TRAFİK CEZASI ve RECEP YAZICIOĞLU

TRAFİK CEZASI ve RECEP YAZICIOĞLU
Bir gün Trabzon'a davet ettikleri rahmetli Recep Yazıcıoğlu ile beraber Anzer Yaylası'ndan dönerken fazla hız yapmışlar ve trafik polisi durdurmuş.
Şinasi Bey, bakanların katılacağı çok önemli bir toplantıya yetişmek için hızlı gitmek zorunda kaldıklarını söylemiş polise.
Ceza yazmasanız diye ricada bulunmuş.
Trafik polisi biraz anlayış göstermeye niyetlenmişken, Şinasi Bey araçtakilerden birinin "Eski Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu" olduğunu söyleyince durum bir anda değişmiş.
"Ne" demiş polis, "Recep Yazıcıoğlu arabada mı?"
- Evet.
- Hani şu meşhur vali?
- Evet.
- Öyleyse size bu cezayı mutlaka yazmam lazım.
- Niye?
- O adamın sağı solu belli olmaz beyefendi. Aşırı hız yapmanızı görmezden gelip şimdi sizi gönderirsem, yarın beni şikayet eder. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını!..
Valinin adamları İstanbul'da

Valinin adamları İstanbul'da
Yaşar Süngü: Rahmetli Recep Yazıcıoğlu ile ilgili bir hatıra
Rahmetli Recep Yazıcıoğlu ile ilgili şöyle bir hatıra anlatılır.
Gümüşhaneli muhtarın kızının evi, Erzincan depreminde yıkılınca, muhtar devletin deprem mağdurlarına vereceği evi almak için kızı ile birlikte Erzincan valiliğine gider. Öğle arası olduğu için ellerinde evraklar beklemeye başlarlar. Bu arada kot pantolonlu, yakası açık gömlekli biri gelir.
- “ Amca buyur” der
Muhtar derdini anlatır. Kot pantolonlu adam evrakları alır bir odaya gider, bir kaşe basar, diğer odaya gider başka bir evrak alır, doldurur, deftere kaydeder. Son olarak “Valilik” yazan odaya girip çekmeceden mührü alarak kâğıtlara basar ve muhtardan da imzalamasını ister.
Muhtar, biraz da çekinerek,
- Yeğenim çok sağ ol ama vali bey sana kızmasın.
- Yok amca kızmaz.
- Sağ ol yavrum, adın nedir senin?
- Recep benim adım amca.
- Yoksa sen Vali Recep Yazıcıoğlu musun?
- He ya…
Ne demişti Şeyh Edebali, Osmangazi’ye ;“Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."
MUSTAFA ÖZSOY: BABAM SENİ UNUTMADIK! UNUTMAYACAĞIZ
Hikmet Köksal: Dar günlerde vali olmak...
27.07.2020
'Başhekimin odası nerede?' - Recep Yazıcıoğlu
'Başhekimin odası nerede?'
Efsane Vali Recep YAZICIOĞLU Aydın Valiliği’ne atandığında, henüz üç dört günlük vali iken Nazilli SSK Hastanesi ile ilgili bir şikayet kulağına çalınır…
Hiç vakit kaybetmeden başhekimin odasına çıkar…
İçeri girer…
Başhekim dona kalır…
Siz? Ama siz? der…
"Bugün itibariyle başhekimlik ünvanından azledilmiş bulunmaktasınız" der, elindeki görev azli belgesini uzatır ve ayrılır hastaneden…
Senin gibiler bu memlekete üç beş gömlek fazla geldi sn. valim…
Mekanın cennet olsun…
Esat Çoğal: Merhum Recep Yazıcıoğlu | Memleket
Orhan Erdem: Risk alan bir vali, Recep Yazıcıoğlu | Aydın24 Haber
Orhan Erdem: Risk alan bir vali, Recep Yazıcıoğlu | Aydın24 Haber
Vali Recep Yazıcıoğlu aramızdan ayrılalı 17 yıl oldu. Rahmetli benim 40 yıllık arkadaşım ve aziz bir dostumdur.
Dostluğumuz vefatına kadar kesintisiz sürüp gitti.
Aydın’dayken hep beraberdik. Daha sonra da Vali bey Söke’ye geldiğinde mutlaka beraber olurduk. Ülke meselelerini konuşurduk. Biz 68 kuşağıyız. Ülke meselelerini çok düşünen, çözüm arayan, tartışan nesildik. Ülke meseleleri her zaman bu kuşağın birincil meselesi olmuştur.
Vali Recep Yazıcıoğlu, inancı, tavrı, uslubü, duruşu “farklı” bir bürokrattı. Fark yaratan bir Valiydi. Bir memleket meselesiyle karşılaştığı zaman hiç çekinmeden “risk alır” sorunu çözmek için sorumluluğu doğrudan üstlenir; yapılması gerekeni mutlaka yapardı. Bütün bürokratların elini kolunu bağlayan mevzuatı kendi yöntemleri ile aşardı. O önce gerekeni yapar, isim arkadan gelirdi.
Tokat Valiliğinde düşüncelerini uygulama imkanı buldu. Toplum kalkınması için yaptığı işler onu “ gönüller valisi”yaptı.”Nev-i şahsına münhasır” (kişiliğine özgü) bir vali oldu. O’na” 4.Murat” dediler, “zıpkın gibi vali” dediler, “aykırı vali” dediler, “deli vali” dediler”raftingçi, paraşütçü vali” dediler. Herkes kendine göre isim koydu. Daha doğrusu, herkes kendini bir nebze onda gördü.
Aydın’da kısa süre kalabildi. Aydınlılar O’nun “farkını” anlamadılar. Kıymetini bilemediler. Yapmaya çalıştıklarını, icraat yapmasını istemediler. Şimdi düşünüyorum da “ dostum Yazıcıoğlu’nun karakteri “ile “memleketim Aydın’ın karakteri” birbirleriyle uyuşmadı bir türlü.
Yerel politikacılar onunla çok uğraştı. Fitne ve fücur ocakları hiç boş durmadı. Hakkında bir sürü asılsız dedikodu çıkardılar. O’na iftira attılar. Çıkarcı çevreler, hesabı bozulanlar kendini bir adam sananlar, O’nu rahmetli Özal’a şikayet ettiler. “Bize yüz vermiyor, bizi adam yerine koymuyor” dediler. “Ben devletim” diyor diye konuştuğunu söyleyerek O’nu sürekli gammazladılar. O’ndan kurtulmanın bir çaresini aradılar.
Erzincan’a 1991 yılı Ağustos ayında Vali olarak atandı. Erzincan Valiliğinde 8 yıl kaldı. Ve idarecilikte uzun süre görev yaparak ün saldı. Orada çok önemli işler yaptı. Erzincan depreminin büyük yaralarını sarmak için çok uğraştı. Yepyeni, modern bir Erzincan yarattı. Gidip görün hayran kalacaksınız.
Ben de 60’lı yıllarda Erzincan’da bir süre öğretmenlik yapmıştım. Ora halkı beni “Aydınlı öğretmen” diye bilir. Vali’nin Aydın’dan geldiğini duyunca “Bizim Aydınlı öğretmen ne yapıyor?” diye sorarlarmış. “Bak buradaki hemşerilerin seni özlemiş, gelsene” diyerek beni Erzincan’a davet etti. Davetine icabet ettim, bir süre misafiri oldum.
Bir gün makamında otururken Fırat nehrinin üzerine “yapılamaz denilen” meşhur “köprü” nün yapılış ve montaj resimlerini planlarını gördüm. Bu köprü 100 ton ağırlığında bir bütün bloktur. Bir ucu derme çatma bir feribotun üstüne konulmuş Fırat’ın azgın sularına meydan okunarak nehrin en dar yerine taşınarak feribotun üstünde bin bir güçlükle yerine monte edilmiş. Hiçbir kurum, hiçbir mühendis böyle bir uygulamaya teknik olarak onay vermemiş. “Yapılamaz” denmiş. Yapılması için risk almaktan da kaçmışlar.
Bu “Köprü” Sayın Valinin sorumluluğunda yapılan bir teknik çalışmadır. O’nun eseri sayılır. Vali Yazıcıoğlu 70 yıldır lafı edilip becerilemeyen bu “köprüyü bütün riskleri göze alarak” her türlü zahmete katlanarak, sayısız tehlikelere göğüs gererek, gece gündüz demeden çok çalışarak tamamlamıştır.
Vali bey resimler, haritalar, planlar üzerinde yapılan işi bana bir de kendisi anlatınca gayrı ihtiyari çok heyecanlandım. Gözlerim yaşardı. Bana ne oldu? Niye ağlıyorsun? Dedi. Yapılan işin büyüklüğü karşısında kalmanın heyecanı ve şaşkınlığı içerisinde zorlukla cevap verdim
“Sayın Valim bu fotoğrafta görüldüğü gibi yan yan giden şu feribotun üzerindeki yüzlerce tonluk demir köprü kayıp Fırat’a düşseydi; bunca emek, bunca zahmet ve yapılan milyonlarca masraf zayi olsaydı, bunun hesabını nasıl verecektin? Böyle inanılmaz büyüklükteki bu sorumluluğu niye üstüne aldın? Diye sordum.
Hiç unutman, bir an bile duraksamadan cevap vermişti;
"Halkımın mutluluğu ve refahı için, ülkemin kalkınması için bundan çok daha büyük sorumlulukları üstlenmeye, daha büyük riskleri yüklenmeye, daha büyük tehlikelere atılmaya daima hazırım. Memleketin meseleleri büyüktür. Meseleleri çözmek için risk almak şarttır. Ben risk almazsam, hiç kimse bir iş yapmaz, hiçbir iş yapamayız." dedi.
Dostumun bu sözlerinden daima ibret dersi almışımdır. Bir meseleyle karşılaştığımda, hep o köprü gelir gözlerimin önüne. Hep aziz dostumun sözleri çınlar kulaklarımda.
O köprü, bana daima halka hizmetin ne denli kutsal, ne kadar riskli olduğunu hatırlatır. Bana görevimi hatırlatır.
Vali Recep Yazıcıoğlu’nu her anışımda, "Memleket meselelerini çözmek için yola çıkanlar, bu amaçla görev üstlenenler, meseleden kendine vazife çıkararak risk almalıdırlar." diye düşünürüm.
Halk O’nun farkını anladı. Fikirlerini, icraatlarını benimsedi. O’nu çok sevdi. O’na “Benim Valim” dedi. O’nu bağrına bastı.
Memleket meselelerini çözmek için gayret edenler Vali Yazıcıoğlu’nu kendilerine örnek alıyor, Onun yolunu izliyorlar. O’na yapılan haksızlıkları duyup da risk almaktan korkanlar ise, icraat yapmaktan kaçınıyorlar. Bir süre ortalıkta dolanıp, üç beş plaket, birkaç şild alıp, merkez valisi olup gidiyorlar. Böyle kişilerin memlekete bir hayırları olmuyor. İsimlerini hatırlayan bile yok.
Rahmetliyi her geçen gün daha çok özlüyoruz.
Amma onun gibi halkın mutluluğu ve refahı için” risk alabilen” memleketimin kalkınması için icraatlarıyla “fark yaratacak”, farkını bilip, takdir edeceğimiz, fikirlerini, icraatlarını benimseyeceğimiz, “valimiz” deyip bağrımıza basacağımız bir valiyi her geçen gün daha fazla arıyoruz.
Sevgili Valim fikirlerin ve eserlerin ile “Gönüllerin Valisi” olarak halkın gönlünde daima yaşayacaksın.
Ruhu şad olsun.
ORHAN ERDEM
08.09.2020
Kaynak:
http://www.aydin24haber.com/risk-alan-bir-vali-recep-yazicioglu-2802yy.htm








