Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Sıradışı bir insanın kaybı



Sıradışı bir insanın kaybı

05.09.2003

Recep Yazıcıoğlu’nu mübarek 3 ayların ilki olan recep ayı’nda kaybettik. İsmi “Recep” olduğuna göre demek ki bu ayda doğmuş. Doğduğu ayda bu dünyadan ayrılmak ne ibretlik bir durum... Recep Yazıcıoğlu, valiydi. Devleti temsil ediyordu. Okumuş, hem vali olmuş hem adam olmuştu. Tek başına bir düşünce kulübü gibiydi. Bir Türkiye sevdalısıydı. Devletin mümessili olduğu halde hiç çekinmeden devlete en ağır eleştirileri yöneltiyordu. Devletin küçülmesi gerektiğini ilk dile getirenlerden biriydi. Bürokrasiyi iyi tanıyordu. Bürokrasi hantaldı, işi geciktiriyordu, vatandaşa eziyetler ediyordu.


Recep Yazıcıoğlu’nu mübarek 3 ayların ilki olan recep ayı’nda kaybettik. İsmi “Recep” olduğuna göre demek ki bu ayda doğmuş. Doğduğu ayda bu dünyadan ayrılmak ne ibretlik bir durum... Recep Yazıcıoğlu, valiydi. Devleti temsil ediyordu. Okumuş, hem vali olmuş hem adam olmuştu. Tek başına bir düşünce kulübü gibiydi. Bir Türkiye sevdalısıydı. Devletin mümessili olduğu halde hiç çekinmeden devlete en ağır eleştirileri yöneltiyordu. Devletin küçülmesi gerektiğini ilk dile getirenlerden biriydi.

 Bürokrasiyi iyi tanıyordu. Bürokrasi hantaldı, işi geciktiriyordu, vatandaşa eziyetler ediyordu. Yazıcıoğlu ise bir halk adamıydı. Şahsında devlet adamlığıyla halk adamlığını birleştirmişti. Kahvede-pazarda-çarşıda halkıyla iç içeydi. Tabir caizse hiperaktifti. 

Cevval, kabına sığmaz bir yapısı vardı. Kendisi kabına sığmadığı gibi fikirleri de taşıyordu. Onun için kaymakamlığından beri gittiği yerleri mamur etti. Halkı devlete yaklaştırdı. 

Televizyonlarda uzun uzadıya fikri tartışmalara katıldı. Konferanslar verdi. Bu geri kalmışlık zincirini koparmak isteyenlerdendi. İkinci kere trafik kazası geçirdi. İkincisi üzüntü verici bir sonla noktalandı. Her ne kadar şoför hatası deniyorsa da düz yolda arabanın kontrolden çıkması şüpheli bir hadisedir. Turgut Özal gibi, yakın arkadaşı Adnan Kahveci gibi O'nunki de şüpheli. Her ne olursa olsun, neticede recep ayında doğan o sıradışı insan, yine recep ayında dünyaya veda etti. 

Mü’min kişiydi. Böyle birinin trafik kazasından ölüm rütbesi bellidir. Namusuyla yaşayıp sevilerek ölmek ne kadar güzel. İnsanlara hizmet için çırpındı. O insanlar şimdi O’na dua ediyorlar. İyi insandı, güzel insandı, mert insandı. Sıradışı bir valiydi. Öyle olduğu için de mütevazıydı. Cenab-ı Hak’tan af ve mağfiret diliyoruz. Güle güle Yazıcızâde Recep Bey!... Allah, yâr ve yardımcın olsun.


Kaynak:
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a178234.aspx

Unutmak çok zor



Unutmak çok zor

12.10.2003


‘Halkın devlet adamı’, ‘halkın valisi’, ‘süper vali’ ... ‘Koca bir adamdın, adam gibi adamdın, dosdoğru...’


‘Halkın devlet adamı’, ‘halkın valisi’, ‘süper vali’ ... ‘Koca bir adamdın, adam gibi adamdın, dosdoğru...’ ‘Bu ülke için çok fazla bir adamdın, kıymetini bilemediler, her zamanki gibi kaybedince anladılar...’ ‘Sizinle bir çay içmeyi ne kadar isterdim...’ ‘Erzincan’ı depremle anılan bir il olmaktan çıkardığınız için...’ ‘TV’lerdeki gülüşünüzü hiç unutmayacağım...’ ‘Elimiz varmıyor yazmaya ama maalesef süper valimizi kaybettik...’ 

*** 

Ve daha niceleri... Tanıyan tanımayan herkesin söylediği nice güzel söz ve nice özlem dolu ifade.. Erken ayrılığın getirdiği şaşkınlık ve üzüntü!.. ‘Süper vali’siydi halkın Recep Yazıcıoğlu. Herkese ulaşabildiğinin göstergesiydi son yolculuğunda uğurlamaya gelenler... Ama her şeyden öte bir babaydı, bir eşti.. Herkesin yüreği yandı ama şüphesiz Recep Yazıcıoğlu’nun ardından ailesinin yaşadığı yangın bambaşkaydı. Zordu böyle taze bir acıyla konuşmak....’Onun ışığında, yolunda yürümeye’ söz veren oğlu Mehmet Yazıcıoğlu ve ‘Eşime verdiğim desteği şimdi oğluma vereceğim’ diyen eşi Meryem Yazıcıoğlu bütün güçlerini toplayarak anlattılar Recep Yazıcıoğlu’nu .. Yarın, babasının cenazesinde ‘Sen bir çılgındın ama arkandan bir çılgın daha geliyor baba’ diyen Mehmet Yazıcıoğlu’yla konuştuklarımız olacak sayfamızda. Ama bugün söz önce anne Yazıcıoğlu’nun... Eş Yazıcıoğlu’nun... 35 yıl aynı yastğa baş koyan, 10 gün arayla geldikleri dünyada ‘sanki hiç ölmeyecekmiş gibi gelirdi’ diyerek acısına dayanmaya çalışan Meryem Yazıcıoğlıu’nun anlattıkları... 

Herkesin “Süper Vali”si’ Recep Yazıcıoğlu, feci bir trafik kazasıyla hayatını kaybetti. Sevenleri onu konuşmayı sürdürüyor. Ama biri var ki; içine gömdüğü büyük acısıyla o hep sustu. 35 yıl aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşı Meryem Yazıcıoğlu idi bu acılı kadın. Aldığı ilaçlarla ayakta durmaya çalıştığı belliydi. Böyle bir zamanda röportaj yapmak zor elbette... Eşiyle birlikte hep halkın içinde olan Meryem Yazıcıoğlu ‘onun temposu bana da geçmişti’ diye başlıyor sözlerine. Sonra söz çok eskilere, çocukluklarına, evliliklerine geliyor.. Bazen ağlayarak, bazen yaşadıklarını hatırlayıp eşinden kalan güzel anılara gülümseyerek... Hiç boş durmazdı 

-Hep koşturan, değişik uğraşlar, arayışlar içinde olan bir görüntüsü vardı eşinizin. İş dışında evde de böyle miydi? 

-’Hiç dinlenmek nedir bilmiyordu. Zaten geç geliyordu eve. Gelince de rahat durmazdı, bir şeyler yapardı. Çiçekleri sulardı. ‘Saat 11 oldu. Bu işi yapacak adam var, sen bırak’ derdim, ama dinlemezdi. Kafasına taktı mı sen istediğini söyle, vazgeçmezdi. Yetişemediği yere ‘hanım oraya sen git derdi. Ben oraya, o başka bir yere giderdi, ikimiz de koştururduk.. Evlendiğimizde son sınıfta okuyordu. 19 yaşında evlendik, 20 yaşında da kızımızı kucağımıza aldık. Hep acelesi vardı, herşeyi aceleydi. Giderken de acele etti.. Hep derdim ki; herkes ölür de vali bey ölmez, bir yerden çıkar gelir diye. Ama demek ki giden gelemiyor. Bu acıyı nasıl yeneceğiz bilemiyorum. 

 -Evde geçirecek zamanı kalmazdı koşturmaktan herhalde? 

-’Tabii çok göremezdik onu. Hep orada, burada, çalışmakta. Gece yarıları geliyordu. Çocuklar, biz uyanmayalım diye sessizce dolaşırdı evin içinde, hiç duymazdık. Sabahları da kahvaltı falan beklemeden kalkar giderdi, duymazdım. Değişik bir insandı. Beni hiç kırmazdı, şimdi diyorum keşke beni kırsaydı da onları hatırlasaydım ama yok. Böyle bir insan daha dünyaya gelir mi tahmin etmiyorum. Duruşu sertti, gören çekinirdi ama yumuşak bir yüreği vardı.’ Sevgisini göstermezdi 

-Tokat valiliği sırasında 4. Murat diye tanınıyordu. 

-’Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Gerçekten çok sertti Tokat’ta iken. Tokat’tan Erzincan’a yavaş yavaş azalmaya başladı o sertlik. Son yıllarda daha da yumuşamıştı. Ancak çalışması aynıydı, hatta artmıştı. Evde sakindi. Çocuklarına ve bana karşı sevgisi değişikti. Çok korurdu bizleri. Sevgisini fazla göstermezdi. Ben bazan takılırdım. ‘Biz içimizde seviyoruz, söylemekle olmaz’ derdi. Dairede diyelim bir olay oldu, kızarsa birine, onlar gittikten sonra ağlardı ‘Niye yaptım’ diye. Çok yumuşak bir yüreği vardı.’ 

-Hastanede kaldığı sürece ve sonrasında inanılmaz bir kalabalık vardı. Bu kadar sevildiğini biliyor muydunuz? 

-Sevildiğini biliyordum da bu kadarını değil. Ölümünden sonra bir hafta Denizli’de kaldık, isteyen gelsin başsağlığına diye, herkes geldi. Her gelen güzel bir şey söylüyor, o güç veriyor bana. ‘ Üzüntüsünü söylemezdi 

-Bir süre merkeze alındı Recep bey. Bu kadar çalışmayı seven, aktif biri için o süre nasıl geçti? Sizinle paylaşır mıydı hissettiklerini? 

-’Üzüldüğünü, sıkıntısını hiçbir zaman ailesine söylemezdi, üzülmeyelim diye. Gece yarısına doğru gelen telefonla merkeze alındığını öğrendiği zaman, ona pek dokunmadı, bana da dokunmadı. Çünkü en uzun valilik yapan oydu, sonuna kadar vali olarak kalacak değil ya diye düşünmüştüm... O da istemiyordu valilik. Merkeze alınması benim için çok iyi oldu. Dinlendik, o üç yılı birlikte geçirdik. Konuşacaklarımızı konuştuk, ama birbirimize doyamadık tabii.’

 -İleriye dönük planlar yapar mıydınız? 

-’Tekrar vali olur musunuz diye soruyorlardı. Ben yapacağımı yaptım, bundan sonra gençlere bırakıyorum derdi. Ondan sonra kararname çıkınca, ‘kabul etmezsem Denizlililer gücenecek, herhalde içecek suyumuz var. Bismillah deyip gidelim hanım, hayırlısı neyse o olur’ dedi. Denizli’ye daha yeni gelmiştik. Orada su kayağı yaptı biz torunla motorla takip ettik. Denizli çok farklıydı. Çok sevmiştik, onlar da bizi çok sevmişti. Diğer yerler gibi değildi. Çok hareketliydi, daha yeni başlayacaktı oradaki çalışmalar. Ama olmadı. Çok erken ayrılacağı için mi biz Denizli’yi, Denizlililer bizi çok sevdi bilmiyorum. 

-Recep bey ya rafting yapardı, ya yamaç paraşütü, ya da su kayağı... Hep tehlikeli sporlarda görüyorduk. Bir seferinde sizin kızgınlığınız da yansımıştı basına? 

-’Rafting yapıyordu Erzincan’dayken. Biz de vali yardımcısının hanımıyla kenardaydık. Bot devrilince düşmüş kolu kanamış. Arabaya gelmiş üstünü değiştiriyor ama bana göstermeyecek. Bütün vücudu gitse, ağırsa söylemez, göstermezdi. Ben kolunu tuttum,’niye rahat durmuyorsun?’ diye.. Sonra muhabir ‘vali bey eşinden dayak yedi’ diye haber yapmış... Vali bey ‘Bu hanımların hoşuna gitmiştir, cesaretlenmiştir. Ama sen bir Karadenizli olduğun için her şeyi yapabilirsin’ diye takılıyordu. Sonradan ben de bulaştım o işlere. Rafting, su kayağı yaptım, paraşütle uçtum. Bir açılış sonrası çıkmıştık dağa. Ben ödünç ayakkabıyla paraşütle uçmaya karar verdim. Arkadaşlar ‘hanımefendi uçmayın yarın altın günümüz var’ diyorlar ‘ben de merak etmeyin yetişirim’ dedim. Önce o uçtu ama hemen indi. Kalp kapakçıklarım rahatsız olduğu için o zaman çok korkmuş, ben inene kadar dudakları mosmor beklediğini anlatmıştı arkadaşlar. İndiğimde hemen sarıldı, tebrik ederim dedi, ‘ya sana bir şey olsaydı’ . 

‘Henüz hiç yalnız kalmadım. Oğlum yanımda, kızlar oyalıyor, torunlar oyalıyor. Gelen gidenler var. İlaç kullanıyorum sürekli. Zor bu olaylar, yenebilir miyim bilmem. Kızlar ‘sen Karadeniz’li kadınsın yenersin’ diyorlar. Ama acı, Karadenizli falan dinlemiyor, acı insanı yakıyor. İnsan eşini ne kadar kıymetli olduğunu öldükten sonra anlıyor.

’ Beşik kertmesiyiz... 

‘Biz beşik kertmesiydik. Hala-dayı çocuklarıyız.. Babamın erkek çocukları doğduktan sonra ölüyormuş. Ağa olduğu için de insanlar çok üstüne gelirmiş. Vali beyden on gün sonra da ben doğmuşum. Babam gelip annemi öpmüş ‘senden erkek çocuk istemiyorum benim oğlum doğdu, kızımı ona vereceğim’ diye. Daha sonra onlar ailesiyle Milas’a taşındılar. Birinci sınıfı okumadığı için benden bir sınıf öndeydi. Lise sona kadar hiç görüşmedik. O zaman geldi ‘ben seninle evlenmek istiyorum’ diye. ‘ben üniversiteyi okuyacağım olmaz’ dedim. Okumamı istemedi, aileme mektuplar yazdı. 

‘Sen çocuklarını büyütürsün’ derdi. Sonra istediler. Yüzüğümü gönderdi mektupla, abisi taktı Köprübaşı’nda. Biz de onun yüzüğünü gönderdik. Aydın’da bir parkta annesiyle takmış. Kader, sonra Aydın’a vali olduk. Ne zaman oradan geçsek, ‘bak bu taşın üstünde yüzüğümü taktım’ derdi. Şimdi o yüzük oğlumun parmağında.

’ Şoförleri hep uyarırdı Gözünde bir rahatsızlık olmuştu, doktor rapor verdi. Ama hayatı boyunca rapor almamıştı. Bir hafta izin aldı, ailesinin yanına gitti. O akşam sekizde geldi. Ertesi gün ben ve oğlum İzmir’e doktora gidecektik, erken yola çıkacaktık. Oğluma ‘erken yat’ dedi. Oğlum ‘anne babam bana öyle içten bir ‘oğlum’ dedi ki’ diye anlattı. Zaten ‘oğlum, kızım’ diye bastırarak söylerdi... Sonra bir telefon geldi, ben sadece sesleri duydum ‘sabah onda yola çıkarız’ diye. 

Nereden duymuşlardı geldiğini de hemen aradılar bilmem. Ben kendi şoförüyle gidecek sandım. O bey de arabayı da şoförü de kiralamış meğer. Nasıl oldu anlamadım, çok titizdi trafik konusunda. Hep uyarırdı şoförleri, ‘sadece benim hayatım değil, kendilerininkini de tehlikeye atıyorlar’ derdi. Uyudular mı bilmiyorum. Beraber gittikleri Ziraat Odası Başkanı’nın babası çok zenginmiş, büyük bir arsa varmış onu ikna edip okul yaptıracakmış.

Kaynak:
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a180690.aspx


Recep Yazıcıoğlu, NLP ve bağlantılar


Recep Yazıcıoğlu, NLP ve bağlantılar

20.10.2003

Recep Yazıcıoğlu hakkında bir yazı yazacağım aklıma gelmezdi. İcraatlarını ve yaptığı sporları ilgi ile izliyordum. Ama bir trafik kazası sonucunda kaybetmiş olmaktan üzgünüm. Gidiş ve gelişi ayrılmış olan bir yolda giderken takla atan otomobilden yaralı olarak çıkarılan Sayın Yazıcıoğlu, daha sonra vefat etti beyin ölümünün gerçekleşmesi ile...


Buradan öğrenebileceğimiz ilk nokta şu: “Arka koltukta otursak bile emniyet kemerini bağlamalıyız. http://www.erenlp com sitesinde yine yakın bir zamanda kaybettiğimiz Sayın Ercan Arıklı hakkında yazdığım yazıda İspanyol mimar Antonio Gaudi aklıma gelmiş ve ben de yazıya ilave etmiştim. Sayın Recep Yazıcıoğlu’nun geçirdiği kazayı öğrendiğimde ise nedense Sayın Adnan Kahveci aklıma geldi. Onu da gidiş gelişi ayrı bir yolda geçirdiği kazada kaybetmiştik.

Sayın Kahveci ve Yazıcıoğlu arasında 1994 yılı seçimlerinden önce ilginç bir konuşma geçer. Adnan Kahveci, “Gel siyasete gir” der. Yazıcıoğlu ise “Sen genel başkan olursan gelirim” der. Bu konuşma geçtikten sonra Yazıcıoğlu siyasete girmez ve sistemi eleştirmeye devam eder. Sistem eleştirilerinin nedeni değerlendirildiğinde Yazıcıoğlu’nun babasının ilişkilerine bakmak gerekir. 


Babasının Milas müftüsü olduğunu öğreniyoruz. (Sıradışı Bir Vali / Birey Yayınları): “Gururlu, ciddi yürüyen, ütülü elbisesi bozulur diye oturmayan, ilginç bir insandı.” İhtilalden önce ve sonra kaymakam ile yaşadığı olaylar dizisi var. İhtilalden sonra ise Galip adındaki bir öğretmeni kaypak davrandığı için dövüyor. Bu olay yüzünden baba görevden alınıyor ve 3.5 yıl üçte bir maaş ile çalışıyor. Yine söylemleri içinde, “Bize hep vur as, kes, defterini dür, diye telkinde bulunurdu” mesajları da var.


Süper Vali, Devlet Babaya karşı

Yanındaki kişilere ve arkadaşlarına bile sert davranan bir baba, acaba çocuklarına nasıl davranmıştı. Genel olarak anladığım önemli nokta şu: Sayın Recep Yazıcıoğlu babasının kendisine söylediği şekilde davranmadı. Babası gibi giyim kuşamına özen göstermedi. Halktan biri olarak halk için çalışmaya devam etti. Zaten kaymakam olduğunda kariyer olarak babasını geçmiş oluyordu. Daha sonra ise valilik yaptığı dönemlerde spora ve değişik sporlara ilgisi ile de tanındı.


Bu bağlam içinde “Devlet Baba” metaforunun yanlış olduğunu düşünüyordu. Her şeyin devletten beklenmemesi gerektiğini söylüyordu ve katılımcı demokrasi için kitap bile yazmıştı: “Bu Sistem Değişmeli”.

Yazılan “Aykırı Vali Recep Yazıcıoğlu” kitabının adı daha sonra “Sıradışı Bir Vali Recep Yazıcıoğlu” olarak değiştirilmişti. Nedenini bilmiyorum. 1948 doğumlu olan Yazıcıoğlu hem olduğundan daha genç görünüyor gittiği yerlerde, hem spor yaparken, hem de daha önce başarılamayan işleri kolaylıkla başarıyordu. Olağanüstü hal bölge valiliği gibi bir unvan var iken, halk kendisi için “Süper Vali” adını üretmişti. Süpermenlik gibi olan bu kavram kendisinin yaptığı işlerdeki başarısından ve halkın kendisini ona çok yakın hissetmesinden dolayı üretilmişti.

Açık Kapı Politikası

Kapısının her zaman açık olduğu söyleniyor, hangi görevde olursa olsun. Bunun da kaynakladığı nokta babasının, “Bir gün kaymakamı ziyaretinde içeride ocak bucak başkanları, çivi karaborsacıları, lastik bilmem necileri var iken, kaymakamın babasına “Otur” yerine “Ne var Mustafa Bey” diye sorması”, babası ile kaymakamın ilişkilerini koparıyor ve dört yıl görüşmüyorlar.

Burada fark edilmesi gereken nokta şu olsa gerek: Recep Yazıcıoğlu’nun hem babası gibi olmamak ve hem de babasının onaylamadığı biri olmamak için Recep Yazıcıoğlu olduğunu anlamaya başlıyoruz.. Bu, kendisini farklı olmaya iten ve Süper Vali adının kendisine verilmesini sağlayan sürecin başlangıcı.

Giderek zenginleşen kaynaklar

Burada genel bir saptamada bulunmak gerekiyor. Baba kişiliği erkek çocuk hayatında çok önemli bir figür. Baba kişiliğini, 17-20 yaş civarında veya sonrasında aşamayan erkek çocuklarda gelişme sürecinde engeller ortaya çıkıyor. Zihinde oluşturulan bu sınır daha sonra belki de hiç aşılamıyor. Verdiğim seminerlerde söylediğim cümleler ise bu konuda: “Çocuklarınıza stratejik bir önermede bulunun ve çocuklarınız bunu reddetsin ve kendi istediklerini yapsınlar. Siz de önermeniz reddedildiği için üzülmeyin.”


Baba sözünden çıkamayan çocuk, müdürünün sözünden, yöneticisinin sözünden, tarikatın ve şeyhinin sözünden çıkamaz, “hayır” diyemez, “itiraz” edemez, duruma geldiğinde yeni bir şeyler yapabilmesi ve kişisel olarak gelişebilmesi, en önemlisi yaratıcılığını kullanabilmesi mümkün değildir. Bu şekilde bir açıklamadan sonra Sayın Recep Yazıcıoğlu’nun bu sınırlardan kurtulduğunu ve kendisini geliştirdiğini ve yaratıcılık süreçlerinin de hem stratejik ve hem de operasyonel süreçlerde başarı ile işlediğini görebiliriz. Kaynaklarını kendi çabaları ile geliştiren ve geliştirmeye devam eden Recep Yazıcıoğlu’nun kaynakları giderek zenginleşmekteydi.

Beautiful Mind (Akıl Oyunları) filminden yola çıkarak bir gözlemimi anlatmak istiyorum. Bu filmde McCarthy döneminde Amerikan toplumuna aktarılan komünist karşıtı düşüncelerin bir dahinin beyninde ortaya çıkardığı sonuçlar ve bu sonuçların önce paranoya ve daha sonra da şizofreniye nasıl dönüştüğü anlatılır.

Dört Oscarlı bu filmden benim aldığım ve aktardığım mesaj şu: Hızlı zihinsel süreçlere sahip insanların dış dünyadan gelen bilgilere karşı kendisini diğer insanlardan daha fazla koruması gerekiyor. Zihinsel olarak bu “İçeriksiz Düşünmek Modeli” ile yapılabilir ve yapılmalıdır da. Filmdeki bir başka alt mesaj ise, “Dahi falan olmaya çalışmayın, acı çekersiniz. Bu yüzden normal insanlar olun Forrest Gump gibi.”dir.

Zihinsel olarak yapılması gereken “kişinin kendisini koruma süreci” duyu organları ile fiziksel ve algısal olarak da yapılmalıdır. Özellikle kaynakları zengin olan, toplumdaki kişilerin fırsat ve seçeneklerini arttıracak insanların kendilerini daha fazla korumaları gerekiyor. Ancak zihinleri sebep sonuç arasındaki ilişkilerle ve sorunların çözülmesi ile uğraşan bu kişiler, dış dünyadan bilgi alma sürecinde aksamalar olduğu için kendilerini koruyamaz duruma düşebiliyorlar. Adnan Kahveci, Ercan Arıklı, Antonio Gaudi, eksik bilgi alma süreçleri sonucunda hayatlarını kaybettiler. Daha birçok örnek sayılabilir.

Sayın Recep Yazıcıoğlu yalnızca kendisi ve ailesi için değil, toplumdaki insanlar için de kendisini korumalıydı. Radar ile kontrolün çok arttığı yollarda sürat yapamadığı için, “Nasılsa arabada Recep Yazıcıoğlu var, polisler bana ceza yazamaz” diye düşünerek, aşırı sürat yapan bir şoförün kurbanı olmamalıydı.

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/recep-yazicioglu-nlp-ve-baglantilar-178332

Recep Yazıcıoğlu Torba bütçeyle, biri üç yaptı, model yarattı


Recep Yazıcıoğlu Torba bütçeyle, biri üç yaptı, model yarattı

06.09.2003

Beyin ölümü gerçekleşen Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun, Tokat Valiliği sırasındaki icraatları DPT ve bilim literatürüne girecek bir yönetim modeline dönüşmüştü. Tokat Modeli olarak anılan 'Yazıcıoğlu icraatları' idealist vali ve kaymakamların ilgisini bekliyor.

Bürokrasinin üst düzeyinden bürokrasiye saldırabilen az sayıdaki 'devlet adamlarımızdan' Recep Yazıcıoğlu'nun beyin ölümü gerçekleşti ama sıradışı çalışan beynini ürettiği icraatları birçok devlet görevlisine örnek olacak nitelikte. Yazıcıoğlu'nun 1984-1988 yılları arasında Tokat Valiliği döneminde gerçekleştirdiği icraatları kaynak yetersizliğini bahane eden bütün devlet yöneticileri için örneklerle dolu. 1986'da Devlet Planlama Teşkilatı, bütün vali ve kaymakamlara örnek gösterdiği Tokat Modeli'ni ‘‘Tokat Özel İdare Uygulaması' diye kitaplaştırdı. Aynı konu bir süre sonra da Ankara Üniversitesi'nde doktora tezi oldu. Ardından Tokatlı gazeteci Cemal İncesoylar'ın yazdığı ‘‘Bir Kent, Bir Adam, Bir Yorum' adlı kitapta ve Erdoğan Tamer ile Sadrettin Müftüoğlu'nun kaleme aldığı 'Altın Yıllarında Tokat' isimli kitapta Yazıcıoğlu'nun Tokat Modeli anlatıldı.

TORBA BÜTÇE VE EMANET

Tokat'a 15 Mayıs 1984'te atanan Recep Yazıcıoğlu, Tokat'ta gönüllü halk katılımı ile kurtuluş savaşı sonrası yürütülen kalkınma hareketine benzer bir başarıya imza atmıştı. Bu dönemde Tokat'ta 1.000 derslik parası ile 3.000 derslik, 47 sağlık ocağı parası ile de 147 sağlık ocağı yapıldı. DPT'nin yayınladığı kitapta Yazıcıoğlu İcraatları için; ‘‘İlde eğitim, sağlık ve ticaret sektörlerinde önemli gelişmeler sağlanmış ve bir birim devlet katkısı; mahalli katık ve hizmetlerle desteklenerek proje maliyetleri düşürülmüş ve katkının üç dört katı büyüklüğünde sosyo ekonomik yapılar gerçekleştirilmiştir’’ deniliyor.

Recep Yazıcıoğlu da Tokat'ta yaptıklarını şöyle özetliyordu:

‘‘1984-1988 yılları arasında vali olarak görev yaptığım Tokat ilinde Özel İdare aracılığı ile yapılan ve bazılarının ‘Tokat Modeli' olarak adlandırdığı çalışma, aslında idarecilerimizin bugün ve özellikle geçmişte yaygın olarak uygulayageldikleri yerel hizmetlerde ve merkezden planan hizmetlerde, devletin sınırlı kaynaklarına, yerel kaynakları katarak (halkın gönüllü katılımı ile) emanet yöntemiyle (kamuda bir işi küçük bütçelere bölüp yaptırma yöntemi) büyük tasarruf sağlayan, yaygın etkin ve süratli netice alma sistemidir. Biz Tokat'ta dört yıl içinde ilgili bakanların ödenekleri, özel idarenin gelir kaynakları ile beraber, torba bütçe şeklinde bir araya getirdik. Özel idare aracılığı ile malzemeye tahvil ederek, şehir merkezlerinde kaymakamların başkanlığında emanet komisyonlarına, köylerde de yine kaymakamların aracılığı ile muhtarlara vererek, başta eğitim ve sağlık olmak üzere bütün sektörleri kapsayan pilot bir uygulama gerçekleştirdik.’’

Recep Yazıcıoğlu'nun, Tokat Modeli'nde bazı kaymakamlar projelerin başında inşaat şefi gibi çalıştı. Bu şekilde müteahhit karı ortadan kaldırıldı. Taşeronlar da ortalama yüzde 25 civarında kırım yaptığı için kent merkezlerinde ortalama yüzde 40, köylerdeki projelerde ise yüzde 75 oranında tasarruf sağlanabildi. Bu yöntemle, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, kamu, emniyet, jandarma, tarım için gerekli binalar ve bazı iş hanları inşaa edildi. Yaklaşık 2000 civarında bina emanet yöntemiyle Tokat'a kazandırıldı.

Gönüllü vergi topladı malzemeyi toptan aldı

Recep Yazıcıoğlu'nun Tokat Valiliği döneminde ilgili bakanlıkların ödenek ve özel idare imkanlarıyla 25 bin metreküp kereste, 50 bin ton çimento, 10 bin ton demir, 20 milyon adet tuğla ve kiremit satın alındı. Köylere muhtarlar vasıtasıyla salma (gönüllü vergi) teklif edildi. Taşeron alacakları bu vergi ile ödendi. Milli Eğitim Bakanlığı ve bazı birimlerden sağlanan 19 milyar liralık ödeneğe 600 köyden sağlanan 5 milyar liralık salma eklendi. Özel İdare kaynakları da bu bütçeye destek olunca, toplam proje tutarı 25 milyar liraya varan 3.000 derslik ve lojman ile proje tutarı 2.5 milyar lira olan 3.000 yatak kapasiteli öğrenci yurtları yapıldı.

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/torba-butceyle-biri-uc-yapti-model-yaratti-169687

Mustafa Karaalioğlu: Yürek parçalayan bir kayıp

Mustafa Karaalioğlu: Yürek parçalayan bir kayıp

5 Eylül 2003

Kaza haberini ilk aldığımız andan itibaren onun heyecan dolu hayatı ve bitmek tükenmek bilmez azmiyle bu son savaşın da üstesinden geleceği umudunu hiç kaybetmedik. Ne yazık ki, yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kuran bu değerli insanın, dualar eşliğindeki hayat mücadelesi Türkiye'nin gözyaşlarıyla sonuçlandı. 

Takdir-i ilahi, Recep Yazıcıoğlu'nun hizmetle dolu hayatının bir trafik kazasıyla noktalanması şeklinde tecelli etti. Türkiye, gerçek bir kahramanını, değerli bir evladını kaybetti. Sadece Denizli'nin değil bütün Türkiye'nin valisi olan Yazıcıoğlu'nun kaybı geride, doldurulamayacak bir boşluk bırakmıştır. Allah rahmet eylesin. Allah, sadece ailesine değil hepimize sabır versin.


Kaynak:

https://www.yenisafak.com/arsiv/2003/eylul/05/mkaraalioglu.html

Ahmet Taşgetiren: Bir trafik yazısı


Ahmet Taşgetiren: Bir trafik yazısı

6 Eylül 2003

Vali Recep Yazıcıoğlu için çok şey yazılabilir. Türkiye'de onun geçirdiği kazayı duyup da içi kanamayan insan var mıdır bilemiyorum. Kaza haberi duyulur duyulmaz bir samimi, bir coşkulu, bir yürekli, bir memleket âşığı insanın simasının herkesin içinde acı yumağı halinde somutlaştığını tahmin etmek zor değil. "Bu dünyadan bir Recep Yazıcıoğlu geçti" dedirtecek kadar derin izler bırakan bir insan o, ve hep hafızalarda kalacak bir insan...

Ama ben ondan öte bir trafik yazısı yazmak istiyorum.

Hemen her aileye hesaplanmaz ve dayanılmaz acılar getiren bir afetin yazısını...

Türkiye'de yola çıkıp da, içinde "sağ salim geri dönebilir miyim?" kaygısı taşımayan insan var mıdır? Ya da yolcu uğurlayıp içinde kaygı düğümleri atılmayan?

Kara yolculuğu başlıbaşına bir kaygıdır Türkiye'de...

Biz, trafiğin en derin vurgununu yaşayan bir aileyiz. Trafik canavarının vahşeti yanıbaşımızdan çoluk çocuk 5 kişilik bir can kafilesini aldı ve gitti.

Nice bizler var bu ülkede...

Hep düşünmüşümdür:

Bu kadar ünlü insan bu canavarın kurbanı oluyor. Bu, sadece afetin yaygınlığının işareti... Yani öyle bir vahşet salgını ki, onun tehdidinden hiç kimse masun değil... Kahveci, Menderes, Yazıcıoğlu... Daha dün çocuğunun kolu kopan bir milletvekili, önceki gün evladını kaybeden bir başkası... Menderes orada, Türkiye'deki trafik vahşetinin anıtı gibi duruyor.

Milli Mücadele'de verdiğimiz şehit sayısından çok fazla insan kaybediliyor bir yılda...

Nasıl iştir bu?

İnsan kaybı, milli servet kaybı... hepsi birkaç saniye içinde Türkiye hesabına yazılıveriyor... Ama Türkiye bu ağır hesabı bir daha ödememek için toparlanamıyor.

Oku, oku hep Cahit Sıtkı'yı: "Gitti gelmez bahar yeli - Şarkılar yarıda kaldı..."

Kusur kimde?

Bizde ve trafik altyapısını işleten sistemde...

Bizde... Çünkü esas aktör bizleriz ve bizde, trafiğe çıktığımızda içimizde üreyen canavarı kontrol edecek iç disiplin yok.

Benim bir sözüm var: Trafiğe çıkan insanın veli olması zor. Veli'yi, iç disiplinleri gelişmiş, dünya – ahiret dengesini kurmuş ve kendisini sürekli bir Yüce Kudret'in denetimi altında hisseden insanı kastediyorum. Trafikte veli olmak zor, çünkü bütün sigortaları attıran bir nefsi yarış içine sürükleniyor insan. Bir günah yarışı adeta... Bir öne geçme, alt etme yarışı. Parsayı kapma, kaybeden olmama yarışı... Öfkeyi yenme... Sabır yarışı... Ne kadar zor şey sabır... Az adamla çok para kazanma hırsı... Bütün bunlar bir iç disiplini gerektiriyorsa, nerede bizde o disiplin? Kaç zamandır, kişiliğimizi sağlıklı bir rotaya oturtan terbiye kodlarını yok etmedik mi? Bizim bütün hareketlerimize ebedi bir sorumluluk duygusu yükleyen "Kul hakkı" diye bir kavram çoktandır çıkmadı mı lügatlerimizden... Bizi ne sınırlayabilir ki? Bizi sınırlayan bir iç disiplin yoksa, yolları canavarların yarış pistine döndürmeyi ne önleyebilir ki? Ve otomobiller, otobüsler, kamyonlar içinden cansız canlar çıkarmak için çırpınmanın önünü kim alabilir ki?

Ve trafiğin altyapısı...

Hiç şüphesiz içimizdeki canavarın sahip olma tutkusunu besleyen bir alt yapı noksanı var Türkiye'de... Yol yoksa yol üretmeye çalışan bir canavar hemen devreye giriyor içimizde... Emniyet şeritleri, sol şeritler her şey her şey yol olabilirmiş gibi geliyor... Ama bir anda yollar tükeniyor ve son!!!

Bu Türkiye gerçeği.

Açık olan şu ki, insanlarımızı trafik canavarının elinden kurtaran bir iktidar çok dua alır.

Ancak bunun için, terörle mücadele kadar bir hassasiyet ve gayret göstermek gerekir.

Ve bunun için, bir, insani bir yatırıma, iki altyapı yatırımına ihtiyaç var.

İnsani yatırım, insanı kendinden korumak gibi zor bir iş. Aslında "İçinizdeki canavarı durdurun" şeklindeki slogan, işin bu yanını kavramış bir slogandı. Ama bir slogan yetmiyor. İç disiplinleri geliştiren bir eğitime ihtiyaç var. Eğitimde böyle bir doku oluşturmaya ihtiyaç var. Yani yeni bir insana... "Öteki"nin hukukunu kendi hukukundan önde tutan bir insana... Ve belki kendi canının emanet olduğubilincine sahip, yeterli itinayı göstermemesi halinde intihar etmiş gibi sorumluluk altına gireceği kaygısı taşıyan insana...

Ve Türkiye gibi kara yolculuğunun en etkin ulaşım aracı olduğu ülkemizde trafik altyapısını, mevcut nüfusu ve araç sayısını sağlıklı taşıyacak hale getirmek... Özetle yolu çoğaltmak, yolu sağlıklı hale getirmek...

Hükümetin "duble yol" projesi gerçekten hayati değer taşıyor. Türkiye'nin her yerinden çift yol çalışmalarına dair haberler geliyor. Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen, hayat kurtaracak bir hizmetin mimarı olarak kalıcı isim haline gelecek.

Ben bir de hükümetten, aktif bir kampanya bekliyorum. Bu ülkedeki her cana karşı duyarlılığı sergileyecek bir kampanya... İnsanları içlerindeki canavardan koruyacak bir ses. Başbakan dahil, tanınmış isimlerin çağrılarda görev almasını sağlayan bir büyük proje... Belki Aydın Menderes'in etkin katkılarının bulunacağı bir kampanya... Eminim ki bu kampanya acıları yüreklerinde hâlâ taptaze duran yüzbinlerce insanı da bünyesine almakta zorlanmayacaktır.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/arsiv/2003/eylul/06/atasgetiren.html

YAZICIOĞLU İLE EN SON Yeni Şafak GÖRÜŞMÜŞTÜ

 YAZICIOĞLU İLE EN SON Yeni Şafak GÖRÜŞMÜŞTÜ

5 Eylül 2003

Ankara yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonrasında kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen Vali Recep Yazıcıoğlu, tüm Türkiye'yi olduğu gibi özellikle vali olarak atandığı kent olan Denizli'yi mateme boğdu. Denizlililer şimdi kendisinden çok şey bekledikleri Valileri Recep Yazıcıoğlu için ağlıyor. Tokat ve Erzincan Valilikleri döneminde "sıradışı" uygulamaları nedeniyle bütün Türkiye tarafından tanınan ve yılbaşında Denizli Valiliği'ne atanan Recep Yazıcıoğlu ile kaza geçirmeden kısa süre önce görüşmüştük.

KENTİN SORUNLARINI ÇÖZMEYE KARARLIYDI

İldeki diğer yöneticilerle kentin sorunlarını çözmeye kararlı olduğunu anlatan Yazıcıoğlu, bu problemlerin çözümünde önceliği kentin altyapısına vereceklerini açıklamıştı. Vali Yazıcıoğlu, ilin ekonomik gelişmişliğine paralel olarak ulaşım sorununun da çözüm bekleyen önemli bir problem olduğunun altını çizip, Denizli'nin bir ihraç kenti olmasına rağmen İzmir ile demiryolu bağlantısı üzerinde durulmadığı ve kentte altyapının geliştirilemediğini belirtmişti.

Vali Yazıcıoğlu, 130 bin işçinin çalıştığı ilde sadece 250 yataklı bir SSK hastanesinin bulunduğunu, buranın ise ihtiyaca cevap vermediğini de söylemişti. Yazıcıoğlu ayrıca sanayide yaşanan gelişme ve başarının şehircilikte yakalanamadığını vurgulayıp, şehir merkezinin sıkışmış bir görüntü verdiğini belirtmişti.


Kaynak:

https://www.yenisafak.com/arsiv/2003/eylul/05/anadolu.html

DÂVÂ ARKADAŞIMA SON MEKTUP : Sevgili valim Recep Yazıcıoğlu'na



DÂVÂ ARKADAŞIMA SON MEKTUP
Sevgili valim Recep Yazıcıoğlu'na

13 Eylül 2003

Siz görevinizin başında iken, sağlığınızda; övgüden çok yergi aldığınızı herkes hatırlamalı. Bazen sizi yerden yere vuranlar. 'Aykırı Vali' lakabını takanlar, hatta 'deli' tabirini kullanarak; yaptıklarınızı ve doğruluğundan şüphe duyulmaması gereken düşüncelerinizi şüpheli hale getirerek, alay eder gibi yaklaşanlar; şimdi gerçek değerinizi anlamak zorunda kaldılar.

HÜSEYİN AKSU / İŞADAMI

SEVGİLİ VALİM,
Seksenli yılların Türkiye'de yarattığı hızlı değişim içinde, TOKAT ilimizden ışık saçmaya başladığınızda, ben bir iş adamı olarak kendi geleceğimi garantiye almış Türkiye'nin geleceğine kafa yormaya başlamıştım. Hep bir gün sizinle tanışmak ve sizinle birlikte ülkeye ve devlete hizmet vermek arzusu sarıyordu içimi. Sonra, sanki arzularım gerçekleşti. Aydın'a vali oldunuz.

Sizinle onbeş yıl önce ilk kez Davutlar'da karşılaştık. Beni, iş başında olduğum şantiyeden emretmişsiniz. Benim için büyük bir heyecan ve merak yaratan bir andı. Hemen geldim. Görüşmemiz yarım saati geçmemişti. Gözlerinizdeki parıltıyı ve hizmetteki pratik yaklaşımınızı hayranlıkla izlerken; bu yarım saat içinde, beni, Davutlar'da bir okulun kaba inşaatını bağış olarak yapmaya ikna ettiniz. O akşam, proje masasına oturup, sabaha karşı okulun projesini çizmiştim. Ertesi gün, projeyi size sunduğumda, bir gecede çizilen projeyi sorgulamaya başladı, bazıları, çevrenizde. Önünüze devletin Tip Okul Projeleri'ni sundular. Siz, bunları bir kenara atıp, "Proje güzel olmuş hemen başla" talimatı verdiniz. Ancak, bana Orman İdaresi'nden kereste sözü vermiştiniz. Üç gün kereste bekledik. Baktık olmayacak size telefon açtığımda; "Devletin kereste vermesini beklersen, bu iş uzar" dediniz. Ertesi gün temel attık. Üç ay sonra, kaba inşaatı teslim ettiğimde, inşaat alanına gelerek; yaşamımın en anlamlı törenini yaptınız benim için. Yanınızda şoförünüz ve koruma dışında kimse yoktu. İnşaata baktınız ve "Gel seni alnından öpeyim" diyerek, öptünüz. Yaşamımda aldığım en anlamlı ödül oldu bu.

Sizin varlığınız, bana, sistemin içinde olmak ve sistemi daha iyiye taşımak için mücadele vermek konusunda örnek oldu. Yıllar sonra, iş hayatından koparak, aktif siyasette hizmet vermek konusunda verdiğim kararda sizin yaptıklarınız ve söyledikleriniz etken oldu. Devlet görevinde geçirdiğim yıllarda sizin varlığınız nedeniyle kendimi yalnız hissetmedim. Bir kişi vardı. Ülkenin gerçeklerini haykıran. Bu güzel ülkede, sistemin içinde görev alıp da, sistemi bütün çıplaklığı ile eleştirebilen. Yerelleşmenin, sivilleşmenin, sosyalleşmenin geleceğimizdeki kaçınılmazlığını en açık ifadelerle kamuoyuna duyuran. Cesaretle, sistemin çürüyen yanlarını ortaya koyabilen.

Aydın kentinde belediye başkanlığı yaptığım süre içinde, pekçok insan bana, "Recep Yazıcıoğlu ile çalışsaydınız, Aydın'ın kaderini değiştirirdiniz" yorumunu yaptı. Bu yorumu, hep size ve bana karşı bir övgü olarak algıladım. Erzincan'da yaptığınız çalışmalarda, bir yıla yakın sizinle çalıştık. Artık, sizinle kardeşliğin ötesinde, bu ülkeye bakış açımızdaki paralelliği tam olarak görmüştüm. Erzincan'ı yeniden kurmak için hazırladığımız projede, ikimizin bir araya gelmesine sistemin tahammül etmediğini ve saldırının büyüdüğünü görmüştük.

Ama, sizin idarecilik yaşamınızda hep övgü almadığınızı biliyorum. Bozulan ve çürüyen sistemin statükoları, sizi de benim gibi, yıpratmak ve hatta yok etmek için her türlü yola başvurdu. Aydın Valiliğiniz kısa sürdü; ben size yetişemedim. Ben karar verip, Aydın'da belediye başkanı seçildiğimde, siz yıllar önce Aydın'dan ayrılmıştınız. Hem de, sizi Aydın'dan sürdürmek için organize olmuş, sistemin bütün çürümüşlüğünü temsil edenlerin gayreti ile. Aydın sizi kaybetmişti. Onun için, 1994 yılında "Artık Aydın Kazansın!" sloganı ile belediye başkanlığı seçimine katıldım.

Bu ülke sizi kaybettikten sonra, kıymetinizi anlamış görünüyor, bugünlerde. Siz görevinizin başında iken, sağlığınızda; övgüden çok yergi aldığınızı herkes hatırlamalı. Bazen sizi yerden yere vuranlar. "Aykırı Vali" lakabını takanlar, hatta "deli" tabirini kullanarak; yaptıklarınızı ve doğruluğundan şüphe duyulmaması gereken düşüncelerinizi şüpheli hale getirerek, alay eder gibi yaklaşanlar; şimdi gerçek değerinizi anlamak zorunda kaldılar. Çünkü, artık Türkiye'deki çürümüş statükoları, ülkenin tıkanmışlığından menfaat çıkartanları sorgulamayacaksınız. Artık, onlar için tehdit olmaktan çıktınız. Artık sizi övmek, göklere çıkartmak işlerine gelebilir. Çünkü siz yoksunuz.

Size "Aykırı Vali", "Renkli Kişilik" gibi unvanlar bulanlara hep çok kızmıştım. Şimdi de kızıyorum. Neydi, sizde aykırı olan; onlar için. Sizin, çok geniş vizyonunuza, sadece "Renkli" diyerek hafife alanların düşüncesi ne denli dardı, ya da art niyetliydi. Aykırılıkları dile getirmek, çarpıcı biçimde aykırılıklarla mücadele etmek "aykırılık mıydı?". Esas, aykırı olanlar, size nasıl "aykırı" diyebiliyorlardı. Sistemin ve çoğunluğun aykırı olduğu ortamda, çağdaşlığı ve doğruları savunanlar, söyleyenler mi "AYKIRI" sayılıyordu?

Sevgili valim, nur içinde yatın, ruhunuz huzur içinde olsun. Bu ülkeyi bu hale getirenler, bu halinden menfaat umanlar, sistemin çürümüşlüğünden geçinenler bilsinler ki. Sizden kurtulamazlar, sizin bıraktığınız düşünce yapısı, sistemi sorgulayan büyük bir miras olarak bizlere kaldı. Sizin sesinizi giderek daha güçlü ve gür olarak Türkiye'nin her noktasında duyuracak insanlar var. Binlerce Recep Yazıcıoğlu var. Sizin fikirlerinize ve söyleminize bizler hayat vermeye devam edeceğiz. O nadide, büyük değerler içeren beyninizi makinaya bağlıyarak yaşatamadık ama, emin olun ki, o beynin ürettiği ve ortaya koyduğu bütün fikirleri ve mücadele azmini ülkemiz yararına sonuna kadar yaşatacağız.

Söke'de size son görevimizi yaparken; görev yaptığınız Tokat'ın arkanızdan akıp geldiğini görüyorum. Yeniden kurduğunuz Erzincan'ın her yeri posterlerinizle donatılmış, Denizli yasa boğulmuş herkes arkanızdan kaybınızın büyüklüğünü hissediyor ve yaşıyor. Sevgili valim, sizi son yolculuğa uğurlarken, gözyaşlarım ile örtemediğim isyan duygularımı da açıklamak zorundayım. Bir tek Aydın'dan sizi adeta kovduran zihniyetin işbaşında olduğunu görmek isyan duygularımı haykırmama neden oluyor. Denizli ağlıyor, Erzincan ağlıyor, Tokat ağlıyor. Aydın'da ise birileri eğlence festivali düzenleyip, sizin çok karşı olduğunuz BİRA reklamı yaparak halkı eğlendirmeye çalışıyor. Siz daha yaşama veda etmeden arkanızdan göstermelik saygı duruşu yapılıyor. Ama, bilin ki, bu davranış Aydın halkının davranışı değil. Halkın içindeyim ve yıllardır, Aydınlı'nın sizi hiç unutmadığını ve sizi erken kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığını biliyorum.

Denizli şöyle diyor: "Valimizi geç bulduk, erken kaybettik". Biz Aydınlılar, sizi erken bulmuştuk, kıymetinizi anlamak istemeyenler ve işine gelmeyenler yüzünden erken kaybettik. Çok şey kaybettik. Biz Aydınlılar'a düşen bir şey var, artık. Recep Yazıcıoğlu'nun zihniyetini, çalışkanlığını, dürüstlüğünü, yaratıcılığını ilke edinerek, onun ebediyen yatacağı Bu İLİ, ona layık hale getirmek. Müsterih ol, sevgili valim; seni yaşatacağız.


'Hür, demokrat, adam gibi bir memlekette yaşayamadım gitti'

YUSUF YAVUZYILMAZ / ARAŞTIRMACI

Halk tarafından süper vali olarak adlandırılan Recep Yazıcıoğlu bir söyleşisinde, Türkiye'deki bürokratik zihniyeti eleştiren bu sözleri sarf etmişti. O, yaşadığı kısa sayılabilecek hayatı boyunca hür, demokratik bir Türkiye'nin özlemini çekti. Temel görüşlerini Bu Sistem Değişmeli ve Sıra Dışı Bir Vali adlı eserlerinde kamuoyu ile paylaştı. Yazıcıoğlu'na göre sistem idari, politik ve sosyal yönden iflasın eşiğine gelmişti. O böyle bir sistemin içinde Aydın, Tokat, Erzincan ve son olarak da Denizli Valiliği yaptı. İflasın eşiğine gelmiş bir sistemde ne kadar verimli çalışabilirse o kadar verimli çalıştı. Sistemden rahatsızlığını sürekli dile getirmesine karşın bir saniye bile çalışmaktan geri durmadı. Kendisi, trafik kazasına kurban giden yol arkadaşı Adnan Kahveci gibi belki de en verimli çağında Hakk'a yürüdü.

Hem Recep Yazıcıoğlu, hem de Adnan Kahveci, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın değişimci misyonunu rehber edinmiş iki dosttu. Onlar geleneksel bürokrasinin ölçülerine uymayan iki sıra dışı bürokrattı. Halk valileri gördüğü uygulamalardan dolayı asık suratlı, mesafeli, adeta kendinin içinde bulunamayacağı bir dünyanın elemanı olarak görür. Vali denince, insanların şuur altında zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan gibi bir imaj canlanır. Recep Yazıcıoğlu bir vali olarak bu geleneği kıran ender bürokratlardan biridir. Bunu vali vefatlarında görülen ve sadece devlet görevlilerinin katıldığı soğuk cenaze törenleri ile Yazıcıoğlu'nun halkın yoğun bir katılımla, samimi bir şekilde son yolculuğuna uğurladığı cenaze törenini karşılaştırırken görmek mümkündür. Hayatının büyük bölümünü bürokraside geçirmesine karşın, sivil ve değişimci kimliği ile ön plana çıktı. Yazıcıoğlu sempatik tavırlarıyla devlet içindeki halk gibiydi. Halkın zihnindeki asık suratlı bürokrat tipinden farklı bir portre çizmesi, sevilmesinin en önemli sebeplerinden biridir. Her demokrat gibi yaşadığı ülkede demokrasinin en ileri derecede uygulanan bir ülke olması gerektiğini bütün ömrü boyunca savundu. 28 Şubat sürecinin merkeze aldığı Recep Yazıcıoğlu karşıtlarına en güzel cevabı halk verdi. Çünkü Yazıcıoğlu gibi bir bürokrata karşı olmak, hukuka, insan haklarına ve demokrasiye karşı olmakla eş değerdir.

Recep Yazıcıoğlu hür, demokrat ve adam gibi bir memlekette belki yaşayamadı ama tüm enerjisini ve zihnini, Türkiye'nin gelişmesinin önünde engel olarak gördüğü oligarşik yapılanmanın yıkılması için çalıştırdı. Allah'ın rahmeti bu sıra dışı adamın üzerine olsun..

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/arsiv/2003/eylul/13/dusunce.html

Erzincanlı raftingçiler 'Halkın Valisi'ni unutmadı


Erzincanlı raftingçiler 'Halkın Valisi'ni unutmadı

Erzincanlılar, illerinde 9 yıl görev yapan ve 'Halkın Valisi' olarak adlandırılan merhum Recep Yazıcıoğlu'nu unutmadı. Erzincanlı sporcular Recep Yazıcıoğlu'nun anısına önce paraşütle uçtu, ardın da rafting yaptı.

Erzincan'da yaklaşık 9 yıl görev yapan ve 2003 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu, ölümünün 5. yıldönümünde doğa sporları etkinlikleriyle anıldı.

Denizli Valiliği görevi sırasında Ankara-Eskişehir Karayolu'nda geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü hastanede 8 Eylül 2003 tarihinde hayatını kaybeden Recep Yazıcıoğlu, ölümünün 4. yıldönümünde doğa sporları ile uğraşan sporcular tarafından unutulmadı. Sabah saatlerinde başlayan anma programında ilk olarak yamaç paraşütü sporu yapıldı. Erzincan'a 15 kilometre uzaklıkta bulunan Ekşisu mevkiinde Erzincanlı sporcular, bu kez Yazıcıoğlu için yamaç paraşütleriyle gökyüzünde buluştular. Erzincan'da aktif olarak faaliyet gösteren Munzur Fırat Doğa Sporları Derneği sporcuları üyeleri, merhum Yazıcıoğlu'nun sık sık rafting yaptığı Sansa Deresi'nde bu defa Yazıcıoğlu anısına bota bindi. 2 bot ve 15 kişiden oluşan raftingciler, Karasu Nehri'nin dalgalarında kürek çekti. Erzincan'da görev yaptığı süre içerisinde yaptığı yamaç paraşütü, rafting ve dağcılık sporları ile sıra dışı bir vali olduğunu ispatlayan merhum Yazıcıoğlu'nu, ölümünün 5. yılında unutmadıklarını açıklayan Munzur Fırat Doğa Sporları Derneği Başkanı Gürcan Ekinci, Yazıcıoğlu ile birlikte yapılan doğa sporları sayesinde Erzincan'da ve Türkiye genelinde bu spora ilginin arttığını ve onun anılarını yaşatmak için dernek olarak bu şekilde organizasyon yapacaklarını vurguladı. Ekinci, "Yazıcıoğlu'nun bizlere miras bıraktığı doğa sporları aktivitelerini her ortamda yapıyoruz. Onlarca sporcu yetiştirdik ve doğa sporlarını insanlarımıza sevdirdik" dedi.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/yerel/erzincanli-raftingciler-halkin-valisini-unutmadi-139356

Vali Yazıcıoğlu'nun hayatı dizi oluyor


Vali Yazıcıoğlu'nun hayatı dizi oluyor

20 Eylül 2003

Vali Recep Yazıcıoğlu'nun hayatı televizyon dizisi oluyor. Yazıcıoğlu hayattayken çekimine karar verilen "Kaymakam" isimli dizi filmin hazırlıklarına başlandığı bildirildi.

Denizli Valiliği görevini sürdürürken Ankara yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Vali Recep Yazıcıoğlu'nun yeğenleri ve "Beyaz Perde Film Şirketi"nin sahipleri Mehmet ve Mustafa Güneş kardeşlerin yapımını üstlendiği dizi filmin yönetmenliğini Orhan Oğuz'un yapacağı bildirildi. Filmin senaryosunun hazır olduğunu, şu anki aşamada oyuncu ve kostüm seçimlerinin yapıldığını belirten film şirketinin Denizli Koordinatörü Cemal Camako Esebalı, "Türkiye'de önemli izler bırakan Recep Yazıcıoğlu'nun hayatını anlatacak olan film, çok renkli bir senaryoya sahip. Film geniş bir ekiple çekilecek. Ekip 8 ay boyunca Denizli'de kalacak ve dizi en az 13 bölümden oluşacak. Şu anda filmin çekileceği mekanların belirlenmesi, kostüm seçimi ve filme iş çevresinin katılımının sağlanması için çaba harcanıyor" dedi. Çekimlerine ekim ayında başlanacak olan dizi filmin aralık ayında gösterime gireceği açıklandı.

Bayrampaşalılar unutmadı

İstanbul Bayrampaşa'da Yazıcıoğlu'nun, Bayrampaşa'ya yaptığı ziyaretlerde çekilen fotoğraflarının da sergilendiği köşede açılan anı defteri, her kesimden yoğun ilgi görüyor. Bayrampaşa Belediyesi tarafından oluşturulan Yazıcıoğlu köşesini ziyaret eden Nezahat Yazıcı, valinin ölümünün ardından günlerce ağladığını söylüyor. Okuma yazması olmadığını anlatan Yazıcı, "Bunun için, çok istememe rağmen anı defterine yazı yazamıyorum. Ama, merhuma hep dua ediyorum" dedi.

ZEKERİYA GÜLÜN

Erzincan'da Vali Yazıcıoğlu için mevlit okutuldu

Denizli Valiliği görevindeyken Ankara'ya giderken geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden ve aynı zamanda bir dönem Erzincan Valiliği de yapmış olan Recep Yazıcıoğlu için Erzincan Terzibaba Camii'nde mevlit okutuldu.

Terzibaba Camii'nde dün yatsı namazından önce mevlit programında görevli hafızlar Vali Recep Yazıcıoğlu için Kur'an-ı Kerim, Mevlid-i Şerif ve ilahiler okudu. Doğu Anadolu'nun en büyük camii olma özelliğine sahip Terzibaba Camii'ndeki mevlide Erzincanlı vatandaşlar da büyük ilgi gösterdi.

Mevlit için gelen vatandaşlara Erzincan Belediyesi tarafından şeker ve gül suyu ikram edildi. Belediye Başkanı Erkan Karaman ve Erzincan Müftüsü İlhan Aydın'ın yanı sıra çok sayıda vatandaşın iştirak ettiği mevlit sonunda merhum Vali Yazıcıoğlu için dua edildi. Cami imamı Mehmet Erdoğan ise dua sırasında bir Hadis-i Şerif okudu ve Vali Yazıcıoğlu'ndan "örnek insan" olarak söz etti.

İHSAN SENİR/ERZİNCAN

YAZICIOĞLU İÇİN LOKMA DAĞITILDI

Ankara yakınlarında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu için lokma dağıtıldı. Denizli Fırıncılar Odası'nın organizasyonu ile Delikliçınar Meydanı'nda lokma döküldü. Gün boyu dağıtılan lokmalardan almak isteyen vatandaşlar, uzun kuyruklar oluşturdu. Denizli Fırıncılar Odası Başkanı Kemal Aracı, Yazıcıoğlu'nun kısa sürede Denizli halkı ile kaynaştığını belirterek, "Odamız, böylesine değerli bir bürokrat için hayır yapmak istedi. Mekanı cennet olsun" dedi.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/amphtml/gundem/vali-yazicioglunun-hayati-dizi-oluyor-2677137

Onu özleyeceğiz


Onu özleyeceğiz

06 Eylül 2003

Vali Yazıcıoğlu'nun beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından sevenleri, www.tnn.net sitesine yüzlerce mesaj göndererek üzüntülerini dile getirdiler.

Vali Recep Yazıcıoğlu'nun "beyin ölümü"nün açıklanması, vatandaşlar arasında büyük üzüntüye neden olurken, bu üzüntü internetteki www.tnn.net sitesine gönderilen yüzlerce mesajda dile getirildi. www.tnn.net adresindeki sitede, 3 Eylül'de, "Yazıcıoğlu'nun ikinci ameliyatının başarılı geçtiğine" ilişkin haberin yer almasından sonra, umut ve sevinç dolu mesajlar birbirini izledi. Ancak, Yazıcıoğlu'nun "beyin ölümü"nün açıklanması, umutları sona erdirirken, sevinci de üzüntüye çevirdi. Siteye gönderilen yüzlerce mesajda, Yazıcıoğlu'ndan övgüyle söz edilerek, kaybından duyulan üzüntü dile getiriliyor. 

Bu mesajlardan bazıları şöyle:


Sayın valim, bu dünyada insana ve insanlığa dair örnek bir kişilik olarak sizi tanıdık. İdareci olarak sergilemiş olduğunuz kişiliğin, insani değerlerden almış olduğun güzellikten kaynaklandığına inanıyorum. Bu vatanın sizin gibi nadiren yetişen ve vatansever insanlara ihtiyacı var. Kederli ailenize başsağlığı diliyorum. Mekanınız cennet olsun. Bu toplum sizi unutmayacak!

***

Ülkenin diğer valileri, bayrağı alın; protokol valisi olmayın.

***

Hiç tanımasak bile, yaptığı işleri ortada olan ve herkesin takdirini kazanan böyle değerli insanların kaybı herkesi üzecektir.

***

Dürüst ve ahlaklı bir yönetici idi. Kendisine Tanrı'dan rahmet diliyorum.

***

Allah rahmet eylesin. Türkiye'nin onun gibi çalışkan insanlara ihtiyacı her zaman var.

***

Lafla değil, yaptıklarıyla memleketini sevdiğini gösteren birini kaybettik. Hepimizin başı sağolsun. Seni özleyeceğiz.

***

Türkiye'de son dönemde yetişmiş, dürüst, yürekli, halkı için çalışan, inisiyatif sahibi, nadir devlet adamlarından biriydi. Recep Yazıcıoğlu'ndan parlamentoda da yararlanmalıydık. Türkiye için çok önemli bir kayıp.

***

Ülkemize büyük yararları olmuş bir devlet adamıydı. Üzücü yanı; bir türlü önlemini alamadığımız trafik kazası sonucu yitirmiş olmamız. Hepimizin başı sağolsun.

***

ANNESİ HÂLÂ BİLMİYOR

Bu arada Recep Yazıcıoğlu'nun Söke'de yaşayan annesine, Vali Yazıcoğlu'nun trafik kazası geçirdiği dün söylendi. Söke'de yaşayan 4 çocuk annesi Fatma Yazıcıoğlu'na (85), oğlunun trafik kazası geçirdiği haberi şimdiye kadar söylenmemişti. Söke Devlet Hastanesi doktorlarından Asabiye Uzmanı Dr. Öztekin Yüce tarafından Fatma Yazıcıoğlu'na önce sakinleştirici yapıldı. Daha sonra anne Yazıcıoğlu'na, "Oğlun Recep Yazıcıoğlu trafik kazası geçirdi. Durumu iyi, tedavisi sürüyor" diyerek olay haber verildi. Yazıcıoğlu'nun geçirdiği kaza haberinin televizyonlardan yayınlandığı sıralarda, Fatma Yazıcıoğlu'nun evindeki televizyonun ayarıyla yakınları oynayarak, görüntüyü bozup, haberi öğrenmesinin önlendiği bildirildi.

SPORA ÇOK DÜŞKÜNDÜ

Erzincan'da göreve başladığı 1984 yılından sonra vatandaşlarla çok değişik mekanlarda biraraya gelen Vali Recep Yazıcıoğlu, bazen kayak yaparken, bazen resmi bir toplantıda, bazen de bir köy ziyaretinde çıktı insanların karşısına. Mesai arkadaşları ve attığı her adımı takip etmeye çalışan basın mensupları onun temposuna ayak uydurmakta zaman zaman güçlük çekti. Görev yaptığı illeri tanıtmak için her fırsatı değerlendiren Vali Yazıcıoğlu'nun yaptıkları zaman zaman çok tartışıldı.Sağlıklı yaşam için değişik spor branşlarının yapılmasına öncülük eden Vali Yazıcıoğlu, çevresindeki insanların da spor yapmasını istedi.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/gundem/onu-ozleyecegiz-2676947

Yazıcıoğlu'nun adı yaşatılıyor


Yazıcıoğlu'nun adı yaşatılıyor

Uzun yıllar Erzincan'da valilik görevi yapan Recep Yazıcıoğlu'nun ismi, Erzincan Belediyesi tarafından park ve caddelere veriliyor. Yazıcıoğlu'nun görev yaptığı şehirlerde adı yaşatılmaya çalışılıyor

13 Eylül 2003

Erzincan'da 9 yıl valilik yapan ve Erzincan'ın çehresini değiştiren Vali Recep Yazıcıoğlu'nun ismi, Erzincan Belediyesi tarafından park ve caddelere verilerek anısı yaşatılacak. Erzincan'da görev yaptığı süre içerisinde devlet vatandaş işbirliğinin en güzel örneklerini sergilemeye çalışan Vali Recep Yazıcıoğlu'nun vefat etmesinin ardından Erzincan Belediyesi, Belediye Parkı ve Hükümet Caddesi'nin ismini Recep Yazıcıoğlu Parkı ve Caddesi olarak değiştirdi.

Vali Recep Yazıcıoğlu adına, okul, tünel ve köprü ismi bulunurken, valinin vefat etmesi ile birlikte Erzincan şehir merkezinde bulunan Belediye Parkı ve Hükümet Caddesi'nin ismi belediye tarafından 'Recep Yazıcıoğlu' olarak değiştiriliyor. Belediye Başkanı Erkan Karaman, "Erzincan'ımıza büyük hizmetleri dokunan ve geçtiğimiz günlerde geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını kaybeden Valimiz Recep Yazıcıoğlu'nun ismini park ve caddeye vereceğiz. Belediye başkanlığı döneminde azda olsa Yazıcıoğlu ile birlikte görev yapmak bana büyük gurur vermiştir. Onun trafik canavarına yenik düşmesi tüm Erzincanlılar'ı ve bizleri derinden üzmüştür. Onun ismi artık Erzincan park ve caddelerinde yaşatılacaktır" dedi.

Yazıcıoğlu için 'Türkiye markası' ürettiler

Bu arada Yazıcıoğlu'nun, Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Doğusan A.Ş çalışanlarına verdiği 'Bir Türkiye markası üretin' talimatı sonuç verdi ve şirkette eksi 58 derece soğuğa dayanıklı kiremit üretildi. Rengini ve parlaklığını kaybetmeksizin 50 yıl garantisi olan kiremit aşırı sıcaklara da karşı ısı geçirmeyen özellikler taşıyor.

Erzincan Valisi Refik Arslan Öztürk, yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Valimiz Recep Yazıcıoğlu'nun gösterdiği hedefe kitlenen fabrika çalışanlarımız ulaştıkları başarı ile ülkemizde de bir dünya markası üretilebileceği gerçeğini ortaya koymuşlardır. Çatılarda kullanılan örtü malzemelerinin getireceği kirliliğini ortadan kaldıran anlayışı elbette mucize olarak görüyoruz ve valimizi minnetlerle anıyoruz" dedi.

Aydın: Delikanlı bir devlet adamıydı

Tokat Belediye Başkanı Nizamettin Aydın, Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun sıradışı, delikanlı ve kararlı bir devlet adamı olduğunu söyledi. Aydın, "Vatandaşlar, cenaze törenlerinde hiç tanışmadıkları bir insan için ağlıyordu. Valimiz Yazıcıoğlu'nu kamuda görevli idarecilerimiz örnek almalı. Yapılanları millet görüyor, millet bilmiyor zannetmesinler. Darısı geri kalan valilerin, idarecilerin ve bürokratların başına" dedi. Vali Yazıcıoğlu'nun sistemi acımasızca ve cesaretle eleştiren ilk bürokrat olduğunu vurgulayan Aydın, "Yazıcıoğlu hiç değişmedi. Zorluklara, yer değiştirmelere rağmen hiç değişmedi. İlk gün ne söylüyorsa öldüğü gün de onu söylüyordu. Eleştirileri yıkmaya değil yapmaya yönelikti. Doğruyu yapmak için amansız bir mücadele içindeydi" diye konuştu.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/gundem/yazicioglunun-adi-yasatiliyor-2677039

Protokole öğrencileri oturttu




Protokole öğrencileri oturttu

Geçirdiği trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, düşünceleri ve kendine özgü görev anlayışıyla "sıradışı vali" olarak tanındı. Valiliği sırasında tebdil-i kıyafet yapıp şehirde dolaştı, öğrencileri protokole oturttu, kendisi ayakta bekledi. İlk defa sigara yasağını uyguladığı için "IV. Murat"a benzetildi. Adı Erzincan'la bütünleşen Recep Yazıcıoğlu'nu, kamuoyu, "ölümü göze alarak yaptığı" yüzme, rafting, su kayağı, yamaç paraşütü ve dağcılık gibi spor dallarındaki iddiasıyla da tanıyordu. Tebdil-i kıyafetle şehirde dolaşıp, kamu kurumlarına şok baskınlar yapan Yazıcıoğlu, kamu kurumlarında sigara yasağını ilk defa uyguladı. Bu uygulama nedeniyle "IV. Murat"a benzetilen Yazıcıoğlu, Aydın Valisi olduğu dönemde Marmaris'e giderken makam otomobiliyle trafik kazası geçirdi. Bu kazada kendisi ve şoförü hafif yaralandı, eşi ise ölümden döndü.

Adı Erzincan'la bütünleşti

1991 yılında Erzincan Valisi olan Yazıcıoğlu'nun adı adeta Erzincan'la bütünleşti. 1992 yılında yaşanan Erzincan depreminin ardından ortaya koyduğu icraatlarla vatandaşların kalbinde taht kuran Yazıcıoğlu'nu bu kez kamuoyu sportif yönüyle tanıdı. Başta dağcılık, rafting, su kayağı, yüzme ve yamaç paraşütü gibi alanlardaki iddiasıyla öne çıkan Yazıcıoğlu, 1997'de Fırat Nehri'ndeki raftingde botu alabora olunca ölümden döndü. 18 Şubat 1998'de Erzincan-Sivas Karayolu'nda ikinci bir trafik kazası geçiren Yazıcıoğlu bu kazayı hafif atlatırken, aracı kullanan Nurettin Satılmış hayatını kaybetti.

Dimdik yaşadı, dimdik öldü

Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun vefatını değerlendiren kardeşi eski Diyanet İşleri Başkanı AK Parti Ankara Milletvekili Sait Yazıcıoğlu, "Vefatı hepimizi derinden yaraladı. Ancak takdir-i İlahi'nin önüne geçilemiyor. Nasıl yaşadığını herkes biliyor. Her şeyiyle kendini ülkeye vermiş bir insan. Yoğun sevgi eksenini hastanedeki tedavisi sırasında müşahede ettik. Gecesini gündüzüne katarak çalıştı. Bu nedenle de sağlığına yeteri kadar özen göstermedi. Dimdik yaşadı dimdik öldü" dedi.

Kaynak: 
https://www.yenisafak.com/gundem/devletin-vicdani-kalplerde-yasayacak-2676352

Halasının rüyası çıktı


Halasının rüyası çıktı

09 Eylül 2003

Hala Yazıcıoğlu, valinin kaza geçirdiği gece 6 kardeşi de ölmeden önce olduğu gibi bir rüya görüp kulaklarının çınladığını belirterek, "O gece kızımı kaldırıp 'Recep gitti' dedim. Maalesef rüyam doğru çıktı "diye ağladı.

Geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun doğduğu Beşköy Beldesi, valinin yasını tutuyor.


Köyün bir başka medar-ı iftarı Adnan Kahveci'nin 10 yıl önce trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından ikinci acıyı yaşayan Beşköylüler adeta şok halindeler. Yazıcıoğlu'nun köylüsü, çocukluk arkadaşı Maliye eski Bakanı Adnan Kahveci'nin ölümünün ardından ortaya atılan "suikast" iddialarını hatırlayan köylüler, benzer bir kuşkuyu taşıyorlar. Yazıcıoğlu'nun geçirdiği trafik kazasıyla ilgili "suikast" iddiası kulaktan kulağa dolaşıyor Beşköy'de. Recep Yazıcıoğlu, 1947 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesine bağlı Yılmazlar Köyü'nde dünyaya gelmiş ve 10 yaşına kadar burada yaşamıştı. Henüz 4. sınıftayken babası Mustafa Yazıcıoğlu'nun görevi nedeniyle Aydın-Söke'ye giden Yazıcıoğlu, doğduğu toprakları hiç unutmamış ve ayda en az 2 defa köyünü ziyaret etmişti.

Sürmene'ye bağlı Köprübaşı Beldesi'nin ilçe olmasının ardından Yılmazlar Köyü'nün de aralarında bulunduğu 5 köyün birleşmesiyle 1993'de Beşköy Beldesi kuruldu. 1998 yılında Beşköy'de yaşanan sel felaketi 44 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. O dönemde Erzincan Valisi olan Yazıcıoğlu, felaketin ertesi günü bölgeye gitmiş, ayağına lastik ayakkabıları giyip köylülerle birlikte çalışmıştı.

Köyünü sık sık ziyaret eden Yazıcıoğlu, şoförünü ve korumalarını gönderip yaylalara çıkar, çıplak ayakla doğada yürür, vatandaşlarla sohbet ederdi. Bir köylü gibi doğal davranması nedeniyle bazı yaşlı kadınlar, Yazıcıoğlu'nun vali olduğuna inanmazlardı.

Halanın rüyası

Recep Yazıcıoğlu'nu 5 yaşına kadar büyüten, adeta "manevi annesi" olan halası Meryem Yazıcıoğlu ise, yeğenini anlatırken gözyaşlarına boğuldu. "Onu ben büyüttüm, benim evladımdı. Evlatlarımdan daha yakındı bana. Daha 15 gün önce aradı, 'Hala biliyorsun daha yeni valiyim, işler çok yoğun. Ben bu yıl gelemeyeceğim' dedi

Yazıcıoğlu'nun trafik kazası geçirdiği günün gecesinde gördüğü rüya ve yaşadıklarını Meryem Hanım şöyle anlattı: "Ben 6 kardeşimi toprağa verdim. Her defasında aynı olayı yaşadım, kulaklarım çınladı. O gece rüyamda gördüm Recep'i, ardından yine kulaklarım aynı şekilde çınladı." Gördüğü rüya üzerine uykusundan uyanan Meryem Yazıcıoğlu, kızını ve damadını uyandırmış ve "Recep'i kaybettik" demiş.

Önce Kahveci şimdi Yazıcıoğlu ağlattı

Önce Adnan Kahveci, ardından büyük sel felaketinde 44 evladını kaybeden Beşköy Beldesi, Yazıcıoğlu'nun ölümü ile üçüncü kez sarsıldı son 10 yılda. "Kurban keselim" diye öneride bulunan köylülerin sayısı da az değil Beşköy'de. Recep Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci'nin dışında Beşköy, eski Senatör Ahmet Yılmaz, Giresun Valisi Mustafa Kara gibi isimleri de yetiştirmiş.

Yazıcıoğlu'nun 'Sabancı'sı

Yazıcıoğlu'nun "Sabancı" diye hitabettiği arkadaşı Mustafa Aydın, gözyaşları içinde, "Çocukluğumuz beraber geçti. Her zaman gelirdi, ben de giderdim yanına. Yaylalarda çok yürüyüş yaptık. Kara lahana, kuymak, mısır ekmeği ve turşu isterdi geldiğinde. Bu memleketimizin yemeği derdi ve çok severdi. Bir ay önce telefon ettim, 'sana bir akıl danışmak istiyorum' dedim. 'Bende akıl mı var da bana danışacaksın' diye espiri yaptı. Ben de, 'Ben bir evi idare edemiyorum, sen bir ili idare ediyorsun. Akıl sende yoksa ben de hiç yok' dedim. 'Geleceğim, o zaman konuşuruz' dedi ama ömrü yetmedi. İçimiz yanıyor, sabahlara kadar uyuyamıyorum. Memleket çok büyük bir devlet adamını kaybetti" şeklinde konuştu.

Çıplak ayakla dolaşmayı severdi

Beşköy Belediye Başkanı Dursun Karaman ise şöyle konuştu: "Recep Yazıcıoğlu da, Adnan Kahveci de aynı mahallede büyüdü, aynı okula gitti. Kaderleri de aynı oldu. Valimiz çok okur, çok yazar, sorunları açık yüreklilikle, çekinmeden söyler, sorunları söylemekle kalmaz çözüm yollarını da gösterirdi. Her geldiğinde belediyemizi ziyaret ederdi. Doğal yaşamayı, yaylalarda çıplak ayak dolaşmayı çok severdi. Doğayı çok severdi, yol açıldığı için yeşil alanların tahrip edildiğini görünce, 'Vah vah, doğayı mahvetmişler' dediğini kulaklarımla duydum. 'Vali' denildiği zaman Türk milletinin ilk akılana gelen isim Recep Yazıcıoğlu oldu, bundan sonra da hep öyle olacak."

'Geç kavuştuk erken ayrıldık'

Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun ölümü kentte büyük üzüntüye neden oldu. Yazıcıoğlu'nun vefatıyla birlikte Denizli Valiliği yasa bürünürken, vilayet girişinde açılan taziye defterine vatandaşlar Vali Yazıcıoğlu'na ilişkin görüşlerini aktarıyorlar. Taziye defterine yazan vatandaşlardan bazıları şu ifadelere yer verdiler: "Böyle zıpkın gibi bir valiyi Denizli bir daha zor bulur", "Halkın ve hakkın valisiydi ve adam gibi adamdı..." Denizli Belediye Başkanı Ali Aygören de son ana kadar umutlarını koruduğunu ve bir mucizenin gerçekleşmesini beklediğini ifade ederek, "Denizli öksüz kaldı. Geç kavuştuk. Erken ayrıldık" dedi.

Sezer ve Erdoğan'dan başsağlığı mesajı

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçirdiği trafik kazası sonucu vefat eden Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun eşi Meryem Yazıcıoğlu'na başsağlığı mesajı gönderdi. Başbakan Erdoğan, mesajında "Eşiniz Denizli Valisi Sayın Recep Yazıcıoğlu'nun geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesinden büyük üzüntü duydum. Acınızı yürekten paylaşıyor, büyük kaybımız sayın valimize Allah'tan rahmet, size ve aileniz mensuplarına sabır ve başsağlığı diliyorum" dedi. TBMM Başkanı Bülent Arınç da Yazıcıoğlu'nun eşi Meryem Yazıcıoğlu'na başsağlığı mesajı gönderdi.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/gundem/halasinin-ruyasi-cikti-2676984
HAMDİ ATEŞ TRABZON

Selahattin Yusuf: "Sıkılmazdınız, Ondan Sigaranıza Ateş İsteyebilirdiniz…"


 Selahattin Yusuf: "Sıkılmazdınız, Ondan Sigaranıza Ateş İsteyebilirdiniz…"

 Gerçek Hayat, 2003, s.33.



  • Dergi: Gerçek Hayat
  • Sayı: 152. Sayı
  • Tarih: 19 Eylül 2003
  • Türü: Sohbet
  • Yazar: Selahattin Yusuf
  • Sayfa Numarası: 33
  • Anahtar Kelimeler: vicdan, vali, turgut özal, recep yazıcıoğlu, adnan kahveci, neşet ertaş

Gökhan Özcan: Millet Valisini Kaybetti


 Gökhan Özcan: Millet Valisini Kaybetti

2003


  • Dergi: Gerçek Hayat
  • Sayı: 151. Sayı
  • Tarih: 12 Eylül 2003
  • Türü: Köşe Yazısı
  • Yazar: Gökhan Özcan
  • Sayfa Numarası: 37
  • Anahtar Kelimeler: ölüm, denizli, tokat, aydın, erzincan, kaymakamlık, recep yazıcıoğlu, 28 şubat

"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı