yapılmış ilk katı taş, üstleri ahşap cumbalı evler, konaklar... İlçedeki tescilli 163 tarihi yapıdan 34’ünün restorasyonu tamamlanmış, geleneksel mimari özelliği taşıyan yapıların sayısı 400’ü aşıyor. Merkezdeki belediye binası ve çevresindeki yapılar geleneksel mimariyi çağrıştıracak şekilde ahşapla giydirilmiş, tüm işyerlerine ahşap tabelalar yerleştirilmiş. İlçe SİT alanı ilan edildiği için yeni inşaatların bu yapıyı bozmasına izin verilmiyor. “10 yıldır ÇEKÜL Vakfı’yla yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda geçmişin değerlerini yeniden hayata kazandırdık. Onlar bizim gelecek kuşaklardan ödünç aldığımız varlıklar, bu bilinçle koruyoruz” diyor bu yıl ikinci kez seçilen Mustafa Haznedar.

ŞAİRİYLE GURUR DUYAN KÖYLER

Film setini andıran nehre paralel sokaklar, dut bahçelerinin içinden geçen merdivenli yollarla birbirine bağlanıyor. Doğu Anadolu’da görmeye pek alışmadığımız, Ege sahillerini çağrıştıran bu yollarda geçmişin ustaları taşı hasır gibi işlemiş. Kenarlara taştan su olukları yapılmış, bahçeler taş duvarlarla birbirinden ayrılmış, kademelendirilmiş. Oluşturulan teraslar küfelerle taşınan verimli toprakla doldurulmuş, dut ağaçları dikilmiş. Kanal sistemiyle her bahçeye su ulaştırılmış. Anadolu’nun en iyi taş ustaları Ermenilerce yapılan bu bahçelere onlar gittikten sonra Müslümanlar da sevgiyle bakmış.
“Kemaliye’nin en önemli özelliği, halkının yüzyıllar önce kent kültürünü benimsemesidir. Bir zamanlar ilçeye Karadeniz kıyısından her hafta 1500 atlı kervan gelir, malları bizim kervancılarımızca Mısır’a kadar ulaştırılırmış. İstanbul’la çok yakın bağı olmuş. İpekyolu kervanlarından, kuyumculuktan, dutlardan para kazanan Kemaliyeli, modayı, teknolojiyi yakından izlemiş” diyor Kemaliyeli fotoğrafçı, yazar Lütfi Özgünaydın.

İlçe merkezi gibi çevresindeki beş köy de geleneksel mimarisine sahip çıkmış. Örneğin merkeze 2,5 kilometre uzaklıktaki Apçağa Köyü’nün asırlık Yakup Ağa Konağı, taş sokakları, fırını, dükkanlarını gezerken zamanın durduğunu hissediyorsunuz. Apçağa kökenli şair Ahmet Kutsi Tecer’in “Orda bir köy var uzakta” dizeleri, köy girişinde yazıyor. Adına geleneksel mimari ürünü bir müze yapılmış, yanına okuma odası açılmış. Bu çabalar 2006’da köye Kültür Bakanlığı’ndan “Ulusal Mimarlık Koruma Ödülü” getirmiş. (Şairini unutmayan bir başka köy Çit. 31 yıl önce hayata veda eden Enver Gökçe’nin anısı köyündeki müzede yaşatılıyor.)

Manileriyle ünlü Kemaliye, bu geleneğin ürünlerini şimdilerde ilçenin nehre paralel en üst sokağında sergiliyor. Halkın yazın günbatımını seyretmek için çıktığı bölgeye Mani Yolu yapılmış. Geçmişin manileri yol boyunca sıralanan tabelalara yazılmış. Geçmişin meşhur Eğin türkülerini 1992’den bu yana faaliyeti sürdüren Kemaliye Fasıl Ekibi yaşatıyor. Birkaç yıl öncesine kadar her cuma akşamı konser veren, şimdilerde sadece talep olduğunda toplanan sekiz kişilik grubun kurucusu ve solisti belediyenin zabıta amiri, klarnetçisi taş ustası, cümbüşçüsü kadastro memuru, diğer üyeleri esnaf. Repertuvarlarında 40 Eğin türküsünün yanı sıra Anadolu’nun farklı bölgelerinden pek çok ezgi var.

Sanat kadar bilime de meraklı Kemaliyeliler. Prof. Dr. Ali Demirsoy’un verilerine göre, şu anda Türkiye’nin üniversitelerinde 150 civarında Eğinli profesör, 70 civarında doçent görev yapıyor. Hacettepe Üniversitesi ile TÜBİTAK’ın ortak girişimi Bilim Okulları’ndan biri de yedi yıldır Kemaliye’de düzenleniyor.

EL ELE VERMENİN GÜCÜ

Güçlerini birleştirdiklerinde sarp dağları aşabileceklerini çok önceleri fark etmiş Kemaliyeliler. Güneydeki sarp, engebeli Malatya yoluna alternatif olarak, kuzeyde Divriği’ye bağlanan kısa alternatif yapmaya girişmişler. Karanlık Vadi’de, Karasu’nun iki kıyısında duvar gibi dimdik 500 metre yükselen kayalara tüneller kazmışlar. Dedelerin başladığı yol inşaatını, 1993’te dönemin valisi Recep Yazıcıoğlu’nun teşvikiyle bir araya gelen torunlar, aralarında topladıkları parayla tamamlamış. Bu sivil toplum iradesi 2003’te Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı’nın (KEMAV) etrafında birleşip, ilçede köklü bir değişimin kapısını aralamış.

KEMAV restorasyon projelerini destekliyor, ilçede turizmin gelişmesi, yerel kültürün ve doğanın korunması, projelere sponsorluk ve uluslararası destek sağlanması konusunda çalışıyor. Bu çabaların sonucunda Kemaliye’de hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Sadece doğa sporları alanında son yedi yılda ulaşılan nokta bile ümit verici. 2003’te başlatılan Doğa Sporları Şenliği, üç yıl içinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın En İyi Gençlik Projeleri arasına girip ödüllendirildi. Kemaliye Spor Kulübü’nün 19’u su sporlarında, toplam 30 lisanslı sporcusu bulunuyor. Dağcılık, kaya tırmanışı, kano, raftinge geçen yıl Karanlık Kanyon’da base jump eklenmişti. Arif Kemal Buhara’nın ilk kez atladığı 430 metrelik kanyonda bu yıl 33’üncü Kemaliye Şenliği kapsamında ilk kez ABD ve Avrupa’dan sporcular üç günde yaklaşık 15 atlayış gerçekleştirdi. Dağ bisikleti, kano, kaya tırmanışı yarışmaları yapıldı.

İpekyolu kervanları Kemaliye’den ayağını keseli çok olsa da ilçenin dünyayla bağı gelişerek sürüyor. 2008’de Çin’in Shangri-La kasabasıyla kardeş şehir oldu. Bir yandan da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmenin, Yavaş Şehirler arasında yer almanın yollarını arıyor. Eğin ismini taşıdığı dönemde kasabada Müslümanlarla birlikte yaşayan Ermeni ve Rumlar’ın torunları ismini büyüklerinden duydukları toprakları son birkaç yıldır keşfe geliyor. Dahası kalıcı dostluklar için girişimde bulunuyor. Kemaliyeli Rumların, Mübadele sonrası göçtüğü Yunanistan’ın Eğriboz Adası’ndan geçen ay Kemaliye Belediyesi’ne ulaşan mektupta yazanlar belki de bu çabaların en güzel ödülü. Edipsos Belediye Başkanı Kostas Zahos, şunları yazıyor: “Büyüklerimiz hasret içinde öldü ama çocuklarına sevgi aşıladı. Çağlar boyu yan yana yaşamış halkları bir araya getirmek, dostluk kardeşlik ilişkileri kurmak görevimizdir. Bu yönde ilk adım olarak sizi adamıza davet ediyorum.”

KARTAL YUVASINDAKİ ÖĞRETMENLER

Emekli ilkokul öğretmeni Nermin ve Bekir Taştan çiftinin 12 yıl önce Toybelen Köyü’nde, yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki kayanın üstüne inşa ettiği 40 metrekarelik kartal yuvası görünümlü ev Kemaliye’nin turistik noktalarından birine dönüştü. Yöreye düzenlenen kültür turları çiftin evine de uğruyor. Bu kayanın adı Pilordin (Ateş) Taşı. İsmini eski bir ritüelden alıyor. Bölgedeki köy ve bahçelerin su kaynağı arkadaki dağdan kaynaklanan 40 Gözeler. Geçmişte, 21 Haziran’dan itibaren çirban adı verilen bekçi, elindeki defterde belirtilen güneş saatine göre sırasıyla köylülerin bahçesine su verirmiş. 21 Eylül’de sulama mevsiminin sona ermesi Pilordin Taşı’nda yakılan dev bir ateşle kutlanır, çirbanın küreğinin sapı da bu ateşe atılırmış. Uzun yıllar İstanbul’da öğretmenlik yaptıktan sonra, emeklilik projesi olarak bu evi yaptırmış Nermin Taştan. “Biliyorum, çılgın bir düşünceydi ama insan isterse her şeyi başarabilir” diyor öyküsünü anlatırken. “Bahçemizdeki bu kayaya ilk tırmandığımda altı yaşındaydım. Buradaki her kokunun, rengin bir anısı var bende. Arzumu eşime söylediğimde ciddiye almamıştı. Çok istediğimi görünce harekete geçti. Bulduğumuz ustaların hiçbiri bu yükseklikte, rüzgarda çalışmaya cesaret edemedi. Kayınbiraderim, yeğenlerimiz ve eşimle iki yılda yaptık evi. Önceleri rüzgarın sesinden korkup uyuyamıyorduk, zamanla alıştık. Küçük bir bahçe bile kurduk; ıhlamur, zerdali ağacı yetiştirdik. Mayıstan eylüle burada kalıyoruz. İlçe merkezinde de bir evimiz var ama pek kullanmayız. Her sabah saat 6.30 kalkar, gündoğumunu seyrederim. Çevredeki güzel kokuları içime çekerim, hayal kurarım, geçmişi hatırlarım. Manzaramız günün her saatinde farklıdır. Sonbaharda yapraklar kızardığında çevreyi seyretmeye doyum olmaz.”

AYSEL NİNE’NİN DUTLUĞUNA ABD, İNGİLTERE’DEN GELİYORLAR

Aysel Yalçıner, Çerezbağları’ndaki 5 dönümlük dutluğunda 2005’ten bu yana TaTuTa projesi kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen doğaseverleri ağırlıyor. Buğday Derneği’nce geliştirilen “Tarım Turizmi Bilgi, İşgücü, Deneyim Takası” projesi doğaseverlere ekolojik çiftliklerde ücretsiz konaklama ve yemek karşılığında gönüllü çalışma, yöre kültürüyle tanışma imkanı sağlıyor. Türkiye’deki 55 çiftlikten üçü Kemaliye’de. Yalçıner Ailesi’nin dutluğuna, en çok ABD ve İngiltere’den konuklar geliyor. “Oğlum Latif, bu fikrini söylediğinde önce endişelendim. Yabancılarla aynı evde kalmak istemedim. Fakat ilk misafirimiz çocuklarıyla gelen Belçikalı bir çiftti. Erkek orman mühendisi, eşi şehir plancısıymış. Ağaçlarımızı budadılar, bakım yaptılar. Onları çok sevdik. Sonrasında her gelenle dost oldum” diyor Aysel Nine. Gönüllüler bahçede çapa yapıyor, dut topluyor, kurutuyor, sonbaharda pekmez ve pestil yapımına yardım ediyor. Konuklarıyla önce işaretle ve üç dil bilen Kemaliye noterinin tercümanlığıyla anlaşan Yalçıner, zamanla İngilizce temel sözcükleri de öğrenmiş. Geçen ay Suriyeli öğrenci Faris ve İngiliz herbalog Andre’yi ağırlayan Aysel Nine, bu ay İngiltere’den başka konuklar bekliyor. Bir yandan da bağevindeki bağımsız konuk odası inşaatını sürdürüyor. (www.bugday.org/tatuta)

GİZLİ ZENGİNLİKLERİ KEŞFEDEN DOĞAPEREST

“Kemaliye iki çıkışında sarp dağların, kanyonların yer aldığı bir vadi. Karasu’nun taşıdığı bitki zenginliğini bir kapan gibi tutup, dışarı bırakmamış. Akdeniz ve Sibiryan iklimin, üç farklı faunanın canlıları burada bir arada” diyor Hacettepe Üniversitesi’nden zoolog Prof. Dr. Ali Demirsoy. 2007’de Demirsoy’un girişimiyle, TÜBİTAK destekli başlatılan bir projede 48 bilimadamı üç yıl Kemaliye’nin doğal zenginliğini araştırdı. 160 endemik tür bulundu. Bunlardan 15’i daha önce bilinmeyen türlerdi. Tespit edilen 2600 türden, 1400’ünden alınan örneklerle Türkiye’nin ilk kasaba Doğa Müzesi kuruldu. Resmi açılışı henüz yapılmayan, talep üzerine gezilebilen müze Turizm Meslek Yüksek Okulu’nda. Demirsoy, topluma, gençlere bilimi ve doğayı sevdirmek için sekiz yıl önce Doç.Dr. Sancar Ozaner’le Doğa Okulu projesini başlatmıştı. Antalya, Kaçkarlar, Kazdağları’ndan sonra bu projeyi doğduğu Kemaliye’ye de taşıdı. Bu yıl 11-20 ve 21-30 Temmuz’da botanikçi, zoolog, jeolog, astronomlardan oluşan 18 bilimadamı toplam 60 doğasevere kurs verecek. Arazide uzun doğa yürüyüşleri, akşam konferansları içeren Doğa Okulu’nda amaç öncelikle öğretmen, rehber, öğrencilerden topluma doğa sevgisi ve merakı aşılayacak öncüler yetiştirmek. “Olumlu sonuçlar alıyoruz. Kursu bitiren bir öğrencimiz Bingöl’deki köyünde doğa müzesi kurdu” diyor Prof. Dr. Demirsoy. Önceden başvuruyla öğrenci kabul edilen doğa okulun akşam dersleri tüm meraklılara açık. Arazideki uygulamaları da kendi araçlarıyla gelenler izleyebiliyor. (www.dogaokulu.net)

HEDEFİ DÜNYA ÇAPINDA DOĞA SPORLARI MERKEZİ OLUŞTURMAK

AKUT’un kurucularından Dr. Feridun Çelikmen, Kemaliyeli ve KEMAV’ın başkan yardımcısı. Yedi yıldır yıllık izninde Kemaliye’ye gelip Doğa Sporları Şenliği’nin organizasyonunu üstleniyor. Hedefi Kemaliye’yi dünyanın önde gelen doğa sporları merkezlerinden birine dönüştürmek. Dağcılık Federasyonu’nun desteğiyle, ilçe çevresindeki kaya duvarlarda tırmanış rotaları hazırlanmasını sağlayan Çelikmen’in çabalarıyla önceki yıl Karanlık Kanyon’un Karakoçlu Mevkii’nde 430 metre yüksekliğe, iki yakayı birleştiren 500 metrelik tel gerildi. Bu telden base jump atlayışları başlatıldı. “Şimdi hedefimiz vadiye altı tel daha gerip Sırat on Fırat Köprüsü’nü yapmak. Bu köprü bittiğinde dünyanın en yüksek bungee jumping ve base jump merkezi olacağız” diyor.

NASIL GİDİLİR?

* Kemaliye, karayoluyla Elazığ’a 140, Erzincan’a 158, Sivas’a 250, Malatya’ya 170 kilometre uzaklıkta. Bu kentlere İstanbul ve Ankara’dan uçakla ulaştıktan sonra, akşam 16.00’da hareket eden minibüslerle ilçeye gidebilirsiniz. (0446 751 28 51) 
* Fırat Turizm (0446 751 20 32) ve VIP Malatyalılar (0422 323 20 29) haftanın dört günü İstanbul’dan otobüs seferi yapıyor. Yol 20 saat sürüyor.

GEREKLİ TELEFONLAR

* Dağcılık, kaya tırmanışı gibi spor etkinlikleri hakkında bilgi: KEMAV’dan Ragıp Güneysu (0446 751 23 43 / 0535 323 87 07))


* İlçeyle ilgili genel bilgi: Kemaliye Belediyesi’nden Ahmet Korkmaz (0446 751 20 16)


* Rafting ve kano ekipmanı, rehberlik desteği: Kemaliye Spor Kulübü’nden Emin Atmaca (0446 751 29 45 / 0542 785 29 23) 


* Yerel tur alternatifleri, ekipman kiralama: Şevket Gültekin (0542 696 00 63), Latif Yalçıner (0446 751 21 08)

Kaynak:
Konakları, kanyonu görücüye çıktı şimdi doğa zenginliğini sergileyecek, 2011,
https://www.hurriyet.com.tr/konaklari-kanyonu-gorucuye-cikti-simdi-doga-zenginligini-sergileyecek-18220126

"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı