Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Ömer Faruk Ünal: Doğrucuyu dokuz köyden...



Ömer Faruk Ünal: Doğrucuyu dokuz köyden...


Rahmetli Recep Yazıcıoğlu enerji dolu bir insandı, yerinde duramazdı... Tam bir Karadenizliydi, bazı tavırları adaşını (Recep Tayyip Erdoğan'ı) andırırdı. RECEP YAZICIOĞLU Trabzon Sürmene'de doğdu (1948)... Milas'ta müftülük yapan bir hoca efendinin oğluydu... 

1964'te Aydın Lisesini, 68'de Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi. Maiyet memuru olarak devlet hizmetine girdi. Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca'da kaymakamlık yaptı. Tokat, Aydın ve Erzincan valisi oldu. Ortaya yepyeni yönetim anlayışı koyduysa da Ecevit - Yılmaz - Bahçeli hükümeti tarafından merkeze alındı. Böylesi bir eylül günü geçirdiği trafik kazasında (2003) gözlerini hayata yumdu. 

ESKİ KÖYE 

Vali dediğin yaşlı ve çatık kaşlı olmalı, koltuğu doldurmalıydı. İcraat kimin umurunda? O yıllarda gelen evrak, gelen evrak dosyasına, giden evrak giden evrak dosyasına girsin tamamdı. 

YENİ ADET 

Recep Yazıcıoğlu, devleti vatandaşla barıştırdı, halk ile el ele verip yol, köprü, içme suyu problemlerini halle çalıştı. Kooperatifler kurdu, parasız mektepler, derslikler yaptı, sosyal konutlar açtı. Recep Bey idealist bir insandı, işler yolunda gitmiyorsa susamazdı, henüz kaymakamlık yıllarında kavgaya başladı... 

Ardanuç'ta heyelanlarla, Sungurlu'da kan davalarıyla uğraştı... Kalkandere'de çay üreticileri kaymakamları yıldırmışlardı ama ona sökmedi. Çay "iki buçuk yaprak" olacak dedi kesti attı, baskıyla tehditle dal yonga satmaya kalkanlara papuç bırakmadı. 

O güne kadar idareciler idare-i maslahat ile oyalanır, kokmaz bulaşmazlardı. Halbuki o silah zoruyla yol açtırdı. Hatırlıya itibarlıya eğilmedi, her isteyene tabanca ruhsatı vermedi ve tayini çıktı. Adana Bahçe'de pis bulanık suda bulaşık yıkayan lokantacıyı görünce vitesten attı, suyu ona içirtti ve rahatladı. Herkesle anladığı dilden konuşmalıydı. Ama halk onu severdi, nitekim imece usulü ile köy konakları yapıldı. 

Hamurda kravatlı memurlarla birlikte temel kazdı, lojmanları ortaya çıkardı. Kahveleri "pis olduğu bahanesi ile" kapatmıştı, yoksa amele bulamayacaktı. Kapıda "kapıyı vurmadan girin" yazısı vardı. Halk bu kadar serbestliğe alışık değildi, kapının arızalı olduğunu sanıyorlardı. Kahvelere aspiratör taktırdı. En az elli kitap bulundurma mecburiyeti getirdi ve iki gazete aldırdı. 

Mektep inşaatlarına halkı da kattı. Kurdelayı yaşlı ninelere kestirdi, tepeden inmeci, bananeci, yasakçı, elitist zevatı pohpohlamak gibi derdi olmadı. İnsanlar o kadar çaresizdi ki eşkıyayı bile kahramanlaştırıyor, kurtarıcı arıyorlardı. Egemenler vergi almayı biliyor, askerlik yaptırıyor ama hesap vermiyorlardı. Bundan böyle devlet patron, millet köle olamayacaktı. Deli miydi ne? Vali dediğin düzenin temsilcisiydi. Düzene baş mı kaldırırdı? 

23 NİSAN VALİSİ 

Tokat'a atandığında çok gençti, kaşarlanmış bürokratlara göre çocuk sayılırdı. Recep Bey Özel idareyi işin içine soktu, halktan salma (gönüllü vergi) aldı. Mahdut imkanlara rağmen Tokat'a üç bin derslik ve 147 sağlık ocağı (TC tarihinden fazla) kazandırdı. Kasada 590 bin lira para vardı 4.5 milyon liralık yatırım yaptı. İçki, sigara ve kumara savaş açtı. İnsanlar akşamları evlerine gitmeye başladı, çoluk çocuğunun farkına vardı. Kimin nasırına bastıysa bastı, ansızın Aydın'a yollandı. İlk işi kumsala ipotek koyan kamu binalarını yıkmak oldu. 

SÜRÜN ERZİNCAN'A

Erzincan'a geldiği gün sokak sokak dolandı. Halkın hatırını sordu, akıl danıştı. Partilerin il başkanlarıyla açık konuştu,

 "ben il başkanlığı yapmayacağım, lütfen siz de valilik yapmayın!" 

Anlamazlıktan geldiler, aldırmadılar, memur alımında açıkça kontenjan istediler, zira alışkınlardı. O da imtihanda alabildiğince zor sorular sordurdu, ki kazanan az olsun, mülakata gerek kalmasın... Koalisyon böyle bir şeydi işte, müdürlükler, KİT'ler parsellenmişti. Kimse çöplüğünde başka horoz istemiyordu. Bizden olsun çamurdan olsundu. 

Derken Erzincan zelzelesi koptu... Şehir enkaza döndü, çadırlar kapanın elinde kaldı, insanlar üşüyorlardı... Yavaş yavaş ipleri eline aldı, 10 bin konut yaptı, on binini de güçlendirip ayakta kalmasını sağladı. Hastanelerin kapasitesini artırdı. 

Terör canını sıkıyordu. Gitti Cezaevine girdi, PKK ve TİKKO militanları ile oturup yemek yedi, sigara dağıttı. İlk defa siyasi mahkumlar muhatap alınıyorlardı. Derken Başbağlar hadisesi patladı. 

Tunceli'den gelen bir grup göstere göstere katliam yaptı. Maksatları Sünni köyleri yıldırmaktı, nitekim bekledikleri olmuş 250 köy boşalmıştı. "Hayır. Köylerinizi terk etmeyeceksiniz" diye haykırdı. Bitireceğiz dibini kazıyacağız nutukları atmadı, aksine "terörle yaşamaya alışacağız" dedi, yalana dolana sığınmadı. 

Hizmeti en ücra mezralara kadar taşıdı, içme suyu, gölet, kanalizasyon yaptı. Köyleri, sakinleri için cazip hale getirmeye çalıştı. 

Kemaliye köyleri merkeze ulaşamıyorlardı, Keban Barajı yapılınca Fırat yükselmiş Başpınar Köprüsünü yutmuş almıştı. Bir feribot edindiler ama teröristler gelip yaktı. Halk köprü talebini Demirel'e de iletmiş ama değişen bir şey olmamıştı. Bağışlar topladı, İstanbul'daki hemşehrileri ayaklandırdı. Neticede çelik iskelet hazırlandı ve köprü görülmemiş bir usulle yerine takıldı trafik akmaya başladı... Halbuki ellerinde sadece bir dozer ve bir tekne eskisi vardı. 

Köprü halledilince neşesi yerine geldi. Rafting, su kayağı, dağcılık bildiği ne varsa yaptı, botu alabora oldukça başa sardı, turizme maya çaldı. Cirit ekiplerini, mehter takımlarını getirdi, yayla şenlikleri düzenledi. Munzurlar, Tercan Gölü, Mama Hatun Türbesi, Melik Ahmet Gazi, Terzi Baba hazretleri... Erzincan'ın turizm gibi bir şansı vardı... 

***

Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, babasının bilinmeyen yönlerini Ömer Faruk Ünal'a anlattı. Oğul Yazıcıoğlu baba Yazıcıoğlu'nu anlattı Devletin değil, milletin valisiydi Babam sanki destan kahramanı... Herkesin onunla ilgili bir hatırası var. Yazıcıoğlu soyadını taşımak kolay değil, insanlar sizden çok şey bekliyorlar. Babam da bir memur çocuğu, gurbetçi... İlkokulu üç yılda bitirecek kadar aceleci ve henüz üniversitede okurken annemle evleniyor. Malum Rahmetli Özal, enteresan isimleri bulup çıkarırdı. Hasan Celal Güzel, Adnan Kahveci gibi... Ona babamdan da bahsetmişler, babamı vali yapabilmek için 6 ay uğraştı. Niye? Çünkü çok genç, teamüllere aykırı. Turgut Bey, Said amcamın da arkasında durdu. Onu 34 yaşında Diyanet İşleri Reisi yaptı. 

SEVENİ DE, SÖVENİ DE... 

Babamın seveni de, söveni de vardı. Zira sigara yasağı uygular. İçki ve kumara tavır alırdı. Mücadeleci bir insandı ama Aydın'da çok zorlandı. Halbuki ciddi projeleri vardı. Şehri ve ilçelerini termal ile ısıtacak, çağ atlatacaktı. Doğrusunu isterseniz bürokratlar güçlü validen hoşlanmazlar. İl teşkilatları, belediye başkanları, mebuslar da rahatsız olurlar. İbrikçi başlarına, liyakat sahipleri değil bananeciler uyar. Aslında babam daha Aydın'da iken merkeze alınacaktı. Mesut Bey onu yemekte kararlıydı. Ancak Yıldırım Akbulut ben onu kendi memleketime istiyorum deyip Erzincan'a kazandırdı. Erzincan kasvetli bir yerdi, zira terör vardı. Zelzeleden sonra sıkıntı daha da arttı. Hekim, öğretmen tayin edersin gelmez. O zamanlar şu yolların, havaalanının hayali bile kurulamazdı... 

KASE BÜYÜK İÇİ BOŞ 

Babam şaşaalı binalara karşıydı. Sahi adliyenin niye "sarayı" olacaktı? Beyazsaray'a bakın derdi ufacık bir bina ama gücü ortada. Çankaya'nın ucu bucağı yok, tesiri de yok. Sayıştay belki on kilometre git git bitmiyor. 

Lakin babam öğretmenevlerine, polisevlerine harcadığı paraya acımazdı. Memurlar ezik kalmasınlardı.

 Zoru severdi. Nitekim zelzele de ağır yara alan Erzincan'ı toparlamayı başardı. Vali çocuğu olmak zordur. Suikast ihbarları gelir, sen de duyarsın. Çocuk aklınla düşünürsün babamı kim öldürecek acaba? Ondan bundan şüphelenirsin, hop oturup hop kalkarsın. Babam şantiye şantiye gezmeyi çok severdi. Kimseye haber vermeden yola çıkardı. Bakarsın ne şefi, ne mühendisi var. 

Oturur bekçi ile muhabbet kurar. Laf lafı açar bir sürü malumat toplardı. 

Cıvıl cıvıldı boş duramazdı, birden aklına gelir: Haydi Ekşisu'ya! Babam o gün yamaç paraşütü ile atlamış. Akşama doğru hava ısınır, mecburen yükseliyor, alıp başını göklere çıkıyor... Koruma ve şoför panikte... 

Gizli saklı beni aradılar. 

-"Mehmet, baban kayıp haberin var mı? 
-Nasıl? 
-Valla uçtu dönmedi. Hava da karardı. N'apsak? Emniyeti mi arasak acaba? 

Meğer babam sağ salim inmiş, bir köye girmiş. Bulmuş bir hacı amca, oturmuş muhabbet ediyor.

Rafting yapar, su kızağı ile kayar. Adamcağız stres atacak, demek ki adrenaline ihtiyacı var. 

Yeşilaycıdır, kola aleyhine de atıp tutar. Ben bile kolamı gizli gizli içiyorum, çaktırmadan. Nitekim gazetecinin biri sordu, "kolaya karşısınız ama sizin eve de alınıyor?" Cevap kestirme: "Demek ki sözümüz geçmiyor!" 

TAM KARADENİZLİ

Aceleci, tezcanlı, meraklı. Tam bir Karadenizli, gören macera aradığını sanırdı. Böyle bir babadan sonra hayat bana nasıl monoton geldi ki anlatamam. Bülent Ecevit, Başpınar Köprüsünün açılışında "böyle bir valiye sahip olduğunuz için şanslısınız" demişti. 

Aradan üç ay geçti merkeze alındı. AK Parti yeni yeni oluşuyordu daha. Babam daha farklı düşünüyordu, milletin elini taşın altına koyacağı, parasıyla destek olacağı bir parti vardı kafasında. Almayacak, vereceksin... Tabiî çok ters anlayışımıza. Evet, tehdit alma potansiyeli vardı. Lider olacak yapıdaydı zira. Zaman zaman iş adamları gelip yalvarırlardı. 

"Aman valim bizi bırakma!" 

Gelelim vefat ettiği kazaya... Denizli'de Ziraat Odası Başkanı çağırmış, Adamcağız Vali beye Mercedes yakışır demiş, arabayı arkadaşından istemiş. Şoför kendi muhasebecisi, çocuk otomatik kullanmamış daha. Gariplikler var ama kasıt aramadık. Takdiri ilahi demek lâzım bu saatten sonra.


Kaynak:
https://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/omer-faruk-unal/505123.aspx


Özcan Ünlü: Recep Yazıcıoğlu


Özcan Ünlü: Recep Yazıcıoğlu

08.09.2003


Bir gün Vali Recep Yazıcıoğlu, televizyonda hararetle sistem eleştirisinde bulunuyormuş. Devrin içişleri bakanı, yanındaki müsteşarına dönerek sormuş: 

-"Yahu bu adam kimden kuvvet alıyor böyle?" 

Müsteşar cevaplamış: 

-"Herhalde sizden efendim!"

 ... 

Sayın Yazıcıoğlu ile, kitap fuarlarında daha sık bir araya geliyorduk. Çünkü ikimizin kitapları da aynı yayınevinden (Birey) çıkıyordu. İmza günlerinde yan yana oturuyorduk. Özellikle İstanbul, Bursa ve İzmir'deki kitap fuarlarında vali beyin masasının önünde çok uzun kuyruklar oluşuyordu. "Bu Sistem Değişmeli", "Sıradışı Bir Vali", "Sil Baştan", "Vali" isimli kitapları binlerce okura ulaşmıştı. 

Özellikle gençlerin ve devlet ciddiyeti konusunda kafasında soru işareti bulunanların yararlanmaya çalıştığı Yazıcıoğlu, okurlarından fırsat buldukça bize takılır, "bakın, ben daha dünün yazarıyım ama insanlar en çok benim kitaplarıma ilgi gösteriyor" derdi. Doğruydu. Çünkü o, sıradışı bir vali olmanın ötesinde standart dışı bir bürokrattı aynı zamanda. Geçen yıl Sultanahmet'teki "Dini Yayınlar Fuarı"nda yine yan yana kitap imzalıyorduk. Bir ara, 

-"Sayın valim, İstanbul'a geliyormuşsunuz. İnşallah gerçekleşir" 

demiştim. Tebessümünü daha bugün gibi hatırlıyorum:

-"İyi olur da bu şehir bizi yutar be kardeşim!" 

demişti. Eminim, İstanbul'dan korktuğu için söylemiyordu bunu; belki başka şeylere dikkat çekmek istiyordu. 

... 

Bir dönemler o kadar şikayetçi ve ümitsizdi ki, mezar taşına "Hür, demokrat, adam gibi bir ülkede yaşayamadan gitti" ibaresini yazdırmayı düşünüyordu. Doğru bildiğini söylemeyi ve söylediklerini yapmayı sürdürdü hayatı boyunca... 

Bir gezim sırasında Tokat Kalesi'nden şehre bakarken, sadece benim değil, Tokatlılar'ın da söylediği bir söz geldi aklıma: "Şehri baştan sona değiştirmişti." Erzincan'da yaptıklarını sıralamaya bu köşenin sınırları yetmez bile... 

... 

Dört yıl boyunca "merkez"de tutulan fakat bu sırada bol bol düşünüp eserler kaleme alan Yazıcıoğlu, geçen yıl nihayet hatırlanarak Denizli Valiliği'ne tayin edilmişti. "Daha önce çalıştığım illerde hep niye fabrikalar yok, üretim yok, istihdam yok diye hayıflanıp durdum. Şimdi burada tam bir tekstil cenneti ve bir fabrikalar tarlasına düştüm" diyerek heyecanlı bir mesainin içine girmiş, tıpkı diğer illerde yaptıklarını burada da uygulamaya -her şeye rağmen- başlamıştı. Küreselleşme, sanayi toplumu, Batı'nın açmazları, Türkiye'de siyaset, siyaseti tıkayan gerekçeler, beyin göçü, devlet yapısı gibi kavramlar üzerine çokça düşünen ve bunları eserlerine alıp tartışmaya açan Yazıcıoğlu ile birlikte, sadece yukarıdaki hatıralar ve hatırlanan başlıklar gitmedi, gitmiyor. Türkiye'nin son çeyrek asrına damga vurmuş sıradışı ve cesur bir bürokratı çekiliyor yeryüzü sahnesinden. Ben kendi adıma Vali Recep Yazıcıoğlu'ndan çok şey öğrendim. İlk öğrendiğim ise, itiraf ediyorum, "adam gibi adam olmak"tı... 

... 

O'nu daha iyi tanımanızı istiyorum: 2 Haziran 1948'de Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğdu. Yüksek öğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. 1971- 1984 yılları arasında sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca, Akçakoca kaymakamlıkları görevinde bulundu. 1984 yılında Tokat Valiliği'ne atandı. Daha sonra, 14 Ağustos 1989'da Aydın Valisi olarak göreve başladı. 19 Ağustos 1991 tarihinde Erzincan Valiliği'ne atandı ve bu görevinden sonra, 26 Eylül 1999'da da Merkez Valiliği'ne getirildi. Evli, üç çocuk ve bir torun sahibi olan Recep Yazıcıoğlu, zaman zaman yaptığı sistem eleştirileriyle ve aykırı görüşleriyle dikkat çekti. Bu eleştiri ve görüşlerini "Bu Sistem Değişmeli", "Sıradışı Bir Vali", "Sil Baştan" ve "Vali" isimli kitaplarında bir araya topladı.

Kaynak:
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ozcan-unlu/178348.aspx


"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı