Bir gün Vali Recep Yazıcıoğlu, televizyonda hararetle sistem eleştirisinde bulunuyormuş. Devrin içişleri bakanı, yanındaki müsteşarına dönerek sormuş:
-"Yahu bu adam kimden kuvvet alıyor böyle?"
Müsteşar cevaplamış:
-"Herhalde sizden efendim!"
...
Sayın Yazıcıoğlu ile, kitap fuarlarında daha sık bir araya geliyorduk. Çünkü ikimizin kitapları da aynı yayınevinden (Birey) çıkıyordu. İmza günlerinde yan yana oturuyorduk. Özellikle İstanbul, Bursa ve İzmir'deki kitap fuarlarında vali beyin masasının önünde çok uzun kuyruklar oluşuyordu. "Bu Sistem Değişmeli", "Sıradışı Bir Vali", "Sil Baştan", "Vali" isimli kitapları binlerce okura ulaşmıştı.
Özellikle gençlerin ve devlet ciddiyeti konusunda kafasında soru işareti bulunanların yararlanmaya çalıştığı Yazıcıoğlu, okurlarından fırsat buldukça bize takılır, "bakın, ben daha dünün yazarıyım ama insanlar en çok benim kitaplarıma ilgi gösteriyor" derdi. Doğruydu. Çünkü o, sıradışı bir vali olmanın ötesinde standart dışı bir bürokrattı aynı zamanda. Geçen yıl Sultanahmet'teki "Dini Yayınlar Fuarı"nda yine yan yana kitap imzalıyorduk. Bir ara,
-"Sayın valim, İstanbul'a geliyormuşsunuz. İnşallah gerçekleşir"
demiştim. Tebessümünü daha bugün gibi hatırlıyorum:
-"İyi olur da bu şehir bizi yutar be kardeşim!"
demişti. Eminim, İstanbul'dan korktuğu için söylemiyordu bunu; belki başka şeylere dikkat çekmek istiyordu.
...
Bir dönemler o kadar şikayetçi ve ümitsizdi ki, mezar taşına "Hür, demokrat, adam gibi bir ülkede yaşayamadan gitti" ibaresini yazdırmayı düşünüyordu. Doğru bildiğini söylemeyi ve söylediklerini yapmayı sürdürdü hayatı boyunca...
Bir gezim sırasında Tokat Kalesi'nden şehre bakarken, sadece benim değil, Tokatlılar'ın da söylediği bir söz geldi aklıma: "Şehri baştan sona değiştirmişti." Erzincan'da yaptıklarını sıralamaya bu köşenin sınırları yetmez bile...
...
Dört yıl boyunca "merkez"de tutulan fakat bu sırada bol bol düşünüp eserler kaleme alan Yazıcıoğlu, geçen yıl nihayet hatırlanarak Denizli Valiliği'ne tayin edilmişti. "Daha önce çalıştığım illerde hep niye fabrikalar yok, üretim yok, istihdam yok diye hayıflanıp durdum. Şimdi burada tam bir tekstil cenneti ve bir fabrikalar tarlasına düştüm" diyerek heyecanlı bir mesainin içine girmiş, tıpkı diğer illerde yaptıklarını burada da uygulamaya -her şeye rağmen- başlamıştı. Küreselleşme, sanayi toplumu, Batı'nın açmazları, Türkiye'de siyaset, siyaseti tıkayan gerekçeler, beyin göçü, devlet yapısı gibi kavramlar üzerine çokça düşünen ve bunları eserlerine alıp tartışmaya açan Yazıcıoğlu ile birlikte, sadece yukarıdaki hatıralar ve hatırlanan başlıklar gitmedi, gitmiyor. Türkiye'nin son çeyrek asrına damga vurmuş sıradışı ve cesur bir bürokratı çekiliyor yeryüzü sahnesinden. Ben kendi adıma Vali Recep Yazıcıoğlu'ndan çok şey öğrendim. İlk öğrendiğim ise, itiraf ediyorum, "adam gibi adam olmak"tı...
...
O'nu daha iyi tanımanızı istiyorum: 2 Haziran 1948'de Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğdu. Yüksek öğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. 1971- 1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca kaymakamlıkları görevinde bulundu. 1984 yılında Tokat Valiliği'ne atandı. Daha sonra, 14 Ağustos 1989'da Aydın Valisi olarak göreve başladı. 19 Ağustos 1991 tarihinde Erzincan Valiliği'ne atandı ve bu görevinden sonra, 26 Eylül 1999'da da Merkez Valiliği'ne getirildi. Evli, üç çocuk ve bir torun sahibi olan Recep Yazıcıoğlu, zaman zaman yaptığı sistem eleştirileriyle ve aykırı görüşleriyle dikkat çekti. Bu eleştiri ve görüşlerini "Bu Sistem Değişmeli", "Sıradışı Bir Vali", "Sil Baştan" ve "Vali" isimli kitaplarında bir araya topladı.
Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum.
Süper vali ve aynı zamanda
4. Murat lakabı da takılan bu vali,
Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı.
İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş,
Türkiye’yi yasa boğmuştu.
Evet,
Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi.
O’nunla ilgili her ne okuduysam,
Ne gördüysem,
Duygulanmışımdır.
Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu.
Ayrımcılık yapmaması,
Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış,
Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu.
Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu?
Türkiye’nin bugüne dek gelmiş geçmiş en sıra dışı ve
En genç valisi olarak göreve başlamasının ardından pek çok şehir gezmiş,
Çalışmaları nedeniyle başka yerlere ataması gerçekleştirilmişti.
Yıllarca farklı ilçe ve illerde görev yapan Yazıcıoğlu,
Olmaz denilen şeyleri oldurmuş,
Yıkılmaz sanılan tabuları yıkmış,
Hiçbir zaman kendisini halktan üstün görmemiş ve inanmadığı hiçbir şeye “eyvallah” dememesiyle tanınmış önemli bir kişiydi.
Gerek sözleri, gerekse çalışmalarıyla,
Birilerinin kovanına çomak sokan Yazıcıoğlu, Erzincan’da valilik yaptığı sırada birkaç yıllığına merkez valiliğine çekilmişti.
Recep Yazıcıoğlu’nun nasıl bir yaşam tarzı vardı?
Merhum Recep Yazıcıoğlu 2 Haziran 1948’de Trabzon’un Sürmene ilçesi Köprübaşı Mahallesi’nde dünyaya geldi.
Ve müftü olan babası Mustafa ile annesi Fatma, oğullarına içinde doğduğu ay dolayısıyla Recep adını vermişlerdi.
Babasının tayininin Muğla Milas’a çıkmasının ardından Recep, evin işleriyle ilgilenmeye başlamış.
O zamanlar kırsal kesimde yaşayan pek çok erkek çocuk gibi O da odun kesip, ekin biçmiş.
Ardından Recep, annesi ve kardeşleriyle birlikte babasının yanına Milas’a taşınmış.
Zorunlu olarak memleketten taşınınca yalnızca memleketinden değil aynı zamanda yareni olan Meryem’den de ayrılmak durumunda kalmıştı.
Bir süre Milas’ta kalan Recep, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandıktan sonra başkente gitmişti.
Bir yandan eğitimine devam ederken diğer yandan da Meryem’e mektup yollamaya devem eden Yazıcıoğlu,
Kardeşinin aracılığıyla Meryem’ine bir nişan yüzüğü yollamış.
Günlerden bir gün dayısından,
Birinin, Meryem’e aşık olduğu ve onu kaçırmasından korktuğu ile ilgili mektup alınca işler değişmiş.
Recep, hemen Trabzon Sürmene, Köprübaşı’na giderek kısa süre içerisinde Meryem’le nikâhlanmış.
Recep Yazıcıoğlu,
Çok sevdiği eşini kendi ailesinin yanına Muğla’ya bıraktıktan sonra eğitimine devam etmek için Ankara’ya dönmüş.
Bir süre Ankara-Muğla arasında gel git yapan Yazıcıoğlu,
Sonunda mezun olmuş ve Aydın’a kaymakam vekili olarak atanmış.
Recep Yazıcıoğlu, altı ay boyunca ildeki bütün kurumlarda görev yapmış.
O zamana kadar bildiği ama belki de bu kadar yakından tanık olmadığı işleyişi öğrenmiş,
Memurların nasıl iş yaptığını, hemen halledilebilecek meselelerin nasıl ertelendiğini,
Halka karşı nasıl ters davranıldığını ve benzeri davranışları açıkça görmüş.
İşte bu deneyimleriyle,
Sistemin değişmesi gerektiği kararını vermiş.
12 Mart ve Rize Kalkandere
Kaymakam vekili olarak bir müddet görev yapmasının ardından Ankara’ya kaymakamlık kursuna çağırılmış.
Kursu bitirdikten sonra ise Rize Kalkandere’ye kaymakam olarak atanmış.
İşte bu dönemde 12 Mart Darbesi yapılmış.
İlk sınavını buradaki bir yol çalışması için veren Yazıcıoğlu, halkın yol yapımını engellemeye çalışmasına karşılık vermiş ve belinde silahı, altında iş makinesiyle yolun açılmasını sağlamıştı.
Diğer kaymakamlara benzemeyen Yazıcıoğlu,
Daha ilk görevinde kendini belli ettiği için politikacılarla arası açılmış. Kalkandere’den sonra sürgün edilirmiş gibi pek çok yere ataması yapılmış. Adana, Ağrı, Çanakkale, Hatay, Çorum, Bolu ilçelerinde kaymakamlık görevlerinde bulunmuştu.
Annesi ile Babası;
Annesi ile babasının tayin edildiği her yerde dikkatleri üzerine çeken Yazıcıoğlu, adam kayırmadığı ve aslında yapması gereken işi yaptığı için çoğu bürokrat tarafından sevilmemiş.
Yaptığı değişikliklerden bir tanesi ise Çorum’da kaymakamlık yaptığı sırada odasına astırdığı “kapıyı vurmadan girin” şeklindeki ibaredir.
Ayrıca Akçakoca’da da kahvehaneleri kıraathanelere dönüştürerek, ilçede okuma seferberliği başlatmış. Özal - Evren’le Yazıcıoğlu için karşı karşıya gelir
Kaymakam olarak dikkat çeken benzeri çalışmalara imzasını atan Yazıcıoğlu’nun namı hükümete kadar ulaşmış. O zamanlar başbakan olan Turgut Özal da müsteşarına genç kaymakamı izlemesini emretmiş.
Beklediği gibi sonuçlarla karşılaşan Merhum Cumhurbaşkanı Özal, Yazıcıoğlu’nun ismini valiler kararnamesine yazdırmış.
Ancak Kenan Evren,
Kaymakamın yaşının çok genç olduğunu öne sürerek bu karara itiraz etmiş. Neticede ise Özal baskın gelmiş ve Recep Yazıcıoğlu 36 yaşında Türkiye’nin en genç valisi olarak Tokat’a atanmış.
Burada ilk olarak eğitim konusunda çalışmalara başlayan vali,
Ahır gibi yerlerde okuyan öğrenciler için yeni derslikler yapılmasını sağlamış.
Hatta pek çoğunda işçilerle birlikte inşaatlarda kendisi de çalışmış. İlk başlarda bu duruma şaşkınlıkla bakıp,
“Böyle vali olur mu?” diyenler, daha sonra Yazıcıoğlu’nu yere göğe sığdıramayanlar arasına katılmış.
Karakolu “pembekol” olarak ifade etmesi, kola yerine süt için demesi, içtenliği, yeri geldiğindeyse sertliği ile dilden dile dolaşan vali olmuş.
Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu;
Efsane Vali, süper vali gibi lakapların yanı sıra IV. Murat olarak da anılan Yazıcıoğlu’na böyle denmesinin nedeni getirdiği yasaklamalarmış. Resmî dairelerde belirli saat ve yerler dışında çay, sigara, kahve içmeyi, kahvehanelerde oyun oynamayı, içkili yerlerde belirli bir miktardan sonra alkol almayı yasaklayan Yazıcıoğlu,
Dördüncü Murat olarak anılmaktan pek hoşnut olmamış.
Ama bu yakıştırmanın yanında yılın bürokratı olarak da anılmış.
Aydın Valisi Olduğunda Başhekimi Görevden Neden Aldı?
Tokat’tan sonra Aydın’a atanan Yazıcıoğlu, gittiği her ilde “yasakçı vali geldi” gibi deyimlerle karşılaşmış.
Aydın’da pek hoş karşılanmayan Yazıcıoğlu, buradan da Erzincan’a gönderilmiş. Ama daha önce birilerini rahatsız edecek birkaç değişiklik yapabilmiş.
Bunlardan bir tanesi de bir başhekimi görevinden almasıymış.
14 Ağustos 1989 ile 19 Ağustos 1991 tarihleri arasında Aydın valiliği görevine atanan Recep Yazıcıoğlu, daha ilk günlerinde Nazilli SSK Hastanesi ile ilgili aldığı şikâyet üzerine hastaneye gitmiş.
Üzerinde tebdil-i kıyafetleriyle hastaneye giren Yazıcıoğlu,
Gördüğü bir hemşireye başhekimin odasını sormuş.
Ve hemşireden hemen hepimizin aşina olduğu umursamaz,
Küçümseyici davranışlarla dolu olan cevabı alarak üst kata doğru çıkmaya başlamış.
Üstünlük Taslamayan Vali, kapısı açık olan Başhekimin odasına girerek burada onu beklemeye başlamış.
Kısa süre içerisinde başhekim içeri girmiş ve “buyurun, ne istiyorsunuz” diye sormuş.
Yazıcıoğlu da hasta olduğunu, tedavi olmak istediğini ama hiç parasının olmadığını söylemiş.
Oranın hayır kurumu olmadığını, parası yoksa tedavi de olamayacağını söyleyen başhekime, devletin görevinin vatandaşına bakmak olup olmadığını sormuş sivil kıyafetler içindeki vali.
Aldığı cevap karşısında sinirlenen başhekim, valiyi odasından kovmuş.
Hemen o gün gerekli işlemlerin yapılmasını isteyen Yazıcıoğlu,
ertesi gün başhekimin yanına resmi kıyafetleriyle ve elindeki belgeyle gitmiş. Gördüğü manzara karşısında epey şaşıran başhekime vali, başhekimlik unvanından azledilmiş olduğu haberini vermiş. Erzincan Dönemi;
Bu tayin haberini aldığında Özal’ı arayarak “üstsüzlere karşı bir hata mı yaptık da defterimizi dürdünüz” demiş. Erzincan’daki görevinin ilk yıllarında yaşanan deprem yüzünden Recep Yazıcıoğlu büyük bir hayal kırıklığı yaşamış. Yerle bir olan şehir, enkaz altında hayatını kaybedenler, yakınlarını arayan perişan insanlar valiyi derinden etkilemiş.
Günlerce uyku uyumayan vali, sonunda şehrin yaralarını sarmak için kollarını sıvamış ve sadece 8 ayda halkla birlikte şehri ayağa kaldırmayı başarmış. Fakat Erzincan’da onu bekleyen bir olay daha varmış. 5 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’ndan yalnızca 3 gün sonra Başbağlar Katliamı yapılmış. Vali; kadın, erkek ve çocuklardan oluşan 33 kişinin bir camide canice katledildiği haberini almış.
Polisten vali olmaz dediği için merkeze çekildi
Teröristlerin katliam yeri olarak Başbağlar’ı seçmesinin nedeni ise şehirle arasında köprünün bulunmamasıymış. İşte bu durum valiye yeni projesi için güç vermiş. Devletin yıllardır yapamadığı ve 1 trilyon maliyet çıkardığı köprüyü 8 ayda 300 milyar maliyetle tamamlamış. Ki Yazıcıoğlu’nun bu projesi yıllar sonra Köprü isimli diziye ve Vali isimli filme konu olmuş. Günlerce göl kenarında yatan, şortu ve yalın ayaklarla inşaatta çalışan Yazıcıoğlu, bir kez daha olmaz denileni oldurmuş ve insanların takdirini kazanmış.
Erzincan Depremi
Aynı dönemlerde Yazıcıoğlu’nun dikkatleri üzerine çektiği bir diğer olay da emniyet müdürlerinin vali olarak atanması karşısında yaptığı yorumlar olmuş. Polisten vali olmayacağını söyleyen Yazıcıoğlu, Ankara’nın tepkisini çekmiş ve bir gece yarısı aldığı telefonla merkez valiliğine alındığını öğrenmiş. Kaba tabirle kızağa çekilen vali, duruma çok içerlese de ailesiyle birlikte Ankara’nın yolunu tutmuş. Bu dönemde Türkiye’nin pek çok ilini gezerek konferanslar vermiş.
Bir Yazıcıoğlu klasiği
Gümüşhaneli muhtarın kızının evi Erzincan depreminde yıkılınca muhtar, devletin deprem mağdurlarına vereceği evi almak için Erzincan'a kızının yanına gider.
Kızını alır, valilik binasına çıkarlar, öğlen arası olduğu için ellerinde evraklar beklemeye başlarlar.
Bu arada kot pantolonlu, yakası açık gömlekli biri gelir.
- "Amca buyur" der.
Muhtar derdini anlatır. Kot pantolonlu adam evrakları alır bir odaya gider, bir kaşe basar, diğer odaya gider başka bir evrak alır, doldurur, deftere kaydeder. En son kapısında "Valilik" yazan odaya girip çekmeceden bir mühür alarak kâğıtlara mührü basar ve muhtardan da imzalamasını ister. Muhtar, biraz da çekinerek,
- Yeğenim çok sağol ama vali bey sana kızmasın. - Yok amca kızmaz. - Sağ ol yavrum, adın nedir senin? - Recep benim adım amca. - Yoksa sen vali Recep Yazıcıoğlu musun? - He ya..
Trabzonlu Recep Yazıcıoğlu, devletin değil, milletin hizmetkârıydı.
Recep Yazıcıoğlu’nun Ölümü
Recep Yazıcıoğlu, gelen siyasi teklifleri de hep geri çevirmiş. 3,5 yıllık dinlenme döneminin ardından Denizli’ye atanan Yazıcıoğlu, yeniden aktif olarak görev yapma heyecanıyla yeni projeler üzerinde çalışmaya başlamış. Fakat gözlerindeki rahatsızlık onu engelliyormuş.
Son zamanlarda görme problemleri yaşayan vali, muayene olmak için Ankara’ya gitmeye karar vermiş.
Şoförüne kendi aracını hazırlamasını söylemiş.
Çünkü O, özel işlerinde hiçbir zaman makam arabasını kullanmazmış.
Aynı gün Ziraat Odası Başkanı Haldun Tellioğlu ile telefon konuşması yapan Yazıcıoğlu, Tellioğlu’nun başkente birlikte gitme teklifini kabul etmiş
Ve Tellioğlu “valime Mercedes yakışır” diyerek bir arkadaşının arabasını ödünç almış. Şoför olarak da çaycısını görevlendirmiş.
Yazıcıoğlu, kendi aracıyla gitmek istemesine rağmen Tellioğlu’nun yoğun ısrarları sonucunda Mercedes’e binmeyi kabul etmiş.
Tellioğlu’nun çaycısının kullandığı araba Ankara’ya 36 km kala aşırı hızdan dolayı takla atarak duvara çarpmış.
Ziraat Odası Başkanı olay yerinde hayatını kaybederken Yazıcıoğlu araçtan dışarı fırlayarak ağır yara almış.
Hastaneye kaldırılan vali 5 günlük yaşam savaşının sonunda, 8 Eylül 2003’te hayata veda etti.
Mercedes’in şoförlüğünü yapan çaycı ise kazadan yara almadan kurtuldu.
Eşi Meryem Yazıcıoğlu, kızları Rüveyda ile Necla ve oğlu Mehmet Kemal ile birlikte binlerce kişiyi yasa boğan olay, üzerinden yıllar geçmesine rağmen unutulmamış. Çoğu kişi bu kazanın bir suikast olduğunu düşünse de iddiaları doğrulayacak kanıtlar hiçbir zaman ele geçirilemedi.
Ölümünden sonra yokluğunu en çok hissedenlerden biri ise eşi Meryem Yazıcıoğlu.
Eşi Meryem Yazıcıoğlu
Vali hakkında, hem eşi hem de çocukluğunun birlikte geçtiği dayısının kızı olan Meryem Yazıcıoğlu’nun yaptığı açıklamalar, O’nu biraz daha yakından tanımanızı sağlayacak.
Evet, süper vali rahat giyinmeyi sever,
Kendiişleri için asla makam arabasını kullanmaz,
Valilik yaptığı yerlerde eski cipiyle giderdi.
İnancı tam olan Recep Yazıcıoğlu, namazlarını kaçırmaz,
Görevi dolayısıyla göz önünde olduğu zamanlarda ise ibadetiyle gösteriş yapıyormuş izlenimi vermemek için namazlarının kazalarını evinde kılardı.
Sivil kıyafetleriyle halkın arasına katılıp, denetim yapar,
Çabuk parlar ama öfkesi geçince insanları kırdığı için kendi kendini yermiş. Paraya pula önem vermez,
Korumayla gezmez ve kendisine hizmet ettirmezmiş.
Anlayacağınız O;
Türkiye’nin en genç valisi olmayı sonuna kadar hak etmiş, gelmiş geçmiş en sıra dışı vali unvanının hakkını da vermişti.
Erdal Beşikçioğlu: Bu rol için çok iyi hazırlandım. Köprü'de "Süper Vali"yi canlandıran Beşikçioğlu, "Günlerce Recep Yazıcıoğlu'nun TV'deki konuşmalarının CD'lerini izledim, anılarını da başucu kitabı yaptım."
Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...
Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu 30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu
KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.
Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.
Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...
Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu, ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor'' dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836
“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...
VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003) "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü