Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Recep Yazıcıoğlu: “O gün neler olduysa bugün de aynı şeyler oluyor. Demek ki tarih tekerrür ediyor."



Recep Yazıcıoğlu: “O gün neler olduysa bugün de aynı şeyler oluyor. Demek ki tarih tekerrür ediyor."

02 Ağustos 2012

1939 depremi sonrasında Depremi anlatan, o günlerin sıkıntılarını sosyal hayatını, problemlerini bizlere taşıyan yine hatıralardır. Bunların en önemlileri şüphesiz ki yeni Erzincan’ın kuruluşuna önemli katkılar yapmış dönemin valisi Dr. Sükuti, Tükel‘dir. Dr. Sükuti Tükel Deprem sonrasında gerek Merkezi Hükumet ile, Gerekse vatandaşlarla karşılaştığı problemleri, yapılan çalışmaları birer birer not ederek hazırladığı kitabına taşımış böylece Erzincan’a önemli bir katkı sağlamış bulunmaktadır. 

13 Mart 1992 Tarihinde meydana gelen depremden sonra Dr. Sükuti Tükel’in Yazdığı “Yeni Erzincan Nasıl Kuruldu ve Niçin Bitirilemedi” adlı kitabı zamanın valisi Merhum Recep Yazıcıoğlu’na vermiştim O da okuduktan sonra kitabı iade etmiş ve şöyle demişti:

“O gün neler olduysa bugün de aynı şeyler oluyor. Demek ki tarih tekerrür ediyor."

 Tarihin tekerrür edip etmediğini anlamak, hataları asgariye indirmek, yaşananlardan ders almak için önemlidir. 

Kaynak:
Halil İbrahim ÖZDEMİR, Şehre Tanıklık Edenler, 
http://www.dogugazetesi.com/sehre-taniklik-edenler-makale,11.html

TBMM'DE RECEP YAZICIOĞLU

 

TBMM'DE RECEP YAZICIOĞLU

Meclis tutanaklarında merhum Recep Yazıcıoğlu'nun görüşlerine atıf yapılan görüşmelerden bir tanesi istifadenize sunulmuştur.

***

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

122’nci Birleşim

25 Haziran 2008 Çarşamba
***

ASIM AYKAN (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz 248 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben iki konu üzerinde mütalaa yapmak istiyorum: Bir tanesi yerel yönetimlerin tarihsel gelişimi, ikincisi de kaynak problemleri. Biraz önce Değerli Hüseyin Bey de ifade ettiler, cumhuriyetten yaklaşık altmış yıl önce, 1860’lı yıllarda, İstanbul Hükûmeti zamanında “ademimerkeziyet” diye tabir etmiş olduğumuz, yetkiler İstanbul’da mı kullanılsın yoksa Anadolu’ya mı verelim noktasındaki tartışmaları hep biliyoruz. Bu süreç yaklaşık altmış yıllık bir süreçle, zaman dilimi içerisinde tartışıldı ve 1921 Anayasası’yla beraber hizmete taalluk eden, hizmetle ilgili yetkilerin Anadolu’ya bırakılmasının daha doğru olacağı istikametinde bir görüş ortaya çıktı. Rahmetli Recep Yazıcıoğlu –biliyorsunuz, valimiz- “Ben 1921 yılının özel idaresi şartlarını, yetkilerini, imkânlarını istiyorum, onu verin başka bir şey istemiyorum.” diye bu konuyu çok zaman Türkiye'nin gündemine taşıdı. Zannediyorum yavaş yavaş -rahmetlinin kemikleri sızlamayacak- adım adım, hizmete taalluk eden -tekrar altını çiziyorum- yetkileri Anadolu’ya vermek istikametinde Hükûmetimiz tarafından ciddi adımlar atılıyor.

Kaynak:
https://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem23/yil2/bas/b122m.htm

TBMM'DE RECEP YAZICIOĞLU



TBMM'DE RECEP YAZICIOĞLU

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

59 uncu Birleşim

27 Şubat 2004 Cuma

Meclis tutanaklarında merhum Recep Yazıcıoğlu'nun görüşlerine atıf yapılan görüşmelerden bir tanesini istifadenize sunulmuştur. 


TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım adına, maddeyle ilgili söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, gerçekten çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Bu, şahsen benim otuzbeş yıllık rüyamdır, Türk Milletinin elli yıllık bir beklentisidir. Takdir edersiniz, benim, oniki yıl kaymakamlık yapmış, on yıl valilik yapmış bir kardeşiniz olarak, bu tasarıyla ilgili, devletin çalışmasıyla ilgili, devletin düzeniyle ilgili bir hayli birikimim var ve bir o kadar da, gayet tabiî, sitemim var.

Sayın milletvekilleri, "cümlenin maksudu bir, amma, rivayet muhtelif" diyor eskiler. Gerçekten, hepimiz aslında devletin hantal yapısından şikâyetçiyiz, ceberut anlayışından şikâyetçiyiz, verimsiz olmasından şikâyetçiyiz; kısaca, devletin tıkandığından şikâyetçiyiz. Bunun aşılması için yıllardan beri ülkemizde çok önemli çalışmalar yapıldı. Ben 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdiğimde bizim önümüze "MEHTAP" adında bir proje konuldu ve bunu uzun bir süre ders olarak, âdeta, okuduk. MEHTAP'ın kısaca özeti... Devletin aşırı derecede merkezîleşmiş olmasından dolayı, hantal yapısının çözümüne ilişkin birtakım projeleri içeren Merkezî Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi adıyla 1962 yılında hazırlanan bir proje üzerinde yıllarca Türkiye konuştu. Daha sonra 1991 yılında KAYA Projesi düzenlendi. Bu konuda, yeri gelmişken, kendisini rahmetle anıyorum; rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu, âdeta, ömrünü, hantal devlet yapısının iyileştirilmesine ve bürokrasinin azaltılması yoluna sarf etmiştir. 3 eseri vardır. Kitabının birisi "Bu Sistem Değişmeli" adını taşıyor. Bir küçük paragraf okuyacağım: "Bizde ise, merkezî idare ile mahallî idareler arasında görev ve kaynak bölüşümü yapılmamıştır. Her hizmet, tüm ayrıntılarıyla merkezden yürütülmektedir. Türkiye'nin bütün meseleleri, en ince ayrıntısına kadar taşradan Başkente taşınmakta ve tekrar geriye götürülmektedir."

Yine aynı kitaptan: "Değil vatandaş, vali, belediye başkanı ve milletvekillerinin mesailerinin büyük bir bölümü iş takibiyle geçmektedir. Sistem, merkezde kilitlenmiştir. Yöneticilerle beraber vatandaş da dert küpüdür. Muhatap, bekçi, kapıcı ve sekreterdir" diye devam ediyor.

Değerli arkadaşlarım, yıllar içerisinde taşrada ve merkezde, sözünü ettiğim, gerçekten disiplini çok aşan, devletin bürokratik gelişmesini ağırlaştıran ve devleti, âdeta, iş görmez hale getiren birçok -maalesef- girişimler de oldu. Bu raporların gerektirdiği çözüm yolları konusunda, zaman zaman, bazı küçük adımlar atıldı; fakat, maalesef, şimdiye kadar böylesine ciddî bir adım atılamadı. Bu raporların gerektirdiği ve bu konudaki sıkıntıların çözümüne önemli ölçüde bir katkı sağlayacak bu tasarıyı hükümetimizin getirmiş olmasından dolayı, bu hükümete nasip olmasından dolayı, ben de, gerçekten, yetkililere teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'deki idarî yapı, taşrada, bölge müdürlükleri yoluyla önemli ölçüde bozuldu. Türkiye'de "bölge müdürlükleri" adıyla, yıllar içerisinde bir moda başlatıldı ve şurada, listede sizlere göstereceğim 37 adet bölge müdürlüğü kuruldu. Bunların birkaç tanesini sayıp devam edeceğim: Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı Bölge Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bölge Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Bölge Müdürlüğü, Dış Ticaret Müsteşarlığı Bölge Müdürlüğü, Devlet Meteoroloji İşleri Bölge Müdürlüğü, Tapu-Sicil Kadastro Bölge Müdürlüğü, Türk Standartları Enstitüsü Bölge Müdürlüğü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Akbulut, toparlar mısınız.

Buyurun.

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla) - Daha yeni başlamıştım Başkanım...

BAŞKAN - Süre 5 dakika Sayın Akbulut; bitti.

HALUK KOÇ (Samsun) - Grup adına konuşsaydınız Sayın Valim.

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu bölge müdürlüklerinin kurulmasının nedeni, maalesef, devletin kaymakamından, valisinden denetim yetkisini kaçırmak, devleti, doğrudan doğruya bakana bağlı olan birtakım kuruluşları il idaresi yapısının dışına çıkarmaktı. Bu tasarı, önemli ölçüde bölge müdürlüklerinin tasfiye edilmesini, dolayısıyla, vali ve kaymakama daha fazla yetki vererek, devletin bir disiplin altına alınmasını amaçlıyor. Dolayısıyla, bana göre, üniter yapıyı bozmak değil, devletin, Bakanlar Kurulunun tayin etmiş olduğu, devletin ve hükümetin temsilcisi olan vali ve kaymakama daha fazla yetki vererek, görev vererek, üniter yapıyı daha fazla güçlendiriyor, devletin iki yakasının daha fazla bir araya getirilmesini, toparlanmasını sağlıyor. Dolayısıyla, bu konuya dikkatinizi önemle çekmek istiyorum. Halkımıza, valimize, kaymakamımıza, mahallî idarelerimize, belediyelerimize güvenelim diyorum; çünkü, güvenmekle, taşraya yetki devretmekle demokrasinin daha da güçleneceği kanaatini taşıyorum.

Tasarıyla ilgili birtakım haksız eleştiriler var, haklı eleştiriler de var. Çok daha mükemmel hale getirilebilir; ama, bugünkü şartlarda bana göre yapılabilecek olanların en iyisidir, en güzelidir. Bu tasarı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde liberal demokrat yörüngede atılmış en önemli adımlardan birisidir. Özgürlükçü, halkçı, devlet-millet ilişkisini doğru yönde etkileyecek bir tasarıdır.

Tasarının ülkemize, milletimize hayırlı olmasını dilemeden önce, bir vatandaşımızın -yüzlerce vatandaşımızdan böyle mektuplar alıyorum- mektubunun bir cümlesini okuyup sözlerime son vereceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla) - Bir cümlesini okuyup, bitireceğim Sayın Başkan...

HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Valim konuşsun efendim, faydalanıyoruz.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akbulut.

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla) - "Televizyondan Kamu Yönetimi Tasarısı için mücadelenizi takdirle izliyoruz. Bu yasayı, yirmisekiz yıllık hizmeti olan birisi olarak, hantal bürokrasi ve yoğun devlet işlerinden kurtuluş çaresi olarak görüyorum. Bu yasa, Türkiye'nin rüştünü ispat yasası olacaktır. 2 000 000 memura bu fırsat tanınmalı, bu millete güvenilmelidir" diye, Zonguldak'tan bir vatandaşımız böyle bir mektup yazmış.

Hepinize teşekkür ediyorum; sevgiler, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)




KAYNAK:

https://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem22/yil2/bas/b059m.htm

Recep Yazıcıoğlu'nun Erzincan Valiliği süresince şehre katkıları

 

Özet
Recep Yazıcıoğlu Erzincan'ın en başarılı ve tanınan valilerinden biridir. 1980 ve 1990'lı yıllarda Erzincan'da valilik görevini sürdüren Yazıcıoğlu, Erzincan ilinin ekonomik ve sosyal alanlarda kalkınabilmesi için birçok çalışma yürütmüş, ve bu çalışmalar büyük başarılarla sonuçlanarak Türkiye'de oldukça ses getirmiştir. Karakteristik özellikleri, siyasi tutumu ve mesleğindeki yenilikçi yaklaşımlarıyla eşi benzeri görülmemiş bir vali olan Recep Yazıcıoğlu, Erzincan'ı yalnızca kalkındırmamış, aynı zamanda Erzincan ilinde yaşanan sorunları da özveri ve azimle çözebilmiştir. Erzincan valisi olarak görevini sürdürdüğü sırada Yazıcıoğlu şehrin en önemli ulaşım güzergâhlarından biri olan Kemaliye Başpınar Köprüsü'nün yeniden inşasında etkin bir şekilde rol almıştır. Karşısına çıkan tüm engellere rağmen Erzincan ili için çalışmayı sürdüren Recep Yazıcıoğlu, aynı zamanda Erzincan turizminin kalkındırılması adına önemli çalışmalarda bulunmuş ve şehrin tarihi ve doğal güzelliklerini ön plana çıkararak turistlerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir. Yazıcıoğlu'nun eşsiz ve başarılı bir yerel yönetim figürü olmasında kendisinin halka daima yakın olması ve eşitlikçi bir tutum benimsemesinin kayda değer bir önemi bulunmaktadır. Valilik kariyeri boyunca getirdiği birçok yenilik ve elde ettiği birçok başarı sebebiyle "Süper Vali" adıyla anılmaya başlayan Yazıcıoğlu, geçirdiği bir trafik kazası sonucunda hayatını ani bir şekilde kaybetmesinden sonra dahi gelecek valilere örnek olarak gösterilmeye devam etmiştir.
 
Recep Yazıcıoğlu is one of the most successful governors of Erzincan province. When Yazıcıoğlu continued his mission as the governor of Erzincan province in the 1980s and 1990s, he conducted a great number of studies in order to strengthen the economic and social development of this province. Then, his studies were resulted with a remarkable success and make a tremendous impact in Turkey. Furthermore, Recep Yazıcıoğlu did not only work for transforming Erzincan into a better province, but he also solved the critical problems in this province with dedication and perseverance. While he was serving as the governor of Erzincan, Yazıcıoğlu played an active role in the reconstruction of Kemaliye Başpınar Bridge, which is one of the most significant transportation routes of the city. Furthermore, as a governor who ambitiously worked for Erzincan province despite all the obstacles that he was faced with, Recep Yazıcıoğlu also conducted important studies for the development of Erzincan tourism, and he could attract the attention of tourists by highlighting the historical and natural beauties of the city successfully. Yazıcıoğlu's sincere and egalitarian attitude towards the residents of Erzincan is one of the main reasons for his remarkable success. Thanks to his characteristic features, he could become a unique and successful local government figure. Due to his succession, he was regarded as a "Super Governor", and although he died in a sudden traffic accident in 2003, he continued to be a remarkable leading figure for future governors.


*Yazar(lar):
Kayapınar, Özgenur
Arslan, Elif
Koçak, Batuhan Safa
Pınar, Çağan
Ergovan, İzmir
Tarih
2020
Yayıncı
Bilkent University
Koleksiyonlar

RECEP YAZICIOĞLU / ERZİNCAN ESKİ VALİSİ: "Devlete değil, sisteme kılıç çekmek"

RECEP YAZICIOĞLU / ERZİNCAN ESKİ VALİSİ: "Devlete değil, sisteme kılıç çekmek"



Erzincan'ın eski Valisi Recep Yazıcıoğlu ile gerçekleştirilen söyleşide bilinen tarzı ve sohbetiyle "rant dağıtan devlet kurumu" ve basının deyimi ile "kılıç çektiği" sistemi konuştuk.

"Türkiye'de söylenmemiş söz kalmadı ve zaten sosyal bilimlerde de yeni sözler söyleyeceğim diye ortaya çıkmak da olası değildir. O halde devletin en üstündeki, yani zirvesindeki insanlar bile artık çok sivri. şimdi biz sivri dilimizden gidici olduk. Bakalım onlar o sivri dilleri yüzünden ne zaman gidici olacaklar. Sayın Cumhurbaşkanımızın T.B.M.M'de gerçekleştirdiği son konuşma da oldukça ilginçti. Orada, "devlet artık rant dağıtan bir kurum olmaktan çıkmalıdır" diyor. Bu büyük ve ciddi bir laftır. Mesut Yılmaz'ın "devlet değişmeli" çıkışı da ilginçtir

. "Depremden sonra iki gün devleti suçlamanın faydası olmaz" dedi herkesin devlete sahip çıkmasını istedi. Ama aradan 50 gün geçti şimdi tenzih ediyor. "Devletin bütün kurumlarını ortaya koymalı devleti tartmalıyız. Tüm devlet sorunlarını masaya yatırıp delik deşik edelim." şimdi bundan daha sivri laf olur mu bilmiyorum. Ben şimdiye kadar hep "devlet" demekten kaçındım, hep "sistem" dedim. Biz sistem dedikçe bu, devlete eleştiri şeklinde yansıdı. Bir ara basında "devlete kılıç çeken vali" olarak nitelendirildim. Evet sisteme kılıç çektim ama, devlete değil. Herkes her şeyi söylüyor ama, bir türlü söyleneni yapma konusunda idare oluşmuyor. En güzel laflar, en güzel programlar devletin belgelerinde, yıllık programlarında var. Teklifler, tespitler, çözümler, öneriler yani her şey var. Fakat bu konularda bir arpa boyu yol alınamıyor. 

Acaba neden? 

Peki bunlar neden yapılmaz? 

Biz '80'li yıllarda göreve başladığımızda yerelleşme ve adem-i merkeziyetle ilgili zaman zaman çıkışlarımız oluyordu. O zaman bizim en yakın arkadaşlarımız bile "ya bunlar aykırı fikirler" diye tenkit ediliyordu. Sonra olaylar öyle bir hale geldi ki, bu konuda bir konsensüs oluştu. Öyle bir zaman oldu ki iktidarı, muhalefeti herkes yerelleşmeyi savunur hale geldi. "Neden arpa boyu yol alınamadı." diye sormak lazım. Madem fikirler ortak, bence önemli olan hayati konu, budur. Mademki ittifak var.

şimdi sormak lazım bugün bu beyanları veren insanlar, yıllardır bu memlekette sorumluluk yüklendiler. şimdi mi bu noktaya gelindi. Sayın Cumhurbaşkanı Demirel, uzun zamandır tekrar eder "hantal devlet, ülke başkentten yönetilemez" Harika! Peki o zaman bu hantal devlet neden teknik devlete dönüşemiyor. Niye servis veren hizmet örgütüne dönüşmüyor. Neden demokratik devlet olmuyor, ki bütün bunların anlamı budur. Bence sorumluluğa katılma yönetime katılmadan daha önemlidir. Ben şahsen Türkiye'de kuvvetler birliğinin büyük bir sorun olduğunu, bunun diktatörlük getirdiğini yani, padişahlık döneminde bile olmayan yetkileri getirdiğini söylüyorum. Çünkü çözüm olarak söylediğimiz şeylere, o itiraz ediyor. Yasama yürütmeyi gasp etmiştir ve bu teknik bir tabirdir. Burada bir eşkıyalıktan bahsedilmiyor. Yasama, yürütme, yargı iç içe girmiştir, Böyle olunca da sorumlu bulamıyorsunuz.

Çözüm önermek kimsenin tekelinde, patentinde değildir. Başkanlık sistemiyle bakanlıklardan kurtulmak gerekmektedir. Çünkü Türkiye'de sistemin çürümesi siyasi makam olan bakanlıklarla başlıyor. Bürokrasideki çürüme, herc-ü merç, aşırı politize olma, siyasallaşma, tüm bu yağcılık ve balcılık vaziyetleri ondan kaynaklanıyor."

RECEP YAZICIOĞLU: "CHALLENGING THE SYSTEM, NOT THE STATE"

We had a conversation with Recep YAZICIOĞLU, Erzincan's former governor, and in his characteristic style he told us about "the state which solely functions to the benefit of the rentiers" and "the system against which he drew a sword".

"Nothing unspoken is left in Turkey. I was one of those who bore the consequences of a sharp tongue, and now I notice that even top level politicians started to put emphasis on critical subjects. Our President made an interesting speech at the Parliament and said that "the State should no longer function as an institution which serves rentiers of the country". Likewise, Mesut YILMAZ said that the State should undergo a change, and all of its problems should be throughly scrutinized. Although I refrained from using the word "State" up to now, and used the word "system", I was defined as "a governor who drew a sword against the State". Yes, I did draw a sword against the system, but not against the State. Everyone expresses everything, most people share the same opinions, but somehow nothing is done about it. The best of plans exist in the State's annual programs". Suggestions, solutions, resolutions; they are all present, but still nothing changes. Why can't the State become democraticş In my opinion, sharing the responsibility is more important than participating in the management. Legislation, execution and jurisdiction are intermingled. Hence, the responsible authority becomes unclear. In my opinion, ministries should be eliminated through the establishment of the presidential system. Decay of bureaucracy, confusion, toadying, in short deterioration of the system begins there.

Kaynak:
TÜGİAD ELEGANS MAGAZİN - http://www.elegans.com.tr/arsiv/48/html/recep.html

Prof. Altuğ: Merhum Adnan Kahveci ve Recep Yazıcıoğlu ile birlikte önemli çalışmalar yaptık

Prof. Altuğ: Merhum Adnan Kahveci ve Recep Yazıcıoğlu ile birlikte önemli çalışmalar yaptık

14.02.2007

Prof. Altuğ: Merhum Adnan Kahveci ve Recep Yazıcıoğlu ile birlikte önemli çalışmalar yaptık. Hep çözüm üretmeye çalıştık. Siyasetin finansmanını halkın yapmasını istedik. Çünkü para veren insan hesap sorar. Bizim hedefimiz her ilde 1000 kişi idi. Bunlar her ay 100 lira verecekti. Ancak bazı illerde bir kişi bile bulamadık. 

TGRT HABER TV'de canlı olarak yayınlanan "Çerçeve'den Yansımalar" programında Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol ile Yazarımız İsmail Kapan'ın bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Altuğ oldu. Prof. Altuğ, Türkiye'nin ekonomik yapısı ve kayıt dışı ekonominin ele alındığı programda, Bol ile Kapan'ın sorularını cevaplandırdı.

(...)

1980 öncesi ile sonrasının mukayese edilmesinin çok fazla önemi olmadığını belirten Prof. Altuğ şunları söyledi: 

"24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları"nın bazı maddeleri serbest müteşebbisin önündeki birçok engeli kaldırdı. Ancak bunları kaldırınca yeni mekanizmalar uygulamaya geçirilemedi. Bizim geçmişte ortaya koyduğumuz ve halen emekleme aşamasında olan bir MERNİS Projesi vardı. Bu mekanizmaya göre; 

1- Vergi, gelir üzerinden alınmalı. Gider üzerinden vergi alınması zulümdür. Herkes gelir vergisi mükellefi olmalıdır. Beşikten mezara kadar herkes buna tabi olacaktır. Merhum Adnan Kahveci ve Recep Yazıcıoğlu ile birlikte önemli çalışmalar yaptık. Hep çözüm üretmeye çalıştık. Siyasetin finansmanını halkın yapmasını istedik. Çünkü para veren insan hesap sorar. Bizim hedefimiz her ilde 1000 kişi idi. Bunlar her ay 100 lira verecekti. Ancak bazı illerde bir kişi bile bulamadık. 

2- Herkesin masrafı belli ölçüde vergi matrahından düşülmeli. Ekonomi kayıt dışı olduğu için bazen kanunların hiç birisini çalıştıramıyorsunuz. Kocaman bina yapılıyor, ama kayıt dışı olduğu için halen arsa gözüküyor. 

3- Büyük kupürlü para basılmamalı. Hamiline yazılı düzenden nama yazılı düzene geçilmeli. Yani en büyük para 1 birim olmalı. Ödeme zorluğu olmalı. Dolayısıyla ben 100 YTL'lik banknotlar için iktidara sitem ettim. Bunlar yapılınca adil bir vergi alma sistemi uygulanacak. Bu serbest pazar ekonomisinin gereğidir. Böylece kayıtlı ekonomiye de geçilecektir. Bu konu 1995’te yapılan AB Gümrük Birliği Anlaşmasında da taahhüt edilmiş bir konudur. 

4- AB normlarına uygun kambiyo ve döviz sitemlerine geçilmesidir. Herkes Türk parası ile alışveriş yapmalı. Tabii bu arada sahte paraya da dikkat edilmeli. ABD bu sistemi kurmuştur. 50 bin kişinin çalıştığı sistemde bütün ABD'liler vergi mükellefidir. Sistem bu şekilde kontrol edilmektedir. Bir kişi hiç bir harcama yapmıyorsa takip edilir. Yani her şey kayıt altındadır. Batılı bunu yaptıysa bunu biz de yapabiliriz.

Kaynak:
Haksız rekabet bitmeli, https://www.turkiyegazetesi.com.tr/haber/318846.aspx

Vali Bey Birgün...



Vali Bey Birgün...

 22.05.1999

Nasrettin Hoca hikayelerinden sonra şimdi de Vali hikayeleri moda. Artık Erzincan'da sohbetler ‘‘Vali Bey birgün’’ cümlesiyle başlıyor. Kent halkı birbirlerine Vali Yazıcıoğlu ile ilgili hikayeler anlatıyor. Tabii bire bin katarak. İşte ‘‘Vali Bey bir gün.’’ diye başlayan ilginç hikayelerden birkaç tanesi...

Vali Bey bir gün, Sansa Boğazı'nda rafting yapıyormuş. Su çok şiddetli olduğu için botu alabora olan Vali Bey aşağı düşmüş. Vali Bey'in bottan düşerek ölüm tehlikesi atlattığı yerin adı, 'Valibatıran' olarak kalmış. Aynı şekilde zamanın 3. Ordu Komutanı Orgeneral Necati Özgen Paşa'nın bottan düştüğü yere de 'Paşabatıran' adını takmış Erzincanlılar.

Vali Bey bir gün, yamaç paraşütü yapıyormuş. Şiddetli bir rüzgar, Vali Bey'i alıp götürmüş. Korumaları, hayatından endişe ettikleri Vali Bey'i, saatlerce sonra, dağın yamacındaki köylülerin tahsis ettiği eşeğin üzerinde bulmuşlar.

Spordan sosyal meselelere kadar her şeyle ilgilenen Vali Bey bir gün, bir 'Çöpçatan servisi' oluşturmuş. Erzincan'da yaşayan ve çeşitli nedenlerle evlenemeyen insanları biraraya getirerek yuva kurmalarını hedefleyen bu servis, evlilik umuduyla civar kentlerden Erzincan'a yüzlerce erkek akın edince kapatılmış.

Vali Bey birgün, Erzincan'da görev yapan bütün devlet birimlerin üst düzey yetkililerini ve Valilik çalışanlarını halka örnek olmaları için, haftanın üç günü spor yapmayı zorunlu kılmış. Pazartesi, çarşamba ve cuma akşamları saat 18.00'de başlayıp 20.00'ye kadar süren bu zorunlu çalışmaya, ilk zamanlar herkes itaat edilmiş. Ancak bu görevde sıkılmaya başlayan bir çok kamu çalışanı, son zamanlarda, doktor raporu getirerek, kaytarmaya başlamışlar. Vali Bey'in halen titizlikle uyduğu bu programa katılanların sayısı, artık 3-5'i geçmiyormuş.

Vali Bey bir gün, bütün kahvehanelerde kitaplık kurulmasını zorunlu kılmış. Bu kuralı da bizzat kahve kahve dolaşarak uygulatmış.

Erzincanlılar, Kemaliye ilçesini çok seven ve sık sık Keban'a giderek su kayağı yapan Vali Bey'e, 'Kemaliye'nin Valisi' adını takmışlar.


Karım beni yatağa almıyor

Evlenebilmek için yapmadığını bırakmadı Osman dede. Gençliğini ve dinamizmini ispat edebilmek için televizyon kameraları önünde kilometrelerce koştu. Metrelerce yükseklikteki ağaçlara tırmandı. Muradına erebilmek için valinin kapısın çalmaktan bile çekinmedi. Çalıştı çabaladı, Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu'nun da yardımıyla sonunda muradına erdi. Erdi ermesine ama, bu evliliğe ancak 17 ay dayanabildi. Vali yardımıyla evlendi ya yine vali yardımıyla boşanmak istiyor. Valinin kapısın çaldı ve ‘‘Bu kadın beni yatağa almıyor sayın valim, sen beni önce bu kadından kurtar sonra da yeniden evlendir’’ dedi.

Artvin'in Yusufeli ilçesinde oturan 76 yaşındaki Osman Okumuş, eşinin zamansız ölümüyle dul kaldı. Uzun süre kendisine yeni bir hayat arkadaşı arayan Osman dede amacına nail olabilmek için yapmadığını bırakmadı. Abartılı evlilik isteği nedeniyle gazete ve televizyonlara haber konusu oldu. Sonunda 56 yaşındaki Erzincanlı Naime Hanım'la ikinci kez dünya evine girdi. Ama evlilik istediği gibi gitmedi. Hayatının ikinci baharı çabuk noktalandı. Yeni eşiyle şiddetli geçimsizlik yaşamaya başladı. Osman dede geçen hafta Erzincan'ın Sansa mevkiinde yapılan rafting yarışmalarına gelerek, kendisine evlenmesi konusunda yardımcı olan Vali Yazıcıoğlu'na ‘‘Evlenmem için büyük yardımlarda bulundunuz şimdi de boşanmam için yardım edin. Mutsuzum. Hanımım benim yatağıma dahi gelmiyor. Beni bu kadından ayırın ve yeniden evlendirin’’ diye dert yandı.

Vali, Osman dedeye rafting sporunu öğrenmesi halinde evlendirmek için yardımcı olabileceğini söyledi. Yazıcıoğlu ‘‘Rafting yap, Fırat'ı yen, seni yeniden evlendireyim’’ dedi. Osman dede şimdilerde harıl harıl rafting yapmaya çalışıyormuş. Osman Dede'nin memleketi olan Artvin Yusufeli benim de baba memleketim olduğu için bu insanları çok iyi bilirim. Kafalarına koyduklarını mutlaka yaparlar. Bu yüzden de eminim eğer Osman dede rafting kazasına kurban gitmezse Fırat'ı yener ve ikinci kez evlenir.

Kaynak:
https://www.hurriyet.com.tr/

"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı