Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Hikmet Köksal: Marmara depreminden sonra ne değişti?..


Hikmet Köksal: Marmara depreminden sonra ne değişti?..
02.11.2020

Bu sorunun cevabını ancak çoğumuzun yaşadığı deprem tecrübelerini mukayese ederek verebiliriz. Değişmeyen şey coğrafyamızın gerçeği olan deprem. Dün vardı yarın da olacak. Değiştirmeye çalıştığımız şey ise kusurlu binaların zemini, yapımı ve afet sonrası ilk yardım ve kurtarma kapasitemiz.
Hayatı tanımadan 1939 depremi sonrası yapılan adı muvakkat ahşap Kızılay binalarında deprem hikâyeleri dinleyerek büyüdük. Mevsimin sert kışı, ulaşım imkânlarının zorluğu, yıkımın bütün bir Kelkit vadisini kuşatması, ölü ve yaralı sayısının çok yüksek olması felaketi bir yıkımdan çok daha yukarılara taşıdı. Eskiler buna “Şehir Göçtü” derdi. Artık şehir yerinde değil başka bir yere konuşlanacak demektir.

Sonra 1992 depremi derken 1999 Marmara geçtiğimiz yıl Elâzığ ve Malatya depremlerini yaşayarak ne olduğunu öğrendik. Enkazdan çıktık, enkazdan insanları çıkardık. Çadırlarda çamur içinde enine boyuna depremi ve sonrasını sahada yaşatarak öğrendik.

Deprem bu defa İzmir’i vurdu. Merkez üssü Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,6 büyüklüğünde Seferihisar'ın yanı sıra kent merkezi ve çevre ilçelerde yoğun olarak hissedildi. İzmir'de bazı binalar yıkıldı, çok sayıda binada da hasar oluştu. Bu satırları yazarken ölü sayımız 51 yaralı sayımız ise 896 idi... 

İzmirlilerin deprem sahasında kalan bölgelerde hayatı bundan sonra uzunca bir süre farklı olacak. Deprem uzmanları depremin ne olduğu hakkında geçmişte olduğu gibi ekranlarda hararetli tartışmalar yapacaklar birkaç gün sonra hava yumuşayacak ve İzmir depremi de daha öncekilerin arkasında, arşivlerdeki yerini alacak.

“Depremle yaşamayı öğrenmek” demek yapıların uygun zeminde, projelerine uygun ve projede belirlenen malzemelerle inşa edilmesidir. Rahmetli Mete Işıkara hep “deprem öldürmez bina öldürür” derdi.

Ancak bizim “depremden sonra neyi değiştirdiğimiz” hep deprem sonrası yaralı kurtarma ve ortaya çıkan enkazı kaldırma kabiliyetimiz ile ölçüldü. İzmir depremi sonrası ilk yardım, enkaz kaldırma, yaralıların tedavisi, barınma gibi konularda müdahale yeteneğimizin aldığı mesafe Marmara depreminden sonra açıkça ortaya konmaktadır.

Geçmişe baktığımızda ise konuşulan, Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun “Afet yönetiminde beceriksizliğimizden değil bu mübarek çadır yetersizliğinden sınıfta kaldık…” diyerek hayıflanmasıydı. Artık kimse çadır bulamadığı, ambulans gelmediği, enkaz kaldırılmadığı, için valiyi istifaya davet etmiyor. Depremle mücadele farklı bir boyutta.

İşin asıl ve önemli yarısı depremden önce alınması gereken tedbirlerle alakalı. İddialı bir söz ama derler ki: “Bir afetle savaş, afet öncesinde kazanılır veya kaybedilir...”

Dün gece enkaz başında bir baba enkazda kalan kızının çıkarılması umudu ile beklerken kendisine uzatılan mikrofona “Kızım hep söylerdi, bu bina çok sakat deprem olsa başımıza yıkılır...” diyerek dertleniyordu.

Yapıların deprem mukavemeti güncellenen yöntemlerle ölçülebiliyor. Hayli mesafe alınan bu ölçüm ne kadar tamamlanırsa ve gereği yapılıp sicili bozuk olanlar yıkılırsa gelecekteki kayıplarımız o ölçüde azalacaktır.

Bence deprem öncesi tedbirlerin merkezî ayağı mevcut yapıların eğer hâlâ ölçümü yapılmayan varsa incelemeye alınması ve zayıf olanların güçlendirilmesi ıslahı mümkün görülmeyenlerin ise hemen yıkımının yapılmasıdır.

Bu yapılmadığı takdirde diğer tedbirler felaketin boyutunu küçültmez. Afetle mücadelede aldığımız mesafeyi görmek için depremi beklemeye gerek yok...

Kaynak:
https://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/616025.aspx


Hikmet Köksal: Dar günlerde vali olmak...


Hikmet Köksal: Dar günlerde vali olmak...

Rüzgâr nereden esti bilmiyorum ama bugünlerde merhum Vali Recep Yazıcıoğlu sıkça konuşuluyor. Her yeni vali atamasında “…Bana bir zamanların unutulmaz valisi rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nu hatırlattı” diyen meslektaşlarımda bir Recep Yazıcıoğlu ütopyası var...

İnsanlar, şehirler ve dünya değişirken her doğan gün kendi zorlukları ve fırsatları ile geliyor. “Zorluklar” yeteneklerin ortaya çıkması için fırsattır.

Bir dostum “Yiyecek bir lokma ekmeğin, içecek bir damla suyun varsa ve yattığın yerden doğrulup ayağa kalkabiliyorsan hiçbir şeyden şikâyet etmen gerekmez...” demişti. Ben de kendisine "Depremde üç gün enkaz altında kaldıktan sonra çıkarılan biri için bu sözü söylemek kolaydır. Zor olan normal zamanlarda ve elinde güç varken bunu söylemektir" dedim...

Kendisi de bana “Böyle birini tanıyor musun?..” dedi. Ben de dedim ki:
"Evet tanıyorum... Bir akşam mesai sonrası büroma geldiğinde ağlamaktan gözleri şişmiş bir vali vardı. 'Böyle seni perişan eden nedir?' diye sordum. Dedi ki: 

-Öğleden sonra makama yaşlı bir köylü geldi, sırtında felçli ve özürlü yetişkin oğlunu almış bir keder hamulesi. 

-Sayın Vali bu yükü taşıyamıyorum var biraz da sen el at… deyip koltuğa bıraktı... Ne adamın ne çocuğun tutar tarafı yok, aklım başıma benim zor gelir… Bizim derdimiz ne? Yiyecek bir lokma ekmeğin, içecek bir damla suyun varsa doğrulup ayağa kalkabiliyorsan…”

Bahsettiğim kendisiyle sekiz buçuk yılı aşkın süre birlikte çalışma imkânı bulduğum merhum Vali Recep Yazıcıoğlu. Bugünlerde “korona” musibetinin baskısıyla daralınca söz dönüp dolaşıp “dar günlerin valisi”ne geldi...

Yazıcıoğlu; performans çıtası yüksek ancak ulaşılmaz değildir. Onu bir bürokrat olarak farklı kılan Erzincan’da hem doğal afetlerle hem de terörle mücadelede başarılı olmasıdır. Tuhaf olan ise başarılı olmak isteyen çoğu yöneticinin bunu kabul etmekle birlikte aksi yöne gitmeleridir.

Yazıcıoğlu özellikle Erzincan’da görev yaptığı yıllar yeteneklerini ortaya çıkarma fırsatı veren zorluklarla test oldu. Bunlar 1992 Erzincan depremi, hemen ardından Erzincan’ın Sansa Boğazı'ndan başlayıp Başbağlar’a ulaşan Barasor Vadisi'ni içine alan yaklaşık 300 kilometre uzunluğundaki “Kuzey Yamaç”tan gelen terör tehdidi idi...

Ve üçüncüsü de onun tabiri ile kamu yönetiminin muzdarip olduğu “mamudizim” hastalığına karşı verdiği mücadeledir..

Bu üç sahadaki amansız mücadelede itiraf edelim ki yalnız değildi ve halk tabanında da karşılık buldu. Halkta karşılığı olan bir kamu yöneticisinin medya tarafından fark edilmesi daha sonra akademik alanda da tecrübelerinin paylaşılması doğaldır. Bütün bunları bir köşe yazısında açmak mümkün değil ama “Bütün bunlar nasıl oldu?..” sorusuna verilecek kısa cevaplar var.

Merhum Vali’nin yönetim tarzı basit ve kolay anlaşılabilir. Onu farklı kılan sürekli “Halkın içinde” bulunması, onları dinlemesi, mevcut sorunlarını fark etmesi ve çözüm yolları üretmesidir. Çözümlerinin hepsinin doğru olduğu söylenemez ve zaten beklenmez de ancak çözüm gayreti içinde olması insanların “işte hâlden anlayan, bizim gibi ve bizden biri” diye kabulünü mümkün kıldı...

İnsanlar her zaman aranıp sorulmaktan mutlu olmuş, temas kurmayı bir avantaj olarak görmüştür. Aksi durum yöneticiyi yabancılaştırır ve sevimsizleştirir. Oysa çoğu yönetici yakın teması yetki ve otoriteyi paylaşım olarak vehmeder. Oysa bu yaklaşım onu itici kılar ve karşı taraftan “Kibirli” olarak görünür. Bazen köylerdeki mütevazı hizmet programlarında Yazıcıoğlu; “…Hadi bakalım, konuşmayı sen yap…” diye çoğu arkadaşımızı ileri sürdüğü olmuştur.

Trajik olan ise sıkıntıya düşünce “Devlet nerede?..” diye kurtarıcı bekleyenler onun heyecanlı konuşmalarından mutlu olmuş ama “halk kendi sorunlarının sahibi olsun” deyince de rahatsız olmuştur...

1980'li yıllarla kıyaslandığında bugün yerel yönetimlerde de çok değişim yaşandı, hem mevzuat hem bütçe bakımından daha güçlü. Buna rağmen hâlâ devleti “aşkın bir yerde" gören halkın beklentileri tam değişmedi. “Ceberrutizim ve havalecilik” vehminden kurtulmak ancak halkla sıkı ve samimi temas ile mümkündür.

Kapıların açık veya kapalı olması önemli değil esas olan “ulaşabilir ve ulaşılabilir” olmaktır. "Halkla ne zaman birlikte olmak lazım?.." derseniz, cevap; “Her zaman...”

Kaynak:
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/614610.aspx

Hikmet Köksal: Yerel yönetimlerde reform olsaydı!



Hikmet Köksal: Yerel yönetimlerde reform olsaydı!

22.04.2019

Eğer Başkanlık sistemine geçerken buna paralel olarak mahalli idareler için de uyum yasaları çıkarılsaydı İstanbul başta olmak üzere “murdar” olan birçok seçim sonucu bugün hayatımızda olmayacaktı. Başkan bir partiden, meclis ekseriyetinin diğerinden olması gibi garip bir sonuç ortaya çıkmazdı.

Ön teker bir yana arka teker başka yana gitmesinden ibaret tablo ve bugün şiddetlenen bu problemin tartışma süreci doksanlı yıllara dayanır. Bu tartışmaya sıkça giren Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun belediye yönetimi ile ilgili görüş ve önerileri tam da bugünkü tabloya işaret ediyor.


“İcra organı olan belediye başkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi ve aynı zamanda karar organı olan meclise başkanlık etmesi modeli hilkat garibesidir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir model yoktur. Eğer Başkanlık sistemi söz konusu ise belediye meclisi de kendi başkanını seçerek kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerli kılınmalıdır… Yerel idarelerde de çift turlu seçim sistemi geçerli olmalı, (halk belediye meclisini) belediye meclisi kendi içinden ve (ihtiyaç duyarsa) farklı olarak dışarıdan profesyonel bir kişiyi belediye başkanı seçmelidir." (SİL BAŞTAN-Aralık 1999)


Mahallî idarelerde yapısal reformlar bugüne geldiğimizde ne için gereklidir? Sorusunun cevabı mevcut durumun 31 Mart seçim sonlarında üç büyük ilde ortaya çıkardığı meclislere bakarak anlaşılabilir.


Kaynak:
https://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/607606.aspx

"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı