Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

KENDİ DİLİNDEN VALİ RECEP YAZICIOĞLU

  


KENDİ DİLİNDEN VALİ RECEP YAZICIOĞLU 

Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun Denizli Valiliği’ne atanmasından 2 ay sonra ve vefatından 5 ay önce katıldığı, Aydın Ay TV’de Sn. Musa İlhan ile gerçekleştirdiği söyleşi, Muhammet Negiz tarafından çözümlenmiş, dipnotlar ve görsellerle zenginleştirilerek okurların ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Yararlı olması dileğiyle.  

Research Works (58)

Vali Recep Yazıcıoğlu: Mutlak doğrularla yatıp kalkanlar kendilerini neden yenilesin?

  


Vali Recep Yazıcıoğlu: Mutlak doğrularla yatıp kalkanlar kendilerini neden yenilesin?

Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu araştırmaları kapsamında düzenlenen bir videoyu sosyal medyadan paylaşınca büyük ilgi gördüğüne tanık olmak merhum Vali hakkında toplumun düşünceleri ve tepkilerini ölçme imkanı verdi. 

Daha sonra bu yazının altına eklemeyi düşündüğüm ifadelerden yola çıkarsak, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun fikirleri toplumun tüm kesimlerinde karşılık bulmaktadır. Farklı siyasi çevrelerle duygudaş olan insanların, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun fikirlerine benzer bir kabulle yaklaşmaları geleceğimiz adına da umut vericidir. 

Muhtemelen yakında köşe yazılarına da yansıyacak olan ve şimdiden basının farklı kesimlerince logoları eklenerek dolaşıma sürülen paylaştığım videoda, merhum Yazıcıoğlu ne diyordu? 

İster aşağıdaki videoyu izleyin, ister yazıya döktüğüm konuşma metnini okuyun... Karar sizin! 

Bu vesile ile Sayın Yazıcıoğlu'na bir kere daha rahmet dilerim!

Muhammet Negiz | Araştırmacı

 

Merhum Recep Yazıcıoğlu, bu kısımda şunları söylemektedir:

Yani, bizim eğitim sistemimizde kuşkuya yer yok! Şüpheye yer yok! Onun için bugün öğretmenlere dedim ki… Dedim, “Bakın, bir düşünürün güzel bir tespiti var: ‘Çocuklara deyin ki; [ Çocuklar! Bu size öğrettiğimiz şey, mutlak doğru değildir! Bugün için öyle olsa bile, yarının böyle olmayacağı belli değildir. Bunlardan siz kuşku duyun. Şüphe duyun bunlardan.] Çünkü bu yoksa insan araştırmaya-geliştirmeye gerek almıyor. Bize şimdi;  Sistem, mutlak doğruları öğretiyor,  Aile, mutlak doğruları öğretiyor,  Cemaatçi bir yapıya girdiysek, mutlak doğruları öğreniyoruz,  Mutlak doğrularla yatıp, mutlak doğrularla kalkıyoruz! Mutlak doğrularla yatıp kalkanlar, kendini neden yenileştirsin? Niye araştırsın? Çünkü zaten mutlak doğruları yakalamış. Kültür olarak da… Şimdi bir vesile oldu yani bunları açmak için… Böyle siyah-beyaz bir yaklaşım içindeyiz. -Siyah! -Beyaz! -Dost! -Düşman! -İç düşmanlar! -Dış düşmanlar! Yav! Ne oluyoruz kardeşim ya?! Ne oluyoruz ya? Nasıl olur? Bir vatandaş, nasıl düşman olur ya?! Düşmana kim karar verecek be kardeşim ya?! “Dost-düşman” askeri terminolojidir. Sivil hayatta “dost-düşman” kelimesi kullanılır mı ya?! Bu, askeri terminolojidir! Ondan sonra;  Zenciler,  Beyazlar,  Falan okulu bitirenler vatan hainidir,  Feşmekân okulu bitirenler vatanseverdir. Ulan, memleket hain dolu! O zaman, hainler çıkıyor piyasaya… Bir zamanlar zenciler vardı… Solcular, biliyorsunuz, bir zamanlar zenciydi. Şimdi zenci… İrticacılar, zenci oldu! Yani, her zaman bir zenci buluyoruz biz! Demek ki, zencilere şiddetle ihtiyacımız var! Yani; berikiler, ötekiler… Şimdi bütün bunlar, bizim seçkinci anlayışın, dayatmacı anlayışın, tekelci anlayışın, toplum mühendisliğinin yanlış kavramları, vurguları… Kamplaşmalar… Kemikleşmeler… Kafamız, dogmalarla dolu. Herkesin kendi doğrusu var. Herkes kendine tapıyor. Farklılıkları zenginlik kabul etmiyoruz. Ve devlet/sistem, ideoloji üretiyor. İdeoloji üreten sistemler, demokratik sistemler değildir; faşist sistemlerdir! Devletin görevi, ideoloji üretmek değildir! İdeoloji; kişilerin, grupların, sivil toplumun tercihidir! Devlet, hakemdir! Devlet, teknik devlettir. Devlet, hizmet üretir! İşte, hizmet ortada! Altyapı ortada! Diyor ki; “Ne olacak bizim bu yolun hali?” Bereket versin, şimdi iktidar, “15 bin kilometre duble yol“ diye bir hedef… Çok güzel! __ *Transkripsiyon ve düzenleme: Muhammet Negiz

Zirve Star'ın



Zirve Star'ın

 05.12.2006

4 Aralık pazartesi günü iki Aile ve Köprü dizisi ile Star TV, AB Sosyo Ekonomik statüde aldığı 19.1 izlenme payı ile zirvedeki yerini aldı.


Yapımcılığını D Productions’ın üstlendiği başrollerinde Emre Kınay, İclal Aydın ve Öner Erkan’ın oynadığı İki Aile, Pazartesi akşamına damgasını vurdu. Dolandırıldıkları için aynı köşkte çocukları ile alt üstlü oturmak zorunda kalan Eda ve Oğuz’un büyük aşk yaşamaya başladığı 24.bölüm AB Sosyo ekonomik Statü’de 9.9 reyting ve 24.7 izlenme payı ile rakiplerine fark atarak 1. sıraya yerleşti.


Türkiye’de “Süper Vali” olarak tanınıp sevilen Recep Yazıcıoğlu’ nun yaşam öyküsünden kesitleri anlatan, Ayşe Kulin’in unutulmaz eserinden uyarlanan Köprü ilk bölümü ile izleyicilerden tam not aldı.

Güçlü reji ve oyuncu kadrosu ile dikkat çeken dizi etkileyici sahneleri ile hafızalara kazındı.

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/

Lütfi Özgünaydın: Vali Recep Yazıcıoğlu unutulmadı



Lütfi Özgünaydın: Vali Recep Yazıcıoğlu unutulmadı

Kemaliye’deyim, Keban Baraj Gölü dolmaya başladı köprüler bir bir sular altında kalıyor. Hürriyet Haber Ajansı muhabiriyim, aynı zamanda Gurbet adlı yerel gazeteyi yayımlıyorum. 1973 yılı Keban Baraj Gölü, her bir şeyi yutuyor; Başpınar Köprüsü sular altında kaldı. Karşı yakada Munzur Dağları önünde Başpınar ve 22 köy mahsur kaldı. Oradan oraya koştum, çok ilginç haberler yaptım. Hüseyin Sipahi yüzerek karşıdan karşıya geçiyor, hasta olanları şamyerlerden yaptığı sallarla karşıdan karşıya geçiriyordu. 22 köyün halkı yıllarca çile çekti tahtadan sallar yaptılar karşıdan karşıya geçmek için, arşivime baktım yüz civarında haber yazmışım. Başpınar ve 22 köy halkı köprü yaptırma derneği kurdular yıllarca çaba verdiler. O günlerde defalarca Başbakan Yardımcısı Zeyyat Baykara’ya gittik Mehmet Karaköse’yle. Çile sürerken ben İstanbul’a taşındım. Yöre insanının çilesi devam ediyordu.

VALİ YAZICIOĞLU GELDİ

Defalarca başbakanlara, bakanlara, cumhurbaşkanlarına heyetler gitti. Bir türlü sonuca gidilmedi. Recep Yazıcıoğlu Erzincan’a atandığında Kemaliye’nin iki önemli sorunu vardı. Birisi köprü diğeri taş yolu sorunu idi. Önce köprünün yapımı için halkın İstanbul ve Ankara’da yaptığı toplantılara katıldı. “Siz ne veriyorsanız ben iki katını veriyorum” dedi ve bir meblağ meydana getirdi. Sonra köprüyü yaptırdı, çelikten bir köprü. Barajın iki yakasına. Ayaklar yaptırdı karşı kıyıda çelikten monte ettirdiği köprüyü bir feribot üzerinde bir yakadan bir yakaya taşıdı. Dünyada ilk kez böyle bir iş yapılıyordu. Ve Yazıcıoğlu hiç kıpırdamadan 7 saat köprünün bir yakadan bir yakaya sürülmesine baktı o gün. Çünkü küçük bir hata olsa çelik köprü barajın içersine düşerdi. Köprü kuruldu 22 köyün çilesi bitti. Köprünün adı “Recep Yazıcıoğlu Köprüsü” oldu. Yine onun valiliğinde Taş Yolu’nun büyük bölümü tamamlandı. Taş Yolu için Başbakan Bülent Ecevit de gelip yerinde incelemeler yaptı, yola katkı sağladı. Kemaliye halkının da dayanışması ile bir destan yaratıldı. Taş yolu 34 Ağustos 2002 tarihinde Vali Halil Altınok tarafından açıldı.

Kemaliye halkı Recep Yazıcıoğlu’nu unutmadı. İşte onların sözleri…


DEVLETİN GÜLEN YÜZÜ

ALİ COŞKUN/ 58. ve 59. Hükümetler Sanayi ve Ticaret Bakanı

Recep Yazıcıoğlu, çok genç yaşta ( 36 ) atandığı Tokat Valiliğinden sonra Aydın, Erzincan ve Denizli illerinde başarılı görevler yaptı.

Devletine, milletine saygılı mütevazı davranışlarıyla halkımıza yakınlığı, enerjik davranışları, “Laboratuvar çalışması“ olarak nitelendirdiği “Devlet–Halk işbirliği” modeliyle verdiği örnek hizmetleri devlette yerleşik bürokratik engelleri aşma konusundaki fikir ve davranışlarıyla devletin gülen yüzüydü. “Adam gibi Vali”, “Süper Vali”, “Efsane Vali” olarak milletimizin gönlünü fethetti.

Bu üstün hizmetlerine Kemaliye’mizde gerçekleştirdiği yüz yıllık rüya “Taş Yolu” ve 50 yıllık rüya olan Başpınar Yazıcıoğlu Köprüsü’nü örnek olarak saymamız umarım yeterli olur. 

Takdir-i ilahi 2 Eylül 2003 tarihinde geçirdiği şüpheli, elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı. Ruhu şad makamı cennettir inşallah.

Vefatından sonra yazdığım şiirle Yazıcıoğlu’nun tarifi ise şöyle:

Bürokraside valiydi.

Yiğitlikte az deliydi,

Halkın gözünde “Veli”ydi

Onda hizmet: Aşk hali’ydi

***

Milletimiz unutmaz ismini,

Gönüllerde yaşatır resmini


TAŞ YOL’UN ÖYKÜSÜ

HASAN BASRİ AKTAN/ 56. Hükümet Ulaştırma Bakanı

Bir rüya gibi… İnşasına 132 yıl önce dağlardan, ip bağlı sepetlerle inilerek kazılmaya başlanan Erzincan'ın Kemaliye ilçesindeki Taş Yolu. Başladığında 1800'lü yılların sonlarına doğru 300-400 metrelik bir yol, kayalar yarılarak yapılmış. Defalarca yeniden başlanmış ama bir türlü bitirilememiş.

Vali Recep Yazıcıoğlu, Erzincan’a atanınca, bu iş için teşebbüse geçerek Bakanımız Ali Coşkun’dan bir toplantı organize etmesini talep eder. Bunun üzerine hemşehrilerimizle birlikte 1993'te İstanbul'da, “Taşyolu'na yardım gecesi” düzenlenir. Gecede başta Hacı Ali Akın, Cemal Boztepe, Muhlis Cüher, Halil Balioğlu olmak üzere, Kemaliyeli hemşehrilerimizin katkılarıyla toplanan parayla işe başlanır. İlaveten İl Özel İdaresi katkısı ve valinin teklifiyle kaynak oluşturmak için açılacak tünellerin isim hakkı, 5 milyar lira olarak belirlenir, hayırsever hemşehrilerimiz birer tüneli üstlenir. Birkaç tünele de vefa ve kadirşinaslık adına emeği geçenlerin (Bülent Ecevit, Ziya Aktaş, Hasan Basri Aktan, Ali Coşkun, Recep Yazıcıoğlu gibi) isimleri verilir. 

HALKA YAKINDI 

PROF. ALİ DEMİRSOY

Sayın Recep Yazıcıoğlu Türk yönetiminin alışageldiği yönetici tipinden çok farklı idi. Coşkuluydu, hızlı düşünen ve uygulayan bir yönetim anlayışı vardı. Sportmen ve gençlere örnek davranış sergilerdi; halka yakındı onlar gibi düşünür konuşmalarını esprilerle süslerdi. Devletin egemen kişi ve yönetimlerine karşı cesaretle karşı durmayı bilebilen kişilerden biriydi. Türk yönetiminin ondan öğreneceği çok şey vardı. Ne yazık ki çok erken yitirdik. Türk valilerinin içerisinde yaşarken ve öldükten sonra en çok konuşulan valilerden biri olmuştur. Bu nedenle gönüllerimizde yaşatmaya devam ediyoruz.

MÜSTESNA, GÜZEL İNSAN

DR. FERUDUN ÇELİKMEN/ KEMAV Başkanı

Bir valiye arkadaşını, dostunu arıyormuşçasına telefon açabilmek, kapısı ardına kadar açık odasına elini kolunu sallayarak girip, kardeşine sarılıyormuşçasına sarılabilmek… Sıra dışı, özlenesi özellikler, güzelliklerdi bunlar… 13 Mart 1992 Erzincan depreminde ilk kez tanıştık Vali Recep Yazıcıoğlu ile. Depremin hemen ardından okulum Cerrahpaşa’da Genel Cerrahiden Uğur ağabeyin yıkılan SSK hastanesinde enkaz altında kalan hemşire eşini ararken gördüm ilk kez onu. Uğur ağabeyin eşini SSK hastanesi enkazında çıkardık ama maalesef Crush (ezilme) yaralanmasından kaybettik. Kurtaramadık. Bu acı olay benim de yaşamımdaki dönüm noktalarından biri oldu. AKUT’un kuruluş amacı olan dağ kayıp ve kazalarında öte, depremlerde de aktif rol almasına giden süreçte var gücümle derneğin misyonuna bu kapsamı da ekletmeye çalıştım. Sonrası, 10 yılı aşkın süreyle her fırsatta geldiği memleketime, haber verip aradığında ben de koşup geldim. Defalarca rafting yaptık, kayak yaptık, dağlarda yürüdük, su kayağı yaptık, Türkiye’nin ilk donmuş şelale tırmanışını Erzincan Girlevik şelalesinde gerçekleştirdik… Valimle olan dostluğumuz onu 8 Eylül 2003’te gencecik, 55 yaşında elim bir kazada kaybedinceye kadar, yıllarca devam etti. Vefatının ardından KEMAV’ın ilk Doğa Sporları Şenliğini onun anısına yaptık. Ne zaman doğaya, dağlara, göllere, nehirlere koşsam, memleketim Kemaliye’ye gitsem bu müstesna, güzel insanı, “Valimi” anarım…


ENGİN GÖRÜŞLÜ DEVLET ADAMI

TAMER AKSOY/ Dernek Başkanı

Başpınar halkı köprünün baraj gölü suları altında kalmasından sonra çaresiz kalmıştır. 11 Nisan 1993 tarihinde Başpınar feribot alanına bir devlet adamı gelir. Engin görüşlü devlet adamı Vali, köprü olayının önemini anlar ve mahalde köprü mesafesinin uygun olduğunu ve bu köprünün “Devlet-Millet” işbirliği ile pekala yapılabileceğini ifade eder. Halk zaten buna razı ve hazırdır. Umutlar yeşermiştir. Halkın önüne düşer ve bu köprü yapılır. Av. Ali Durbin, Ali Coşkun, Hüseyin Sipahi ve yöre insanı büyük çaba verir. Müthiş bir süreç sonunda, Başbakan Bülent Ecevit’in de katılımıyla 13 Ağustos 1997’de köprünün açılışı yapılır. Öyle bir şenlik yapılır ki, Fırat Vadisi böyle bir coşku görmemiştir. Recep Yazıcıoğlu bambaşka bir valiydi. Unutmadık unutmayacağız. “Recep Yazıcıoğlu Köprüsü” onun adıyla bizim onurumuzdur. Saygıyla rahmetle anıyorum.

SIRA DIŞI VE CESUR

AHMET GÜZEY

Ahmet Güzey kitabında şöyle yazıyor; “Klasik bir bürokrat değildi, farklı bir yapıya sahipti. Birçok sıfat öngörülüyordu, süper, sıra dışı, aykırı, cesur. Vali olarak Türkiye onu tanıyor seviyordu. En büyük anıtım dediği Başpınar Köprüsü’nün mimarıydı. Kemaliyeliler onu o da Kemaliyelileri çok sevdi. Allah rahmet eylesin.”

KARARLILIĞIN ANITI

MUSTAFA ŞAHİNTAŞ

Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü romanlara konudur. Ayşe Kulin, Köprü romanını da yazdı zaten. Bu gerçek öykü de anlatılanlar, yapılan faaliyetlerle övünmek yahut bazı kişileri övmek değildir. Asıl amaç özellikle genç nesillere azmin ve çalışmanın neler meydana getirdiğini anlatmak ve meydana getirilen eserin değerini açıklamaktır. Bu köprü, bir kararlı önder Vali Recep Yazıcıoğlu'nun ve özverili yöre halkının “Neler yapabileceğinin anıtıdır”.


ÖNGÖRÜLÜ

ŞEVKET GÜLTEKİN/ Doğaperest

Kemaliye’nin geleceğinde turizmin önemini algılayıp bu yönde çalışmalar yaparak bizleri özendirmiştir. Kemaliye Kültür Turizm ve Folklor Derneği’ni kurmuştuk. Dernek bünyesinde oluşturduğumuz ekibe “FASIL HEYETİ” ismini vermiş; çevre il ve ilçelerde program yapmaya teşvik etmiştir. Ulusal televizyon programlarında yayınlanmasına ön ayak olup, yurt dışına program yapmaya göndermiştir. Kemaliye ziyaretlerinde mutlaka Fasıl Heyeti’nin oluşumunu pekiştirmek için program yaptırıp; Fasıl Heyeti’ne bu moral bana üç ay yeter, üç ay sonra yine buradayım diyerek gider bizlere de moral kaynağı olurdu. 


Kaynak:
Lütfi Özgünaydın: Vali Recep Yazıcıoğlu unutulmadı, https://www.aydinlik.com.tr/vali-recep-yazicioglu-unutulmadi-209898#5

SÜPER VALİ'NİN ÖYKÜSÜ

SÜPER VALİ'NİN ÖYKÜSÜ 

2006

AYŞE KULİN'İN AYNI ADLI ESERİNDEN UYARLANAN "KÖPRÜ"DE SIRA DIŞI BİR VALİ PORTRESİ ÇİZEN RECEP YAZICIOĞLU'NUN YAŞAMI ANLATILIYOR.


AYŞE KULİN: OKTAY'IN ROLÜNÜ DİZİ İÇİN YARATTIK


 AYŞE KULİN: OKTAY'IN ROLÜNÜ DİZİ İÇİN YARATTIK

06.01.2007

"KÖPRÜ"DEN SONRA "GENİŞ ZAMANLAR" ADLI ESERİ DE TELEVİZYON DİZİSİ OLAN AYŞE KULİN, TEKLİF GELİRSE OYUNCULUĞA SICAK BAKTIĞINI SÖYLEDİ.

Ayşe Kulin: Oktay'ın rolünü dizi için yarattık, 06.01.2007, Televizyon, Sayfa 8

Fehmi Koru: Demokrat ve Müslüman



Fehmi Koru: Demokrat ve Müslüman

5 Eylül 2003
Cuma

Kaza haberini "Renkli vali hayat mücadelesinde" diye sunduklarına göre, son nefesini vermesini de "Renkli vali öldü" biçiminde yansıtacaklardır. Recep Yazıcıoğlu'nun 'renkliliği' neydi? Sörf, kayak, rafting gibi cesaret isteyen sporlara merakı mı? Devletlulardan sakınmadan sistem eleştirisi yapması mı? Belli konuları ülke gündemine sokabilmek için her uzatılan mikrofona kavuşması mı?

Bunlar, hiç kuşku yok, bir insanı veya hayatını 'renkli' kılmaya yetecek özellikler değil. Belli ki, gazetelerin birinci sayfalarını hazırlayanlar, ülkemizde "Vali" dendiğinde ilk akla gelen isimlerden olan Recep Yazıcıoğlu'nu hangi kategoriye sığdıracaklarını bilememişler; 'renkli', ciddi bir konuyu magazine boğmak istediğiniz durumlarda da işe yarayan 'renksiz' bir sıfat işte...

Oysa, 'rengi' belli biriydi Recep Yazıcıoğlu. Sapına kadar insan, sapına kadar demokrat ve sapına kadar Müslüman... Müftü bir babanın evinde büyümenin yapısına kattığı renk fark edilmez değildi; yakın çevresine, dostlarına, büyük ailesine bakıldığında bu açıkça görülecektir. Yakın zamanlarda bulutların biraz dağılmaya yüz tutması aldatmasın; "Müslüman olan demokrat olmaz" iddiasını ısrarla sürdürenler, 'demokratlığı'na toz konduramayacakları için, kişiliği yakından tanınan 'Vali'nin inancından habersiz gibi göründüler. Ailenin bir başka ferdinin Diyanet İşleri Başkanlığı da yapmış, şimdi Ak Parti milletvekili bir ilâhiyat profesörü olduğunun bile gözardı edilmesi ilginçtir.

Devletin hantal ve müsrif olduğu, bürokrasinin demokrasiyi engellediği, siyasî yapısını bütünüyle elden geçirip başkanlık sistemine gitmediği ve merkezin yetkilerini yerel yönetimlere aktarmadığı taktirde Türkiye'nin sıkıntılarından kurtulmayacağı, kimbilir kimler tarafından kaç milyon kez ifade edilmiş tespitlerdir. Ancak, onun gibi bürokrasi içinden gelen, tespitini deneyimlerine dayandıran birinin ağzından çıkması, başkasından işitildiğinde 'sıradan' veya 'genelgeçer' sayılacak o sözlere ayrı bir değer kazandırdı. 'Milletin Valisi' idi o. Türkiye, biraz da onun sayesinde, sıkıntıları kadar o sıkıntıların çözümünün de zor olmadığının farkında bugün...

Hiçbir ili Ankara, İstanbul ve İzmir'den küçük görmem beklenmemeli; ama bir büyük ilin valiliğine yakışmaz mıydı Recep Yazıcıoğlu? Tokat, Aydın, Erzincan gibi taşra illere  çıkması uygun görüldü; milletvekilliği adaylığı teklif edecek kadar kendisini yakın gören şimdiki iktidar bile onu ancak Denizli'ye atayabildi. Belli ki, bir yerler, "Vali" dendiğinde halkın ilk aklına gelen isme dar bir hareket alanı bırakmayı uygun görmüştü. Bu durumdan da, 28 Şubat sonrasında merkeze alınmasından da yüksünmediğini yakından biliyorum.

İsmini ilk olarak küçük bir ilin önemsiz bir kazasında kaymakam iken işittiğimi hatırlıyorum; ilk görüşmemiz ise herhalde en az 25 yıl öncesine dayanıyor. Ondaki kadar hizmet aşkı, bulunduğu yeri zenginleştirme azmi, öğrenme ve hazmettiği fikirleri başkalarıyla paylaşma kararlılığı bir bürokratta zor bulunur. Görev yaptığı illere yolum düştüğünde, Ankara'ya gelişlerinde veya televizyon programlarında dinlediğimde, onun hep bir önceki kareden sonrakine geçtiğini, tezlerini yenileriyle geliştirdiğini görmek heyecan vericiydi. Dostluğu dostlarını zenginleştiren insanlardandı Recep Yazıcıoğlu.

'Adı Aylin' romanı yazarı Ayşe Kulin'in 'Köprü' adlı eserinin kahramanı 'Vali'nin o olduğunu biliyor muydunuz? Romanda anlatılanların büyük bölümü birebir onun yaşadıklarıdır. Kendisi de, çeşitli konuşmalarını ve o konuşmalara malzeme teşkil eden düşüncelerini kitaplarda toplamıştı. Recep Yazıcıoğlu kadar ne düşündüğü halk tarafından bilinen bir yönetici herhalde pek azdır.

Son 'merkez' görevi sırasında, ara ara, Ankara/Yıldız'daki evine komşu caminin önünde buluşur, cuma sohbetlerini ya ayak üzeri ya da büroda sürdürürdük. Türkiye'nin kendisinin özlediği istikamette dönüşeceğine olan inancını hiç yitirmediğini biliyorum.

Gazeteler istedikleri kadar 'renkli' diye kaybını magazine bulasınlar onunla ilgili gerçek değişmez: Örnek bir insanı, demokrat ve inançlı bir dostu kaybettik. Hepimizin, herkesin dostuydu o. Ne kadar üzülsek yeridir.


Kaynak:
https://www.yenisafak.com/arsiv/2003/eylul/05/fkoru.html

Olcay Yazıcı: Değişimin Öncüsü: Recep Yazıcıoğlu "Sağ sol yok, artık değişim ve statüko var."

Olcay Yazıcı: Değişimin Öncüsü: Recep Yazıcıoğlu

"Sağ sol yok, artık değişim ve statüko var."





MERYEM AKGÜN: KEŞKE HİÇ GİDEMESEYDİNİZ



MERYEM AKGÜN: KEŞKE HİÇ GİDEMESEYDİNİZ

(...)

Ayşe Kulin’in kaleme aldığı Köprü adlı eser, Süper Vali Recep Yazıcıoğlu’nun zorlu mücadelesini romanlaştırarak okuyucuya sunar. 

Bence okunması gereken harika bir kitap. 

Kitabı okurken kah ağlarsınız, kah gülersiniz ama kitap bittiğinde derin derin düşüncelere dalarsınız. 

Bir şehre evlat muamelesi yapmak ve bu uğurda mücadele vermek ne onu görürsünüz. 

O nedenledir ki Süper Vali Recep Yazıcıoğlu’nun “Gidemediğin yer senin değildir” sözü çoğuna şiar olmalı. 

Emin olun rahmetli Yazıcıoğlu burada salt ‘gitmekten’ söz etmiyor…

Sağlıcakla kalın


KAYNAK:
MERYEM AKGÜN,KEŞKE HİÇ GİDEMESEYDİNİZ, KARADENİZ GAZETE,
https://www.karadenizgazete.com.tr/yazar/meryem-akgun/keske-hic-gidemeseydiniz/8788

Yasemin Güleçyüz: "Dünya döner, kalp unutmaz"



Yasemin Güleçyüz: "Dünya döner, kalp unutmaz"


Zaman müstakim bir hat gibi gitmiyor. Her şey zamanla değişiyor, dönüşüyor. Dünya dönüyor...


TV’de 2003’de şaibeli bir trafik kazasında ahirete uğurladığımız merhum vali Recep Yazıcıoğlu ile ilgili belgeseli izliyorum. Ailesi, dostları hatıralarını anlatıyorlar.

Yazar Ayşe Kulin gözleri nemli “Ailemin bir ferdi gibiydi. Nur içinde yatsın. Onu tekrar görmeyi, bulunduğu yerde olmayı çok isterim” diyor. 


BİR ZAMANLAR

Hafızam beni 28 Şubat sonrası yasakların, hukuksuz uygulamaların ayyuka çıktığı günlere götürüyor. Başörtüsü yasağı bütün hızıyla devam ediyor, mecburi eğitim 8 yıla çıkarılmış, imam hatiplere katsayı sınırlaması getirilmiş, şimdinin yıldız idarecileri hapiste. Neredeyse ülkemizde her on yılda bir tekrarlayan gergin ve kara günler...

Hak, hukuk, inanç özgürlüğü konulu küçük çaplı bir panele dinleyici olarak gitmiştim o dönemde. Belli ki çok farklı kesimden gelen dinleyiciler arasındaki iki tesettürlü hanımdan biriydim.

Panelist hukukçu hanım başörtüsüne çağdaş ve özgür üniversitelerde yer olmadığını, yasağın hak ve özgürlükler kapsamında hukuka uygun olduğunu kırk dereden su getirerek anlatıyor. 

Konuşmacılardan diğeri Alman bir rahip. Kiliselerin Pazar günleri bomboş, alış veriş merkezlerinin ise tıka basa doluluğundan bahsederek manevî değerlerin hızla aşındığını anlatıyor ve işbirliği yapmamız gerek insanlığın bu hastalığına dikkat çekiyor.

Soru cevap bölümüne geçiliyor. Dinleyicilerden biri rahibe Almanya’daki din eğitiminin yanlışlarından bahsetmeye kalkıyor. Rahibin cevabı unutulmaz. Panelist hukukçu hanımı gözüyle işaret ederek “Siz önce kendi ülkenizdeki din eğitimi ve başörtüsü meselesini çözün” diyor. 

Böylece güzel bir tartışmanın da önünü açıyor. Ön sıralardan bir bey, söz alarak dinin gereklerini yapmanın insanî bir hak olduğunu, başörtüsü yasağının da hukukî bir dayanağının bulunmadığını o kadar güzel anlatıyor ki panelist hanım verecek cevap bulamıyor. 


KALP UNUTMAZ

O beyefendi Recep Yazıcıoğlu’ydu. Aylar sonra vefatını öğrendiğimde ailemden biri ölmüş gibi hüzünlenip, “Hiçbir ameli kabul olmasa sadece o günkü savunmasıyla ebedî saadete erer inşallah” diye mırıldandığımı hatırlıyorum. 

Hafızanın kalpte yeri olsa gerek. İyi insanlar, iyi davranışlar kalpte iz bırakır ve unutulmaz. Yüzünüzde beliren derin bir tebessümle muhabbetle, hayırla yâd edilirler her zaman. O yüzden bilerek zarar vermemek gerekir hiçbir insana, hiçbir canlıya.


DÜNYA DÖNER

28 Şubat döneminin üzerinden yıllar geçti. Yazıcıoğlu, suikasti akla getiren şüpheli bir trafik kazasında vefat etti. Başörtüsü yasağı kalktı. Öyle bir özgürleşti ki, makyaj ve modası bile var artık. İmam Hatiplerde katsayı sınırı kalktı. (İçlerinde oğlumun da bulunduğu bir dönem imam hatip gençleri üniversite sınavlarında puan eksilten katsayının acısını çok çektiler.) O dönemde hapis yatan siyasetçiler şimdilerde “yıldız” konumunda...

Hatta bazıları suçu ispatlanmadığı halde hukuksuz uygulamalarla mesleğinden uzaklaştırılan, iş bulamayan, evine ekmek götüremeyen halkına ağaç kökü yesinler öğüdü bile vermekte! 

HÜLÂSA

Zaman değişir, asır başkalaşır, ama hakikatler, imtihan sırrı değişmez.

Herkes kendi sınav kâğıdını doldurur. Ölüm herkesi bekler. 

Dünya menzili olan haşir meydanına ulaşmak için hızla dönerek ilerler, kalp unutmaz.

İnce muhasebelerin, kul haklarının tartılacağı haşir meydanı bizi bekler.


Kaynak:

Yasemin Güleçyüz: "Dünya döner, kalp unutmaz", Yeni Asya, https://www.yeniasya.com.tr/yasemin-gulecyuz/dunya-doner-kalp-unutmaz_441930

A. Faruk Özgür: Bu “Vali” Recep Yazıcıoğlu Değil


A. Faruk Özgür: 
Bu “Vali” Recep Yazıcıoğlu Değil


Televizyonların birinde rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu’nun hayatını konu aldığı söylenen “Vali” filmi gösteriliyor.

Vali recep Yazıcıoğlu’nun yaşamından bir şeyler bulurum ümidiyle bu filmi sinemada seyretmiş, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. On lirama ve iki saatime yazık olmuştu…

“Köprü” de Başka Bir Köprüydü

Ayşe Kulin’in, Yazıcıoğlu’nun hayatını anlatan “Köprü” isimli romanı, Yazıcıoğlu’nun yapılmasını zorunlu gördüğü bir köprüyü yaptırmak için, nasıl bürokrasiyle, devletin bölge müdürleriyle, Ankara’daki bürokratlarla mücadele verdiğini anlatıyordu.

Yazık ki, Kulin’in romanından yapılan TV dizisi olayı saptırmış, valinin terörle mücadelesini anlatan bir “Kurtlar Vadisi”ne dönüştürmüştü. Dizide anlatılan vali sadece Recep Yazıcıoğlu’na benzeyen, ama yaptıkları Recep Yazıcıoğlu’nun yaptıklarıyla alakasız bir kahramandı.

Köprü filmi iyi başlamış, ama kötü devam etmişti, recep Yazıcıoğlu’nu hayatından bağımsız bir diziye dönüşmüştü. Yalnızca, oyuncu Erdal Beşikçioğlu her haliyle bizim bildiğimiz Rahmetli Yazıcıoğlu’nu aynen canlandırmıştı.

Bu “Vali” Başka Bir Vali

Sinemalarda oynayan “Vali” filmi tam bir felaketti… Film güya, “Türkiye çıkarlarını koruyup ülke insanlarının menfaati için elini taşın altına koyanlarla, taşları yukarıdan üstümüze yağdıran çıkar grupları arasındaki çekişmenin hikâyesini anlatıyor…”muş. Anlatsın, anlatsın, ama bu işe Rahmetli Yazıcıoğlu’nu karıştırmasa çok iyi olurdu…

“Vali” filmi Recep Yazıcıoğlu’nun hayatından esinlenerek çevrilmiş, TV dizisi “Köprü”nün devamı olarak çevrilmiş. “Köprü” de bölücü teröristlerle mücadele eden vali, burada da dış düşmanlara ve onların yerli işbirlikçilerine karşı ulusalcı-antiemperyalist bir mücadele sürdürüyor.

Filmin çocukça bir senaryosu var. “Vali” filminde yabancı bir şirket var. Bunlar Türkiye’nin Uranyumca zengin madenlerini ele geçirmek istiyorlar. İş adamına benziyorlar ama, tam bir suç örgütü, kötünün kötüsü insanlar. Bunların yerli işbirlikçileri de öyle. Buna karşı, son derece dürüst, vatansever bir vali var. Valinin etrafında da dürüst, vatansever, antiemperyalist mühendisler ve devlet memurları Amerikalı soygunculara ve onların yerli işbirlikçilerine karşı mücadele veriyorlar. Kötüler amaçlarına ulaşmak için direnen herkesi acımadan öldürüyorlar. Sonunda olaya el koyan vali de bir trafik kazası tertiplenerek öldürülüyor.

Gerçek Hayatı Filmden de Renkli İdi

Bizim muhafazakâr ve halk adamı olarak bildiğimiz rahmetli vali Yazıcıoğlu, filmde ulusalcı bir kahraman olmuş. Sıradan halkın günlük sorunlarıyla uğraşan, devlet kapısını halka açmaya çalışan, halkla iç içe yaşayan Recep Yazıcıoğlu’nun, mesaisini komplo teorileriyle uğraşarak harcadığını, ulusalcıların kaygılarıyla kaygılandığını hiç zannetmiyorduk.

Bizim bildiğimiz kadarıyla, Recep Yazıcıoğlu’nun hayatı tembellikle, kuralsızlıkla, bürokrasiyle mücadele ile geçmişti. Vali Yazıcıoğlu, halka hizmet vermek için, kurulu düzeni aşmaya çalışan, Ankara bürokrasinden bağımsız olarak bulunduğu yerin imkânlarıyla halkla bütünleşerek bir şeyler yapmaya çalışan biri idi; çalışkan ve yiğit bir insandı, siyasetçilerden ve ideolojilerden bağımsızdı.

Recep Yazıcıoğlu, açık sözlü ve düzgün bir insandı. Bunlar devlet hayatında takdir görmek için uygun özellikler değil. Hele siyasetçiler böyle insanları nedense kendileri için tehlike sayarlar. Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükümeti tehlikeyi görerek Valiyi merkeze almıştı. Valinin düşmanı yoktu, herkesle diyaloga açıktı, kendini merkeze alan partizan politikacılara bile isyan etmemişti.

Bu Sadece Bir Film

Bu tip filmlerin çevrilmesi, bundan bazı insanların para kazanmalarına diyeceğimiz bir şey yok. Burada kötü olan, her ne kadar filmde adı, Faruk Yazıcı olarak geçiyorsa da, gerçekte vali Recep Yazıcıoğlu’nun imajının kullanılması. Yazıcıoğlu’nun ailesi olaya müdahale etmeli, Filmin Yazıcıoğlu’nun hayatıyla uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığını açıklamalıdır.

Filmin yapımcılarını da bir açıklama yaparak, filmin tamamen kurgu olduğunu, Vali Recep Yazıcıoğlu’nun yaşamıyla bir ilişkisi olmadığını, benzerliğin de tamamen tesadüften ibaret olduğunu açıklamalıdır. Aksi takdirde bu film Yazıcıoğlu’nun anısına zarar verecek, yanlış bir Yazıcıoğlu imajının oluşmasına sebep olacaktır. 10 sene sonra insanlar gerçek Yazıcıoğlu’nu unutacak, sadece bu filmlerde anlatılanları hatırlayacaktır.

Aradan 10 sene geçmesine bile gerek kalmadı; Kanal 24’te Recep Yazıcıoğlu’nu tanıtmaya çalışan bir belgeselde bu film Yazıcıoğlu’nu tanıtmak için kullanıldı bile…

Kaynak:

A. Faruk Özgür, Bu “Vali” Recep Yazıcıoğlu Değil, 2009,
http://www.hurfikirler.com/bu-vali-recep-yazicioglu-degil/




Yazar Ayşe Kulin: "Babama benzediği için Yazıcıoğlu'nu yazdım"



 Yazar Ayşe Kulin: "Babama benzediği için Yazıcıoğlu'nu yazdım"

Yazar Ayşe Kulin, Aydın'ın Söke ilçesinde merhum vali Recep Yazıcıoğlu anısına düzenlenen panele katıldı. Kulin, "Köprü" isimli romanından uyarlanan dizi filmde, kendi yazmadığı olayların canlandırıldığını söyledi.

İlk günlerde buna çok kızdığını belirten Kulin, daha sonra her bölümü neredeyse sinema filmi uzunluğunda olan bir dizinin her hafta yayına girebilmesi için bazı değişikliklerin çok görülmemesi gerektiğini anlayarak senaristlere hak verdiğini anlattı.

Köprü romanını nasıl yazdığından da bahseden Ayşe Kulin, şöyle konuştu:

 "Bir gün Erzincan'a gittim, Erzincanlılar o kadar sıcak kalpli insanlar ki beni çok sıcak bir şekilde karşıladılar. Valileriyle (Recep Yazıcıoğlu) tanıştırmak için vilayete götürdüler. Vali Beyin odasında konuşurken içeriye saz âşıkları girdi, kalacak yer arıyorlardı. Vali bey onlarla ilgilenirken ben de önümdeki albümü karıştırmaya başladım. İçinde bir sürü köprü resmi vardı. Mühendis olan babamın devletin inşaat işlerinde birçok yerde katkısı olduğu için dikkatimi çekti ve incelemeye başladım.

Vali Bey işini bitirdikten sonra kendisine köprü resimlerini sordum. 'Bu köprü tıpkı legolar gibi Ankara'da yapıldı ve buraya getirilerek monte edildi. Buradaki bölgesel ve bürokratik engellemelere rağmen yapıldı. ' dedi. O kadar etkilenmiştim ki gayri ihtiyari, 'Bu köprü roman olmalı. ' dedim. 

Vali Bey de bunu bir söz kabul edip sık sık beni arayarak Köprü romanını ne zaman yazacağımı sormaya başladı. Babama çok büyük özlem duyduğum bir gün içimden gelen ve babamdan geldiğini düşündüğüm bir ses, 'Kızım, bana çok benzeyen bu adamı yaz. ' dedi. 

Konuyu yayıncıma anlattığımda, bu ülkede insanların aşk romanı bile okumadığını söyleyerek demir köprüyü kim okuyacağını sordu. Ben de babama çok benzediğini düşündüğüm vali beyi yazmaya karar verdim. Babam mühendis bir bürokrattı, o da dönemlerinin iktidarlarıyla hiçbir zaman anlaşamamıştı. "


Kaynak:  

Yazar Ayşe Kulin: "Babama benzediği için Yazıcıoğlu'nu yazdım"
2007, https://www.yenisafak.com/aktuel/babama-benzedigi-icin-yazicioglunu-yazdim-31252

Ayşe Kulin: "İyi ki yazdım dediğim 2 kitabım var. Bir tanesi rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu’nu anlatan Köprü."


Ayşe Kulin: "İyi ki yazdım dediğim 2 kitabım var. Bir tanesi rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu’nu anlatan Köprü."

Bandırma Kitap Günleri’nin dördüncü gününde ünlü yazar Ayşe Kulin kitapseverlerle buluştu. Başarılı yazar, romanlarının dizi yapılmasını istemediğini söyledi.


Yazdığı biyografi ve romanlar ile Türkiye’nin çok okunan yazarlardan birisi olmayı başaran Ayşe Kulin, Bandırma Belediyesinin düzenlediği Bandırma Kitap Günleri etkinlikleri kapsamında okurlarıyla buluştu. Bandırmalıların kitaplarını imzalayan gazeteci-yazar Ayşe Kulin okurlarıyla bol bol fotoğraf çektirdi.

Okurlarından gelen soruları da yanıtlayan Ayşe Kulin, romanlarının dizi senaryosu yapılmasını istemediğini belirtti. Ayşe Kulin, bu durumu şöyle açıkladı:

“Diziye çevrilen romanlarım benim olmaktan çıktı. Diziler reyting ve bambaşka dinamiklere bakıyor. Uzun zamandır böyle bir işe girişmiyorum. Fakat sinema filmine gidecek romanlarım var. İyi bir yönetmenin elinde güzel birer film olabilirler. Ama romanlarımın dizi olmasını istemiyorum.”


"İyi ki yazdım dediğim 2 kitabım var”

Eserleri hakkında da konuşan Ayşe Kulin, sözlerini şöyle sürdürdü:

  “İyi ki yazdım dediğim 2 kitabım var. Bir tanesi rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu’nu anlatan Köprü. Bir de Türkan Saylan hocamızın kitabını iyi ki yazdım. Kitabımı okuyanların öyle bir insanı tanımalarına vesile olmaktan mutluyum. Bu iki isim Türkiye’nin ne müthiş insanlar yetiştirebileceğinin birer örneğidir."

Söyleşi sonunda Vali Ersin Yazıcı ve Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza, Ayşe Kulin’e Bandırma’nın simgesi haline gelen Bandırma Vapuru’nun maketini hediye etti.

Kaynak:
https://www.cnnturk.com/kultur-sanat/kitap/ayse-kulin-romanlarimin-dizi-yapilmasini-istemiyorum

VALİ RECEP YAZICIOĞLU'NUN BÜYÜK MİRASI - M. NİHAT MALKOÇ - KÜMBET DERGİSİ 2008

 

VALİ RECEP YAZICIOĞLU'NUN BÜYÜK MİRASI - M. NİHAT MALKOÇ - KÜMBET DERGİSİ 2008




"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı