Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Türkiye'nin iki yüzü



Türkiye'nin iki yüzü

17.10.1999 

Kim ne derse desin, Türkiye sanayi ülkesi ve dünyanın 16'ncı büyük ekonomisine sahip.


Kim ne derse desin, Türkiye sanayi ülkesi ve dünyanın 16’ncı büyük ekonomisine sahip. Petrol, doğalgaz veya maden gibi tek ürüne dayalı da değil, sanayisi çok çeşitli üretim yapan bir ekonomi. Ekonomileri tek ürüne dayalı ülkelerin malına talep azalsa, o ülke bir gecede fakirleşir ve hemen baş aşağı düşer. Türkiye’de ise biri düşse, öbürü yükseliyor ve bileşik kaplar misali yine ekonomi ayakta kalıyor. 30 sene önce çengelli iğneyi ithal eden Türkiye, bugün binlerce ürün ihraç ediyor. Hizmet sektörü baş döndürücü hızla gelişiyor. Turizmde, taşımacılıkta, müteahhitlik hizmetlerinde çoğu ülkeyi solladık. GAP’d#ki gelişmeler çok ülkenin dikkatini çekiyor. Genç nüfusumuz cazibe merkezi. Akarsuyumuz, tarıma müsait arazimiz bol. Enerji, ulaşım, havaalanı gibi alt yapı tesisleri kurulu. Daha dün Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu bir rapor açıkladı:

 Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 6 bin 470 dolar. 

Bu rapora göre ülkemizin Gayri Safi Milli Hasılası (GSMH) da 400 milyar doların üstüne çıkıyor. İyi değilse de, kötü sayılmaz. Madalyonun öbür yüzünü çevirdiğinizde ise, ekonominin hızını kesmeden büyümeyi sağlayacak olan yatırım için gerekli paranın olmadığını görüyoruz. Hazine tam takır. Anadolu’nun her bir köşesi iştahla yatırım yapıyor. Devletten kredi bekleyen de yok ama vatandaşın tasarrufunu devlet sünger gibi emiyor. Banka kredilerinin yanına yanaşılmıyor. Reel olarak yüzde 30’ları bulan krediyi kim alıp da yatırım yapar?.. 

Sanayici de rantiye oldu. Fil gibi ortalıkta dolaşan devlete borç veriyor ve ayakta duruyor. Ülkede sanayi büyüdü, nüfus arttı. Yeni enerjiye, yeni yola, yeni barajlara ihtiyaç var. Fert başına düşen milli gelirin 15 bin dolara çıkması gerekiyor. Devletin parası yok ki, bu dev yatırımları yapsın, bu kadar işi başarsın!.. 

Özel sektörün hem gücü yok, hem de böyle bir ortamda yatırım yapmak intihar demek. Bu kilitlenmenin sebebi belli: Yüksek enflasyon ve aşırı faiz. Bugün yarın Bütçe görüşmeleri başlayacak. Hükümet, memura yüzde 25 zam verip, fedakârlık isteyecek. Memurun fedakârlık yapmaya takati kalmadı. Yine sokaklara dökülüp, hak arayacak!.. Kamu yatırımları durdu. Devlet; borç alıp, borç ödeyen bir makineye döndü. 

ÇARE NE? 

Durumun iyi olmadığını hepimiz görüyoruz. Çare ne?.. Kaynakları arttırmak lâzım. Onun yolu da vergiden geçer. Sanayici, esnaf, serbest meslek sahibi para kazanmıyor ki; vergi ödesin. Hazine bonosu, tahvil ve repoya para yatıran rantiyeye yüklensen; paranın maliyeti artıyor: Konulan verginin manası kalmıyor. Devlette yok, millette yok. Peki bu koca ülkenin yarım kalan yatırımlarını kim tamamlayacak? Tek çare, yabancı yatırımcıya kaldı. Yabancı sermaye ise nazlı. Kendisini riske atmak istemiyor. “Gelirim ama şartlarım var” diyor ve istikrarlı bir ekonomi için gerekli olan reformların bir an önce tamamlanmasını istiyor. Adamlar Türkiye’ye geliyor, yatırım yapıyor. Bütçe yapacaklar, enflasyon mani oluyor. Sermayeleri durduğu yerde eriyor. Onun için, “Babam biz bu işin içinden çıkamıyoruz. Enflasyonu düşürün, reel faizleri 4-5 puana çekin” diyorlar. Bu arada işin içine devletler de giriyor ve “Biraz da insan hakları” deyip, işi yokuşa sürüyorlar. 

GELİN YATIRIM YAPIN 

Yatırımların devâm etmemesi halinde ülkenin nerelere gideceğini en iyi eli taşın altında olan işadamlarımız biliyor. Bir araya geliyorlar ve, “Hadin attaya gidelim” diye el ele tutuşup, ülke ülke dolaşıyorlar. Yiyip, içip; “Komşu. Biz sizdeniz. Siz bizden. Gelin yatırım yapalım” diye ricada bulunuyorlar. Onların da aldıkları cevap aynı: “Reformları yapın.” İşadamı, bürokrat ve yabancı yatırımcı; “Reform” diye bastırınca, hükümet köşeye büzülüp kalıyor. Reform demek; köylüye, işçiye, memura daha az vermek demek. Kemerleri sıkmak, demek. Şimdi bütün gözler hükümette. Hükümet bugüne kadar, ne lâzımsa yaptı. Biraz daha dişini sıkar, acı reçeteleri yutarsa; 1-2 sene içinde Türkiye, toparlanır. Yok, “Ben bu işi yapamayacağım” deyip, havlu atarsa; işimiz zor. 

Bürokratın çilesi 

Son günlerde iki bürokratın sert çıkışını ve onların sonlarını hayretle gördük. Kimi kastettiğimi hemen anlamışsınızdır, sanırım: Orhan Güvenen ve Recep Yazıcıoğlu. Orhan Güvenen, başında bulunduğu Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) için bir konuşma yaptı ve “Olmayan bakanlığın sekreteryası gibi çalışıyoruz” dedi. 

Recep Yazıcıoğlu ise; “Polisten vali olmaz” diyerek; zihinleri bulandırdı. Bu iki bürokratın söyledikleri aslında birer kelimeyle geçiştirilemeyecek kadar çok. Hele Recep Yazıcıoğlu’nun söyledikleri ciltleri doldurur. Hiç birisi de yenilir yutulur şeyler değil. Kepekli ekmeğe kadar beyanı olan Recep Yazıcıoğlu, düşünen bir adam. Ağzını bağlasan, vücuduyla konuşuyor. Bir valinin kepekli ekmekle uğraşmasını doğru bulmuyorum. İle gelen bakanları karşılamak yerine konuşmak, bir şeyler yapmak hoş değil. Devletin, temel yapısına ters lâf eden bir adamın valilik yapması sakıncalı!.. 

Devlet kalkmış, fırınlar için nizamname hazırlamış. Her birisinin ne iş yapacağını kararlaştırmış. Fırınların, kepekli ekmek çıkaramayacağını kanuna bağlamış. Recep Yazıcıoğlu, kalkıyor; “Vatandaş kepekli ekmek yesin. Hem ucuz, hem besleyici, hem de ekonomik” diyor. Bak, bak, bak... Devletin kanunlarını, kararnamelerini, yönetmeliklerini hiçe sayıyor... 

Recep Yazıcıoğlu, kepekli ekmek satabilmek için ayrıca ‘Unlu Mamüller’ ibaresinin de gerektiğini bilmiyor mu?.. Bal gibi biliyor. Maksat, fırıncıları tahrik etmek!.. Birlik ve beraberliği bozmak. Böyle konuşanı dokuz vilayetten kovarlar ve sonunda Ankara’ya kızağa çekerler. Yapılanlar çok doğru. Böyle, çalıyı tersine sürüyen adamları ahalinin içine salıvermemek lâzım. Vatandaşı da isyankâr eder, baştan çıkarır. 

Güvenen’e de söyleyecek bir çift lâfım var: DPT, görevini 1983’te tamamladı. O çatı altında yetişen Rahmetli Özal, arkadaşlarını da alıp, o kurumun içini boşalttı. Ondan sonra da, Türkiye; plânlama yerine serbest piyasa ekonomisine geçti. Şimdi de liberal oldu. Siyasetçiler kalkıp; “Ekonominin lokomotifi tekstildir. Yatırım yapın, teşvik verelim” dedi. Türkiye, tekstil makineleri hurdalığına döndü. Global kriz oldu da, yanlış yatırıma fren geldi. Bırak hocam, dağınık kalsın. Olmayan bakanlık, diyerek; sağa sola kılçık atmanın hiç manası yok. Kimse duymaz. Sana tavsiyem: Kuyruğunu topla, bir köşede otur.

Kaynak:
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a25239.aspx

Sedat Yılmaz- Yazıcıoğlu mefkûresi Vatan Yahut Silistre!



Sedat Yılmaz- Yazıcıoğlu mefkûresi Vatan Yahut Silistre!

30 Aralık 2018

2018 yılının son yazısını kaleme alırken aklıma Vali Recep Yazıcıoğlu geldi… Aydın’da kaymakam vekili olarak kamuya ilk adımını atmış… Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre eserinde bahsettiği Silistre Kalesi’nin fedakârene yardımına koşanlar gibi vatan sevdâlısı bir insan...

Göreve başlar başlamaz 6 ay gibi kısa sürede bulunduğu kamudaki işleyişi çözmüş… Memurların çalışmalarını, vatandaşlara davranışlarını ve kamudaki ataleti tek tek not etmiş… Daha o zamanlar mevcut sistemin değişmesi gerektiğine inanmış…

Evet Recep Yazıcıoğlu sıra dışı bir yönetici... Tabulara savaş açmış, lider bir şahsiyet... Politikacılarla sık sık arası açıldığı için daha kaymakamken görev yaptığı Adana, Ağrı, Çanakkale, Hatay, Çorum ve Bolu’nun ilçelerine sürülmüş de sürülmüş…

İlk kez “Karakol değil, pembe kol” diyen Yazıcıoğlu, emniyet müdürlerinin vali olmasına da karşı çıktığından bürokrasi tarafında hiç sevilmemiş… Adam kayırmadığı ve yapması gereken işleri yaptığı için sürekli ihtar almış…

Çorum’da görev yaptığı sırada odasının kapısına astırdığı “Kapıyı vurmadan giriniz” yazısı, “Kahvehaneleri kıraathanelere dönüştürmesi, oyun oynamayı kaldırması, okuma seferberliği başlatması, resmi dairelerde belirli saat ve yerler dışında çay, kahve ve sigara içmeyi yasaklaması, içkili yerlerde belirli bir miktardan sonra alkol almayı engellemesi” birçok kişiyi rahatsız etmiş ama yılın bürokratı olarak da seçilmesini kimse önleyememiş…

Çalışkanlığının yanında sorunları hızlı çözüşü dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın dikkatini çekmiş… Özal, içinde Recep Yazıcıoğlu’nun adının da geçtiği valiler kararnamesini birçok itiraza rağmen Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e imzalatmış… 36 yaşında Türkiye’nin en genç valisi olarak Tokat’a atanan Yazıcıoğlu muazzam işleri dolayısıyla “süper vali” adını almış…

***

1989 yılında Tokat’tan Aydın’a atanan Yazıcıoğlu’na mâlum çevreler tarafından “Yasakçı vali geldi” yakıştırmalarını unutmanın imkânı var mı! Tepkilere rağmen Yazıcıoğlu işini yapmaktan geri durmamış... Hele O’nun bir başhekimi görevden alma olayı var ki, bugün tüm kamu görevlileri, hatta özel sektörde çalışanlar bile bu hâdiseyi “başucu dersi” yapmalı…

Anlatayım… Olay şöyle… 

Yazıcıoğlu Aydın’a atandığı ilk günlerde aldığı bir şikâyet üzerine tebdili kıyafetle Nazilli SSK Hastanesi’ne gider ve başhekimin odasına çıkar… Uzun süre bekledikten sonra dışarıdan gelen başhekime tedavi olmak istediğini ancak parası olmadığını söyler. Başhekim de “Burası hayır kurumu değil. Paran yoksa tedavi olamazsın” der. Yazıcıoğlu da başhekime, “Devletin görevi vatandaşa bakmak değil mi?” diye sorar… Sinirlenen başhekim, tebdili kıyafetteki Yazıcıoğlu’nu odasından kovar.

Vali ertesi gün SSK Hastanesi’ne resmi kıyafetiyle gelir. Başhekimi çağırtır… Karşısında Yazıcıoğlu’nu gören başhekim, ne diyeceğini bilemez! Ama iş işten geçmiş, Yazıcıoğlu başhekimin eline “azil belgesi”ni daha doğrusu “kovulma evrakını” vermiştir…

Vallahi, şu anda bu başhekimin akıbetini merak etmiyor değilim!


Tabi Yazıcıoğlu’nun Aydın’dan alınmasından sonra söylediği söz de ilginç… Erzincan’a tayin edilen Yazıcıoğlu dönemin Başbakanı Özal’a “Üstsüzlere karşı bir hata mı yaptık da defterimizi dürdünüz!” diye sormuş!.. Ancak cevap alamamış!

Erzincan’a atanan Yazıcıoğlu, burada da süper valiliğini göstermiş… Meselâ 13 Mart 1992 tarihinde teravih namazı vaktinde 6,8 şiddetinde meydana gelen deprem sonrası yaptığı hizmetler hâlâ dillere destan… 653 vatandaşın hayatını kaybettiği 3850 kişinin yaralandığı, 1534 konut ve 954 işyerinin yerle bir olduğu depremde Yazıcıoğlu, halkla el ele vererek şehri 8 ayda ayağa kaldırmış…

***

Yazıcıoğlu’nu Erzincan’da zor günler peşini bırakmamış!.. 5 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamı ve 3 gün sonra Başbağlar Katliamı’na son derece üzülen Yazıcıoğlu hâdisenin temeline inmeye çalışmış… Özellikle teröristlerin Başbağlar’ı seçmesinde şehirle bölge arasında bir köprünün bulunmayışı tespitini yapmış... Yazıcıoğlu hükümetlerin yıllardır yapamadığı ve o zamanın parasıyla 1 trilyon lira maliyet çıkarılan köprüyü hem de 8 ayda 300 milyar lira maliyetle tamamlamış… Bilindiği üzere bu köprü, “Köprü” adlı film ve dizisine senaryo konusu olmuş… 

Ne kadar anlatsak gerçek mânâda Yazıcıoğlu’nu tarif edemeyiz!.. Rahat giyinmeyi seven, şahsi işlerinde asla makam aracı kullanmayan, korumayla gezmeyen, çaycısından dâhi çay istemeyen, paraya pula önem vermeyen, vakit namazlarını asla kaçırmayan, ibadetlerinde gösteriş yapıyormuş izlenimi vermemek için çabalayan Yazıcıoğlu, bugün her makamda imza yetkisine sahip olanlara iyi bir örnek ve önder... O, Silistre Kalesi’ni kurtarmaya gidenlerin taşıdığı mefkûrenin aynısını yüreğinde taşıyordu. Allahu Teâlâ rahmet ve mağfiret eylesin...

***

2019 yılı ile birlikte gelecek senelerde Recep Yazıcıoğlu gibi idarecilere ihtiyacımız olduğunun altını çizerken çalışkanlığı, cesareti ve sistemli uygulamalarıyla dikkat çeken Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı kıymetli İbrahim Burkay’ı yeni yılın ilk yazısında köşeme konuk etmek istiyorum...
(...)

Kaynak:
https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/sedat-yilmaz/yazicioglu-mefkuresi-vatan-yahut-silistre-26960.html

Süper valiye süper kızak


Süper valiye süper kızak

 26.09.1999

Valiler kararnamesi dün Cumhurbaşkanı'nın onayından çıktı. Süper vali olarak nitelendirilen Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu kızağa alındı. Recep Yazıcıoğlu'nun kızağa alınmasına ‘‘Polisten vali mi olur?’’ demesi neden oldu.


İki aya yakın süredir koalisyonda üzerinde pazarlık yapılan valiler kararnamesi sonunda Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in onayından çıktı. Kararnameyle ‘süper vali’ olarak isimlendirilen Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu kızağa alındı. Yazıcıoğlu'nun kızak görev olan merkez valiliğine çekilmesine iki gün önce söylediği ‘‘Polisten vali mi olur?’’ sözleri neden oldu.

Kararname taslağında Denizli'ye atanması planlanan Yazıcıoğlu'nun yeri bu sözleri üzerine emniyet kökenli valiler ve il emniyet müdürlerinden gelen yoğun tepkiler üzerine merkez valiliği olarak değiştirildi. Yazıcığolu, Marmara felaketinin ardından birçok kişi tarafından ‘deprem bölgesi valisi olsun’’ diye önerilmişti.

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/super-valiye-super-kizak-39104037

Hükümetin iflası


Hükümetin iflası

14 Aralık 2000

Polisin isyanı, 'hükümetin iflası' olarak değerlendirildi. Cengiz Çandar yürüyüşleri "Devlet krizi", Recep Yazıcıoğlu ise "yağma ve soygunun bardaktan taşması" olarak nitelendirdi.

Aydınlar ve sivil toplum temsilcileri iki gündür devam eden polis eylemlerinin hükümetin iflasını ilan ettiğini dile getirdiler. Benzeri gösterilerin mağduru Mazlum Der ve İnsan Hakları Derneği yöneticileri "Polise gösterilen anlayışın aynısını polisten bekliyoruz" diye konuşurken, gazeteci-yazar Cengiz Çandar "Devlet krizi yaratan hükümet derhal istifa etmeli" dedi. Erzincan eski Valisi Recep Yazıcıoğlu da iki polisin ölmesinin bardağı taşıran son damla olduğunu, asıl nedenin herkesin göze önünde yapılan yağma ve soygunlar olduğunu söyledi. Aydınlar polise askerin müdahale edeceği yorumlarına da katılmak istemediklerini belirttiler.

Yazıcıoğlu: "Yağmaya isyan"

Erzincan eski Valisi Recep Yazıcıoğlu, polisin isyanının ülkede devam eden yağma, soyguna karşı bardağın taşması olduğunu söyledi. Polisin sokağa çıkmasından sonra gösterinin herkes için meşru hale geldiğini kaydeden Yazıcıoğlu, "Bugüne kadar vatandaşa müdahale ettik, saldırdık. Şimdi polise kim müdahale edecek?" diye sordu. Bu sorunun cevabının yürüyüşü gerçekleştiren polisler tarafından verilmesi gerektiğini belirten Yazıcıoğlu, "Yürüyüş sırasında atılan sloganlar ile Af Kanunu'nun hedef alındı. Ancak bunun için bir muhatap yok. Suç işleyen kim olursa olsun affedilmemeliydi" dedi.

Kaynak:
https://www.yenisafak.com/gundem/hukumetin-iflasi-2666165

Yazıcıoğlu kükredi




Yazıcıoğlu kükredi

27.09.1999

Halk arasında 'Süper Vali' olarak bilinen Erzincan eski Valisi Recep Yazıcıoğlu, basında çıkan 'sivri laflar ediyor' şeklinde haberleri eleştirerek, 'Ben 31 yıldır yüksek sesle düşünüyorum' dedi.

Erzincan eski Valisi Recep Yazıcıoğlu, Valiler Kararnamesi ile merkeze alınmasında "sivri laflar etmesi yatıyor" şeklinde basında çıkan açıklamaları sert bir dille eleştirdi. Önceki gün Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in onayladığı yeni Valiler Kararnamesi ile merkeze çekilen 4 vali arasında yer alan ve yaptığı başarılı çalışmalar ile halk arasında "Süper Vali" olarak adlandırılan Erzincan eski Valisi Recep Yazıcıoğlu, görevden alınmasını ve gelecekle ilgili düşüncelerini gazetemize açıkladı. Devletin değişik kademelerinde yaklaşık 31 yıldır çalıştığını kaydeden "Bugün beni görevden aldıklarını zannetmiyorum. Hele başarısızlığımdan dolayı aldıklarını hiç zannetmiyorum. Bu memleketin kenarına, köşesine izler bıraktığımı zannediyorum" dedi. Basında yer alan, "(Polisten Vali mi olur?)" sözünün, Emniyet kökenli valilerin tepkisini çektiğinize inanıyor musunuz?" sorusuna Yazıcıoğlu, şu karşılığı verdi: 

"Geçtiğimiz aylarda polis devleti ile ilgi yazdığım makaleden bir gazete alıntı yaptı. Polis devleti mi olacağız? Sivil toplumu mu olacağız? Ben bunları hep yüksek sesle getirdim. Türkiye'nin gündeminde bu konular hep oldu ve olacak. Benim derdim şahıslarla değil. Ben bir ilkeden, bir prensipten, bir polis devleti espirisinden bahsettim. Ancak neden bundan bahsettiğim tartışılmadı. Benim valiliğim tartışıldı. Aslında söylediklerimin tartışılması lazımdı. Ama önemli değil. Biz söylediklerimizin sahibiyiz. Ve bunların incelenmesi, tartışılması tekrar gerekir."

 
VALİLİK SİYASİ GÖREV

 Yazıcıoğlu, valilik görevinin siyasi bir görev olduğuna işaret ederek, "Valiler hükümetlerin idari ve siyasi temsilcileridir. Hükümetin tasarruflarını da yadırgamamak gerekir. Valilik görevim boyunca benim başarımda ki ölçü, liyakat olmamıştır. Her konuda, her alanda başarı liyakat olsaydı, ülkemde farklı yerlerde olurdum. Ancak, politik ve hissi değerlendirmeler her şeyin önüne geçiyor, liyakat da göz ardı ediliyor" dedi. Valilik görevlendirmelerinde önemli rolleri olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, "Görevler verilir ve alınır, takdir hükümetindir. Ama kamuoyunun da takdiri önemlidir. Kamuoyu bizi bir yerlere getirdiyse kimse bizi o yerlerden alamaz. Hükümetlerin getirdiği yerlerden hükümet alabilir" diye konuştu. 


SESLİ DÜŞÜNÜYORUM 

Açıksözlü bir bürokrat olarak yıllarca adından bahsettiren Yazıcıoğlu, kendisinin açıksözlülüğünün dün de var olduğunu, bugün de var olacağını vurgulayarak, "31 yıl boyunca bize tahammül edildi. Bu görevi başarı ile bitirdim. Valilik defteri kapandı. Ancak başka defterler açılır. Hakkımda hayırlısı buydu. Bu da oldu. Bana verilecek görevleri bundan sonra da başarıyla yerine getirmeye hazırım" dedi.

Kaynak:
Türkiye Gazetesi, https://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a22578.aspx

Recep Yazıcıoğlu: Polislerin Yürüyüşü Hakkında Değerlendirme


Recep Yazıcıoğlu: Polislerin Yürüyüşü Hakkında Değerlendirme 

Gerçek Hayat, 2000


 


"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı