Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Sedat Yılmaz- Yazıcıoğlu mefkûresi Vatan Yahut Silistre!



Sedat Yılmaz- Yazıcıoğlu mefkûresi Vatan Yahut Silistre!

30 Aralık 2018

2018 yılının son yazısını kaleme alırken aklıma Vali Recep Yazıcıoğlu geldi… Aydın’da kaymakam vekili olarak kamuya ilk adımını atmış… Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre eserinde bahsettiği Silistre Kalesi’nin fedakârene yardımına koşanlar gibi vatan sevdâlısı bir insan...

Göreve başlar başlamaz 6 ay gibi kısa sürede bulunduğu kamudaki işleyişi çözmüş… Memurların çalışmalarını, vatandaşlara davranışlarını ve kamudaki ataleti tek tek not etmiş… Daha o zamanlar mevcut sistemin değişmesi gerektiğine inanmış…

Evet Recep Yazıcıoğlu sıra dışı bir yönetici... Tabulara savaş açmış, lider bir şahsiyet... Politikacılarla sık sık arası açıldığı için daha kaymakamken görev yaptığı Adana, Ağrı, Çanakkale, Hatay, Çorum ve Bolu’nun ilçelerine sürülmüş de sürülmüş…

İlk kez “Karakol değil, pembe kol” diyen Yazıcıoğlu, emniyet müdürlerinin vali olmasına da karşı çıktığından bürokrasi tarafında hiç sevilmemiş… Adam kayırmadığı ve yapması gereken işleri yaptığı için sürekli ihtar almış…

Çorum’da görev yaptığı sırada odasının kapısına astırdığı “Kapıyı vurmadan giriniz” yazısı, “Kahvehaneleri kıraathanelere dönüştürmesi, oyun oynamayı kaldırması, okuma seferberliği başlatması, resmi dairelerde belirli saat ve yerler dışında çay, kahve ve sigara içmeyi yasaklaması, içkili yerlerde belirli bir miktardan sonra alkol almayı engellemesi” birçok kişiyi rahatsız etmiş ama yılın bürokratı olarak da seçilmesini kimse önleyememiş…

Çalışkanlığının yanında sorunları hızlı çözüşü dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın dikkatini çekmiş… Özal, içinde Recep Yazıcıoğlu’nun adının da geçtiği valiler kararnamesini birçok itiraza rağmen Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e imzalatmış… 36 yaşında Türkiye’nin en genç valisi olarak Tokat’a atanan Yazıcıoğlu muazzam işleri dolayısıyla “süper vali” adını almış…

***

1989 yılında Tokat’tan Aydın’a atanan Yazıcıoğlu’na mâlum çevreler tarafından “Yasakçı vali geldi” yakıştırmalarını unutmanın imkânı var mı! Tepkilere rağmen Yazıcıoğlu işini yapmaktan geri durmamış... Hele O’nun bir başhekimi görevden alma olayı var ki, bugün tüm kamu görevlileri, hatta özel sektörde çalışanlar bile bu hâdiseyi “başucu dersi” yapmalı…

Anlatayım… Olay şöyle… 

Yazıcıoğlu Aydın’a atandığı ilk günlerde aldığı bir şikâyet üzerine tebdili kıyafetle Nazilli SSK Hastanesi’ne gider ve başhekimin odasına çıkar… Uzun süre bekledikten sonra dışarıdan gelen başhekime tedavi olmak istediğini ancak parası olmadığını söyler. Başhekim de “Burası hayır kurumu değil. Paran yoksa tedavi olamazsın” der. Yazıcıoğlu da başhekime, “Devletin görevi vatandaşa bakmak değil mi?” diye sorar… Sinirlenen başhekim, tebdili kıyafetteki Yazıcıoğlu’nu odasından kovar.

Vali ertesi gün SSK Hastanesi’ne resmi kıyafetiyle gelir. Başhekimi çağırtır… Karşısında Yazıcıoğlu’nu gören başhekim, ne diyeceğini bilemez! Ama iş işten geçmiş, Yazıcıoğlu başhekimin eline “azil belgesi”ni daha doğrusu “kovulma evrakını” vermiştir…

Vallahi, şu anda bu başhekimin akıbetini merak etmiyor değilim!


Tabi Yazıcıoğlu’nun Aydın’dan alınmasından sonra söylediği söz de ilginç… Erzincan’a tayin edilen Yazıcıoğlu dönemin Başbakanı Özal’a “Üstsüzlere karşı bir hata mı yaptık da defterimizi dürdünüz!” diye sormuş!.. Ancak cevap alamamış!

Erzincan’a atanan Yazıcıoğlu, burada da süper valiliğini göstermiş… Meselâ 13 Mart 1992 tarihinde teravih namazı vaktinde 6,8 şiddetinde meydana gelen deprem sonrası yaptığı hizmetler hâlâ dillere destan… 653 vatandaşın hayatını kaybettiği 3850 kişinin yaralandığı, 1534 konut ve 954 işyerinin yerle bir olduğu depremde Yazıcıoğlu, halkla el ele vererek şehri 8 ayda ayağa kaldırmış…

***

Yazıcıoğlu’nu Erzincan’da zor günler peşini bırakmamış!.. 5 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamı ve 3 gün sonra Başbağlar Katliamı’na son derece üzülen Yazıcıoğlu hâdisenin temeline inmeye çalışmış… Özellikle teröristlerin Başbağlar’ı seçmesinde şehirle bölge arasında bir köprünün bulunmayışı tespitini yapmış... Yazıcıoğlu hükümetlerin yıllardır yapamadığı ve o zamanın parasıyla 1 trilyon lira maliyet çıkarılan köprüyü hem de 8 ayda 300 milyar lira maliyetle tamamlamış… Bilindiği üzere bu köprü, “Köprü” adlı film ve dizisine senaryo konusu olmuş… 

Ne kadar anlatsak gerçek mânâda Yazıcıoğlu’nu tarif edemeyiz!.. Rahat giyinmeyi seven, şahsi işlerinde asla makam aracı kullanmayan, korumayla gezmeyen, çaycısından dâhi çay istemeyen, paraya pula önem vermeyen, vakit namazlarını asla kaçırmayan, ibadetlerinde gösteriş yapıyormuş izlenimi vermemek için çabalayan Yazıcıoğlu, bugün her makamda imza yetkisine sahip olanlara iyi bir örnek ve önder... O, Silistre Kalesi’ni kurtarmaya gidenlerin taşıdığı mefkûrenin aynısını yüreğinde taşıyordu. Allahu Teâlâ rahmet ve mağfiret eylesin...

***

2019 yılı ile birlikte gelecek senelerde Recep Yazıcıoğlu gibi idarecilere ihtiyacımız olduğunun altını çizerken çalışkanlığı, cesareti ve sistemli uygulamalarıyla dikkat çeken Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı kıymetli İbrahim Burkay’ı yeni yılın ilk yazısında köşeme konuk etmek istiyorum...
(...)

Kaynak:
https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/sedat-yilmaz/yazicioglu-mefkuresi-vatan-yahut-silistre-26960.html

Recep Yazıcıoğlu: Tek kişilik partiyim


Recep Yazıcıoğlu: Tek kişilik partiyim

25.05.1999 

Veziroğlu'nun 100 trilyonu

Yener bey, bizim halkımız ‘‘çarıklı erkanıharp’’tir, değirmene götürür getirir. Peki neden bu vurgunu, soygunu, hırsızlığı, yağmayı, karaparayı, uyuşturucuyu, çeteyi, anasının dinini neden görmüyor? Neden defter dürmüyor sevgili halkımız? Dürüyor gibi görünüyor ama radikal değil. Radikal partilere oy vermez, yabana gider diye. Verme kardeşim, o zaman hayırlı uğurlu olsun. Bu yağmayı, vurgunu, soygunu gündeme getirecek bir sosyalist partinin Mecliste olmasını isterim. 60'lı yılların İşçi Partisi onbeş tane adamla Türkiye'nin gündemini sarsıyordu. Sistem tartışılsın, proje tartışılsın, bunun da muharrik gücü bir sosyalist partidir.

Yener bey, Barış Partisi'nin kurucusu Veziroğlu ‘‘Ben 12 işten 100 trilyon kazandım, 15 trilyonunu partiye harcadım’’ dedi. Bir kişi 12 devlet işinden 100 trilyon kazandığını söylediği zaman bütün 65 milyon insan ayağa kalkacak ve bu işin sonu alınıncaya kadar oturmayacak. Ama bu herkese normal bir beyanatmış gibi geldi. Yahu bu ne haldir, kimin parası bu 100 trilyon? Bugün baraj, otoyol ihaleleri 5 ila 8 misli fiyatlarla gidiyor. Projeyi kendin hazırla, krediyi kendin bul, istihkakı kendin hazırla, parayı kendin çek. Yap-sat-işlet-devret gibi bir olay. Bu işin sonu toplumsal patlamalardır. İnsanlar için için bir birikim içinde, yarın bunlar kusulacak. Kustuğu zaman bunun önüne kim duracak? Şimdi kimsenin bir derdi yok, günlük tartışmalarla yatıp kalkıyoruz. Malı götüren götürüyor.


Erzincan Valisi Recep yazıcıoğlu'nun düşlerini hiç mi süslemez İzmir ya da İstanbul valiliği? Unutmadan sorayım, onun için MHP'li diyor kimileri...

- Benim gibi yüksek sesle düşünen adamı öyle birinci mevki illere getirmezler. Dolayısıyla olmayacak duaya amin demem, öyle bir beklentim de olmaz. Bunu yan cebime koy anlamında da söylemiyorum. Beni Anadolu'da böyle idare ederler; ne aşağı inerim, ne yukarı çıkarım. Ben hükümetlere göre konuşmam, herkes de beni öğrendi artık. Otuz yıl az bir zaman değil, zaten sonuna geldim bu işin. Bir hükümet ‘‘Arkadaş seninle çalışmıyorum’’ derse saygı duyarım, ‘‘Başüstüne’’ derim. Hükümete rağmen asla çalışmam, Danıştay'a filan da gitmem. Hiçbir zaman siyasete angaje olmadım. 36 yaşında Türkiye'nin en genç valisiydim, bana kimse şu partinin adamıdır diyemez. Daima hakem olmaya çalıştım, devletimin de öyle olmasını istiyorum. Ben parti valisi de olmadım, partici de. Tokat Valiliği kararnamemi Kenan Evren imzalamadı, Özal ikinci sefer götürdü. Evren benim solcu olduğumu söyleyip, Özal'a neden ısrar ettiğini sormuş. Rahmetli ‘‘Bizim için farketmez’’ demiş.


PADİŞAH gibi BAŞBAKAN

Bu kadar çok biliyor, çok konuşuyor ama, ne liderliğe soyunuyor, ne de kurulu bir siyasi partiye giriyor.

- Liderliğe soyunanları gördük, Cem Boyner ne aldı?.. Besim Tibuk liberal bir anlayışı dile getiriyor, 130 bin oy aldı. Sevgili halkımız radikal anlayışı benimsemiş değil. Bizim halk barajın altında kalacak fikirlere iltifat ve itibar etmiyor. Büyük partiler programa uymayan, lidere uymayan, yüksek sesle düşünen insanı içine alır mı? Ben zaten şimdi tek kişilik parti gibiyim. Liderler kabul eder mi, mesela ben kuvvetler ayrılığı için başkanlık sistemini savunuyorum. Hiçbir padişah, tek başına iktidar olan bizim başbakanlar kadar yetkili değildi. Bizde on kişilik partinin başkanı bile padişah. Koalisyonun bir ucundan yakaladı mı, ayvayı yedin. Liderler tarikat şeyhi gibi, ona biat etmeden olmuyor. Dolayısıyla bugüne kadar bana ciddi bir teklif gelmedi. Mustafa Kul ‘‘Sen girdiğin partiye dört puan getirirsin ama liderlerin işine gelmezsin’’ diyor. Haklı, ‘‘Bu adam memurken rahat durmadı, ulan siyasete girerse çenesi hiç kapanmaz’’ derler. Türkiye'ye bir Gandhi lazım. Canım arkadaşım, köylüm rahmetli Adnan Kahveci bir Gandhi olabilirdi.


BUTTO İÇİN TELGRAF

Desenize Recep Bey de bir ‘‘kurtarıcı’’ bekliyor. İki yudum limonlu soğuk su daha.

- Hayır, ben kurtarıcılardan kurtulmanın doğru olduğuna inanıyorum. Kurtarıcı aramak beleşçiliktir, halk beleş adam arıyor demektir. Ama Nasrettin Hoca'nın fil hikayesi gibi, bakarsın arkanda kimse kalmamış. Menderes'e tapanlar o asıldığında bir telgraf bile çekmediler. Ben Ayvacık Kaymakamıyken Butto'yu astırdığı için Ziya- ül Hak'a telgraf çektim. ‘‘Butto'yu asarak onu tarihe mal ettiniz. Bu korkak ve iğrenç hareketinizden dolayı sizi şiddet ve nefretle protesto ediyorum’’ dedim. Sonra baktım ki, yahu bu yabancı bir Cumhurbaşkanına hakaret; bereket versin oradan başımıza bir şey gelmedi. Benim haklı olduğum nasıl meydana çıktı, Butto asılmasaydı kızı Pakistan'ın başına bela olmayacaktı. Yener bey kardeşim, kafam bozuldu mu basarım telgrafı. Mağdur olmadığımız zaman demokrasi aklımıza gelmiyor. Türkiye'de siyasi boşluğu doğuranlar, sonuçlarına katlanıyorlar. Bugün siyasete sadece ihaleler ve memur tayini bırakılmış. Osmanlı'da faili meçhul cinayet yok, ama bakıyoruz şimdi bizde faili meçhul cinayetleri meşru gören anlayışlar var, üstelik ‘‘Devletin bekası için’’ diyorlar. Bizde hırsızlık devlet için, çete devlet için, uyuşturucu devlet için, Susurluk da devlet için. Bu mübarek devlet her şeyi alıyor içine. Ne gariptir ki, bu anlayışa mensup insanlar toplumda reddedilmiyor, kahraman kabul ediliyor.

ÇETE FACİASI

Biraz daha konuşalım şu çeteler konusunu.

- Çeteleri unuttuk kardeşim, meğer öyle bir şey yokmuş. Neredeyse Hoca ‘‘fasa fiso’’ demekle kısmen haklı çıktı. Aylarca Susurluk diye yattık kalktık, liderler zirveleri yapıldı, sonunda ‘‘görevi ihmal’’le bağlandı. Çetelere kırmızı pasaport, silah belgesi verenler meğer ''görevi ihmal'' etmişler. Bunun karşılığı beş yüzbin lira para cezasıdır. Çete mensubu olmuyor da, görevi ihmal oluyor. Böyle bir hukuk faciası, hukuk katliamı herhalde vicdan ile cüzdan arasında sıkışıldığında oluyor. İş dibe vurdu ama bu gerçeği bizim sevgili halkımız kabul etmiyor. Sevgili halkımız o zaman sonucuna katlanmak zorundadır, katlanıyor da. Türkiye'de de kesinlikle İtalya'daki gibi ‘‘temiz eller’’ rüzgarı esecek, bugün değilse yarın. Bu yağmanın, vurgunun, soygunun hesabı sorulacak.


Recep Yazıcıoğlu, Türkiye'de ‘‘farklı’’ düşünenlerin halk tarafından benimsenmediğine dikkat çekiyor. Yine Yazıcıoğlu'na göre siyasi partiler içinde yüksek sesle düşünen insana yer yok. Yazıcıoğlu, çeteler konusunun ‘‘görevi suiistimal’’ diye örtbas edilmesinin inanılmaz bir hukuk faciası olduğunu söylüyor. Yazıcıoğlu'na göre çete elemanlarını kahraman ilan edenler, sonuçlarına katlanmak zorunda...

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tek-kisilik-partiyim-39081612

Bu inşaat 130 yıl sürdü



Bu inşaat 130 yıl sürdü
20.07.2002

Yeryüzünde bir eşi yok. Bir rüya gibi. İnşasına 130 yıl önce dağlardan, ip bağlı sepetlerle inilerek kazılmaya başlanan Erzincan'ın Kemaliye ilçesindeki yol, geçtiğimiz hafta tamamlandı. İçinden Fırat'ın geçtiği kanyonun 8.5 kilometrelik sarp kayalıkları inanılmaz bir şekilde yarılarak delindi. Hem de mühendis ve proje olmadan. Üstelik ilkokul mezunu bir müteahhidin sezgi ve becerisiyle. Yaklaşık 5 kilometresi tünel olan ‘‘taşyol’’ Kemaliye'yi İstanbul ve Ankara'ya 230 kilometre daha yakınlaştırdı. Resmi açılış 3 Ağustos'ta. Eski adı Eğin olan Kemaliye saklı bir cennet. İçinden Fırat geçiyor. Sokaklarında akan pınarlar, yol kenarlarındaki dut ağaçları ve tarihi Eğin evleri. Bir tarafı Munzur olmak üzere dört bir tarafı aşılmaz dağlarla çevrili. İpek Yolu'nun da geçtiği Eğin'in geçmişte 40 bin olan nüfusu bugün 3 bine düşmüş. Eğin'in görkemli günlerinde de en büyük sorunlardan biri, yine bugünkü gibi ulaşımdı. Kayaların arasına hapsolmuş Eğinliler kurtuluşu, dağları delmekte gördüğünde tarih, geçtiğimiz asır bile değildi. 

BAŞLADIĞINDA 19. YÜZYILDI

1800'lü yılların sonlarına doğru 300-400 metrelik bir yol, kayalar yarılarak yapılmış. O tarihte tünel kazma yok. Yol denilen de bir kişinin sırtında dallarla geçebileceği genişlikte bir patika. Çünkü koşullar çok zor, kolay kolay yol açılamıyor. Ve çalışmalar bu koşullar gereği durmuş. Arada yapılan çalışmalarda da pek ilerleme kaydedilememiş. Önlerinde 8 kilometreden fazla delinmesi ve yarılması gereken bir kanyon var. Eğer o kanyon aşılırsa birçok köyle bağlantı sağlanabilecek. 

20. YÜZYILIN ORTASI OLDU
Yıl 1949. Eğinliler, sevdiklerine ulaşacakları yol için kendi imkanlarını ortaya koyar. İki de koç kurban edilir. Davul zurnayla halaylar çekilerek kazmalar vurulur. Bir süre sonra paralar tükenir, devletten destek alalım denir ve Ankara'ya gidilir. Dönemin Başbakanı Şemsettin Günaltay'ın makamına çıkılır ve yol için destek istenir. Başbakan hemşehrileridir ve destek için umutludurlar. Aldıkları cevap hüsrana uğratır. Başbakan özetle ‘‘Ben Kemaliye'nin değil Türkiye'nin Başbakanıyım’’ der, hemşehrilerini başından savar. İş yine başa düşmüştür. Kendi aralarında toplanan paralarla yeniden işbaşı yapılır. Her Eğinli bir Ferhat olmaya soyunur. Bir süre aşkla şevkle çalışılır. Bilekteki güç, beldeki kuvvet ve o tatlı rüya bitmez ama para yine biter. Küreğini kazmasını omuzuna koyan Eğinli üzgün üzgün Taşyolu'ndan geri döner.

DARBECİLERİ KORKUTTULAR
Dört yıl sonra ‘‘yol aşkı' yeniden depreşir. 500 bin lira toplanır. Balyozlar, kürekler barut hatta bir kompresör alınır. Şenlikler yapılarak balyozlar inmeye başlar yine. Bu defa yolun diğer tarafından da (Gümüşçeşme Köyü'nden) işe başlanmıştır. Manda derisinden yapılan körükler kurulur. Çevrede bulunan demir hurdaları körüklerde kor haline getirildikten sonra sonra dövülüp işe yarar hale getirilir. Bu arada 1957'de Kaza Emanet Komisyonu, 26 Haziran 1957 tarihli kararıyla ‘‘amele çavuşunun’’ fevkalade çalışmasını göz önüne alarak günlük yevmiyesini 10 liradan 11 liraya çıkarır. 1960'a kadar bir kilometre yol açılır. Kayalar, Fırat'a paralel yarılır ve delinir. Derken 1960 ihtilali olur. Dönemin ileri gelenleri ‘‘Bu dağları delmeye kalkan herşeyi deler’’ düşüncesiyle derneğin malvarlığı olan kazma, kürek, kompresör, dinamit ile bilumum kesici ve deliciye el konulur.’’ 10 yıl da böyle geçer.

 EVREN'İN TRENİ DURMADI
l980'lerde malum aşk yine nükseder. Bu arada dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in bölgeye geleceği duyulur. Hemen bir karşılama heyeti kurulur. Bu önemli mesele mutlaka paşaya anlatılacak ve devletin desteği alınacaktır. Ama Evren'in geleceği istasyon açılamayan yolun son güzergahındadır ve her yer karla kaplıdır. Heyet, ölüm tehlikeleri atlatarak İstasyona varır. Paşanın treni gelir ve geçer. Kemaliyeliler ellerinde ‘‘Taşyolunun açılmasını istiyoruz’’ yazılı pankartlarla kalakalırlar. Ancak trenin istasyondan geçişi sırasında ellerinde pankartlarıyla ‘‘Taşyolu, Taşyolu’’ diye bağıran insanlar Evren'in dikkatini çekmiştir. Trende durumu öğrenmeye çalışsa da bu konuda bilgi verecek tek kişi bulunamaz. Karayolları haritası bulunup getirilir, haritada olmayan Taşyol aranır. Ankara'ya dönüldüğünde, bir dosya hazırlanıp köşke gönderilir. Yıllar geçer tek cevap gelmez. Malum dosyanın hala Köşk'te olduğu tahmin ediliyor.

DEVLET ELİNİ UZATIYOR
Kemaliye'nin umudu asla tükenmez. 1983'te devlet duruma ilk defa el koyar, şantiye yeniden açılır. Renkli dinamitler patlatılır şenlik yapılır. 147 milyon lira da ödenek ayrılır. Bu sevinç de çabuk söner. YSE feshedilip Köy Hizmetleri olunca, yeni kurum ‘‘bu yolun yapımını üstlenemeyiz’’ der ve çalışmaları durdurur. Her gelen valiye ve kaymakama durum en ince ayrıntısına kadar anlatılır. Dosyalar sunulur. Yıllar böyle gelip, geçer. Sonunda 1992'ye gelinir. Recep Yazıcıoğlu Erzincan Valisi'dir. Kemaliye'de bir toplantı düzenler. Sorunlar tartışılır ve sıralanır. Karatahtaya yazılan listenin başında Taşyol vardır. 1993'te İstanbul'da, ‘‘Taşyolu'na yardım gecesi’’ düzenlenir. Gecede 1 milyar toplanır. Bir milyar da Özel İdare'den alınır ve yeni araçlar getirilir. Bu arada kaynak yaratmak için 22 tünelden oluşan yolun isim hakkı, 5 milyar liraya satılığa çıkarılır. Bülent Ecevit'in, Recep Yazıcıoğlu'nun adları da tünellerden ikisine verilir. 

UZUN RÜYAYA MUTLU SON
1995'te iş müteahhit Gazi Özdoğan'a verilir. Tünelin bir projesi yoktur. Müteahhit Özdoğan, tecrübe beceri ve önsezi ile işe koyulur: ‘‘Kolay değildi. İşi aldığımda, buradan senin gibi çook insan gelip geçti. Bu dağlar delinmez, diyenler oldu. Önümüzü göremiyorduk. Tahminle deldik. Yanlış yerleri de deldiğimiz oldu. Ama tamamladığım için çok mutluyum.’’ 

130 yıllık rüya gerçek olmuştur. Yolu iyileştirme çalışmaları tamamlandığında Kemaliye'ye karayoluyla gitmek kolay olacak. Önceleri Malatya üzerinden gidilirken şimdi Sivas üzerinden gidilebilecek. Ulaşımın kolaylaşması ile nüfusun artması da hedefleniyor. Ayrıca dünyanın en büyük kanyonları arasında sayılan Karanlık Kanyon da turizme açılmış olacak. 3 Ağustos'ta resmi açılışı yapılacak. Taşyolu kutlamaları Ağustos ayı boyunca şenliklerle sürecek.

Muhlis Baysoy (88):

MEZARIMA AÇILDIĞINI BAĞIRIN, BEN DUYARIM

Büyüklerim anlatırdı. Belediye Başkanı Ekşioğlu Osman Efendi önayak olmuş. Anlatılanlara göre bellerine ip bağlayarak sepetlerle kayalıklardan aşağıya sarkmışlar. O zaman böyle makineler yoktu. Böyle başlamışlar. Yine anlatılanlara göre Osman Efendi vasiyet etmiş, eğer bu yolun açılışı ben öldükten sonra olursa mezarıma gelip açıldığını bağırın, ben duyarım demiş. Vasiyeti yerine getirilir mi bilinmez. Çünkü önce mezarının bulunması gerekiyor.



"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı