Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Vali Recep Yazıcıoğlu’nun Bir Bölgesel Havayolu Şirketi Girişimi: Can Air Örneği


Vali Recep Yazıcıoğlu’nun Bir Bölgesel Havayolu Şirketi Girişimi: Can Air Örneği

Negiz M., Koçak D.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Lisansüstü Öğrenci Kongresi, İstanbul, Türkiye, 16 - 18 Haziran 2023, ss.40
Özet



Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun (1948-2003) toplum kalkınması, yerelleşme, bürokrasi ve sistem hakkındaki düşünce ve eylemleri çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Bu çalışmada ise Vali Yazıcıoğlu’nun girişimci yönü ele alınmış ve çalışma hayatı boyunca gerçekleştirmek için farklı zamanlarda denemelerde bulunduğu bölgesel havayolu şirketi teşebbüslerinin en somut örneği olan Erzincan Havacılık, Taşımacılık ve Turizm A.Ş. (ERHAT A.Ş.) ya da diğer adıyla Can Air incelenmiştir. Can Air tecrübesi, ülkemizde sayıca az olan bölgesel havayolu şirketi teşebbüslerinden birisi olarak işletmecilik tarihi, girişimcilik ve sivil havacılık açısından önem taşımaktadır. Ayrıca, Vali Yazıcıoğlu’nun girişimci bürokrat yönüne dair önemli ayrıntılar sunmaktadır. Bu çalışmada, merhum Yazıcıoğlu’nun Erzincan Valisi olduğu dönemde (1991-1999) kurulmasına öncülük ettiği bölgesel havayolu şirketi Can Air ele alınarak literatüre katkı yapılması amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde Yazıcıoğlu’nun valilik dönemini ele alan ve 1985-2003 yılları arasında yayımlanan gazete haberleri, dergiler, köşe yazıları, röportajlar, makaleler ve görseller girişimcilik bağlamında incelenmiştir. Ayrıca, Can Air şirketine dair belgelere ulaşılarak doküman analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda Vali Recep Yazıcıoğlu’nun bölgesel kalkınmayı sağlamak amacıyla kamunun kaynaklarını seferber etmesinin yanında girişimciliğin önünü açmak için çeşitli adımlar attığı görülmektedir. Özel sektörün rol almaktan çekindiği zorlu projelerde onun inisiyatif alarak girişimci bürokrat rolünü üstlendiği anlaşılmaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağıldığı bu dönemde hem Türk Cumhuriyetleri hem de Rusya Federasyonu’nda kamu adına çeşitli işletme kurma girişimlerinde bulunan Vali Recep Yazıcıoğlu, Erzincan’da da yerel bir havayolu şirketi kurulmasına öncülük etmekten geri durmamıştır. Bu şirket aracılığıyla bölgeye iş insanlarını çekerek yatırımların artması, turizmde hak edilen ilgiye kavuşulması, deprem gibi doğal afet durumlarında hızlı hareket edilebilmesi ve yeri geldiğinde de güvenlik kuvvetlerine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Ancak belediyeler, valilik ve özel sektör temsilcilerinin ortaklığıyla kurulan bu yerel havayolu şirketinin ömrünün uzun olması için siyasi, iktisadi ve ahlaki olmak üzere başkaca faktörlere de ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Bölgesel Havayolu Taşımacılığı, Can Air, Girişimcilik, İşletmecilik Tarihi, Vali Recep Yazıcıoğlu


*** Bu çalışma, Muhammet Negiz’in Doç. Dr. Daimi KOÇAK danışmanlığında EBYÜ SBE İşletme Anabilim Dalında yürütülen doktora tezinden üretilmiştir.

 Creative Commons License 

Negiz M., Koçak D.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Lisansüstü Öğrenci Kongresi, İstanbul, Türkiye, 16 - 18 Haziran 2023, ss.40

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.40
  • Karadeniz Teknik Üniversitesi Adresli: Evet


Gazetecilik ve yazarlık hayatımda beni etkileyen nadir insanlardan birisidir Recep Yazıcıoğlu

Gazetecilik ve yazarlık hayatımda beni etkileyen nadir insanlardan birisidir Recep Yazıcıoğlu


HALİL İBRAHİM ÖZDEMİR
24.01.2023 

Gazetecilik ve yazarlık hayatımda beni etkileyen nadir insanlardan birisidir Recep Yazıcıoğlu. Erzincan’a gelmeden önce Tokat Valiliği sırasında ününü duymuş, nasıl bir insan olduğunu öğrenmek için tanıyanlarla irtibat kurmuş ve hakkında bilgiler almıştım. Babasının Aydın’da bulu


nması, kendisinin de sık sık Aydın’ı ziyaret etmesi sebebiyle onu orada tanıyanların olabileceğini düşünmüştüm. Tanıdıklardan onunla ilgili bilgi alabileceğimi tahmin etmiştim. Ortaokul yıllarından beri ilişkimizi sürdürdüğümüz hocamız Orhan Erdem’i aramış ondan bazı bilgiler almıştım. Orhan Erdem Recep Yazıcıoğlu’nun çok yakın dostlarından birisiydi. Bu yüzden de isabetli bir karar vermiş olduğumu yıllar sonrasında da öğrenmiş oldum.


Kendisiyle yaptığım konuşmada Orhan Erdem:
“Bu güne kadar görmediğiniz, tanımadığınız bir vali profili ile karşı karşıya olacaksınız ve seveceksiniz. Ona mutlaka sahip çıkın” demişti. Merakımız daha da artmıştı. Recep Yazıcıoğlu nasıl bir insandı? Bu güne kadar tanıdığımız valilerin fevkinde ne gibi özellikleri olabilirdi?


Erzincan’a geldiğinin kaçıncı günüydü hatırlamıyorum. Ziyaretine gittim. Özel Kalem Müdürünün “Kapı açık, çalmadan girebilirsiniz randevuya gerek olmadan istediğiniz zaman görüşebilirsiniz” açıklaması beni şaşırtmıştı. Dediğine uyup kapıyı çalmadan hemen makama geçmiştim. Makamın boş olduğunu görünce de, “Herhalde özel kalem müdürü bizimle dalga geçti” düşüncesine kapılmıştım. Valiyi makamında bulamayınca özel Kalem Müdürü’ne ‘Vali yerinde yok’ deyince; “Protokol kapısından çıkıp gitmiştir” cevabını aldık.


Özel kalem Müdürünün açıklaması o güne kadar tanıdığımız valilerin uygulamaları ile ters düşünce de inanansımız gelmedi. Birkaç kez Makama uğradıysak ta yerinde bulmakta zorlandık.


İlk karşılaştığımızda edindiğimiz intiba bu ufak tefek, zayıf yapılı adam hakkında söylenenler anlaşılmıyordu. Kim olursa olsun her gelenle senli benli konuşuyor, samimi olarak herkesi dinliyordu. Bir belediye işçisinin çöpleri toplamada yaşadığı sıkıntıları da dinliyor bir daire müdürünü de bir genel müdürü de aynı samimiyetle karşılıyordu. Solun en ucundaki siyasi partilerinin liderlerini de, sağın en sivri liderlerini de evinde ağırlıyordu.


Öyle ki bir seçim sürecinde değişik uçlarda olan değişik partilerin her birinden ayrı ayrı milletvekili adaylığı teklifi aldığına şahidim. Ben de kendisine:


“Sen nasıl bir insansın ki, birbirine zıt partilerin her birisi sana adaylık teklif edebiliyor” deyince bıyık altından gülmüştü.
Gelen herkesin valilik makamının açık kapısından giriyor olması anlaşılır gibi değildi. Devletin herkesin duymaması gereken gizli bilgileri yok muydu? Bir gazeteci olarak randevumuza cevap vermeyen valiler tanıdım. Onlara bakınca bu garipliği zaten hemen anlıyordunuz.


Zaman içerisinde birbirimizi daha iyi tanıma imkânı bulmuştuk. Artık gecesi veya gündüzü fark etmeksizin birbirimizi arayıp sorabiliyor, birbirimize her türlü problemi aktarabiliyorduk. O da problemleri kestirmeden çözebiliyordu. Maksat üzüm yemekti. Bağcıyı dövmek onun kitabında yoktu.


Erzincan’da göreve başlayışının ardından geçen altı ay gibi bir süre sonra 13 Mart 1992 tarihindeki Erzincan Depremi meydana gelmişti. Depremde Erzincan’da olmayışı sebebiyle Erzincanlıların yaşadığını hissedememişti. İnsanlar korku ve panik havasındaydı. Halkın arzuları, istekleri bitmiyor, toplumsal olayların oluşması ihtimali beliriyordu. Halk evlerine giremiyor, çadır istiyordu. Dağıtılan çadır yeterli değildi. Çadırların konik biçimde, ya da dört köşeli oda biçiminde geniş olanlar vardı. Koni tipindeki çadırlara kimse girmek istemiyor, büyük çadırlar istiyorlardı. Beş kişi çadır istiyorsa ancak ikisi üçü alabiliyordu.
İstekler karşılanamayınca halk ayaklanmış Dörtyol kavşağından Valiliğe doğru yürümeye başlamıştı. Bir yandan enkazlar kaldırılıyor, diğer taraftan yardım dağıtımı sürüyordu. Yardımları dağıtan kişilerin de depremzede olması sebebiyle herkes kendi ailesini çocuklarını düşünüyor, doğal olarak yardımların dağıtımını istenilen biçimde gerçekleştiremiyorlardı.


Valiliğin önünde halk toplanmış, burunlarından soluyordu. Bakkallar kapalı, Bankalar kapalı zenginin de fukaranın da cebinde para yok. Ceplerinde para olanlar alışveriş yapacak yer bulamıyor evlere girilemiyordu. Gidebilecek yeri olanlar, evleri yıkılanlar birer ikişer kurtarabildikleri eşyalarla şehri terk ediyorlardı. Kalanlar ise sıkıntılarla karşı karşıyaydılar.
Valiliğin önündeki alanda adım atacak yer yoktu. Halk bir ağızdan “Vali istifa” diye bağırıyordu. Vali konutundaydı. Konuttan çıkıp halkı yara yara bir polis aracına doğru yürüdü. Polis aracının üzerine çıkıp eline aldığı megafonla orada bulunanlara çok etkili bir konuşma yaptı.


Recep Yazıcıoğlu konuşmasında “Ben de sizlerin yaşadıklarınızı yaşıyorum. Sizleri çok iyi anlıyorum. Benim de sıkıntılarım var. Sıkıntıları çözmek için elimizden geleni yapıyoruz. En kısa zaman içerisinde problemlerinizi çözeceğiz. Her tür derdinizi probleminizi hükümete bildiriyorum. Gerekli tedbirler alınacak. ” Şeklinde bir konuşma yapmıştı. Biraz önce “Vali istifa” diye bağıran kalabalık sloganını değiştirmiş bu defa “Hükümet istifa” diyerek bağırmaya başlamıştı.
Vali Halkın bu sloganına da karşı çıkmış ve bir teklifte bulunmuştu;


“Ben sizleri anlıyorum. Sizler de beni anlayın. Bu oluşan kalabalık vermesi gereken mesajı hem bana hem de hükümete vermiştir. Bundan sonra çözüm için çalışmaya başlamamız gerekmektedir. Ben de sizinle beraber yürüyeceğim. Dört yola kadar yürüyüp oradan da dağılacağız” diyerek kalabalık ile birlikte yürümeye başlamıştı. Valinin çevresinde çok sayıda insan vardı. Bu insanlardan bazıları zaman zaman valinin koluna girmiş, onunla birlikte yürümeye başlamıştı. Valinin korumaları bile sıkışıklıktan dolayı valiye yanaşamıyorlardı. Gerçi vali şehirde dolaştığı zamanlarda korumalarını atlatarak yalnız dolaşmayı tercih ederdi. Valiliğin önünden itibaren halk ile birlikte dörtyoldaki Cumhuriyet Meydanına kadar yürümüş, orada da :


“Arkadaşlar yürüyüşümüz burada sona ermiştir” diyerek halkı dağıtmayı başarmıştı.


Ertesi gün Valilikteki Asayiş toplantısının ardından Jandarma Alay Komutanı toplantıdan çıkmış, Emniyet Müdürü içerideyken ben de makama girmiştim. Bir önceki gün halkın düzenlediği miting sonrası yürüyüşte Valinin koluna giren kişilerin kim olduğu emniyet birimlerince araştırılmış, bu kişilerin terör örgütü mensupları olduğu kesinleştirilmişti. Ben içeriye girince Emniyet Müdürü anlatımına ara vermiş, Vali “Halil İbrahim yabancımız değil” diyerek konuşmasını tamamlamasını istemişti.


Bir iki gün sonra Süleyman Demirel gelmiş eski belediye binasının balkonundan halka hitap etmişti. Halkın “Vali istifa” sloganları karşısında Vali Recep Yazıcıoğlu Süleyman Demirel’e; “Efendim isterseniz hemen istifa edeyim” demesi üzerine Demirel “Hayır hayır istifa etmeni gerektirecek bir durum yoktur. Bu tür durumlarda bunlar olağandır” diyerek istifasını engellemişti.


Ertesi gün Vali Recep Yazıcıoğlu’na okuması için bir kitap vermiştim. Kitap 1939 depremi sonrasında yaşananları anlatıyordu. 1939 Depremi sırasında görevdeki Vali Dr. Sükuti Tükel tarafından yazılmıştı. “Yeni Erzincan Nasıl Kuruldu ve Niçin Bitirilemedi” adlı kitapta depremle ilgili ilginç hatıralar vardı. Recep Yazıcıoğlu kitabı çok kısa bir sürede okumuş ve tekrar iade etmişti. Kitapla ilgili intibalarını anlatırken de; “Bugün ne yaşıyorsak geçmişte yaşananlar da maalesef aynıymış. O gün de halk bu şehirden gidebilmek için büyük mücadele vermiş. Bugün de memur kesiminde aynı şeyi görüyoruz.” Diyerek düşüncelerini aktarmıştı.


Hükumet Erzincan depreminin yaralarını sarmak için bir kanun taslağı hazırlamıştı. Taslak Erzincan’a gönderilmiş ve herkes tarafından incelenmeye alınmıştı. Her kesim kanunla ilgili düşüncelerini aktarıyordu. Gazetemizin matbaası yıkılmış, yayınımızı Erzincan’ın eski belediye binasının bahçesinde kurduğumuz bir çadırda sürdürüyorduk. Makineler enkazdan çıkarılamadığı için küçük dijital bir teksir makinesini dışarı çıkarmış, gazetenin ebadını küçülterek yayınımıza burada devam etmeye başlamıştık. Halkı en doğru şekilde bilgilendirmek için büyük bir gayret içerisindeydik.


Çadırımız şehrin göbeğinde Dörtyol kavşağında bulunması sebebiyle halkla ilişkilerimiz oldukça yoğundu. Geçen dönen herkes yaşadıklarını, problemlerini anlatıyor biz de yaşananları gazeteye aktarıyor ve halkımızı bilgilendiriyorduk. Erzincan Kanunu ile ilgili vatandaşların istekleri de bize yansıyordu. Biz bu istekleri de yazıyorduk. Vali Recep Yazıcıoğlu bizim yazdığımız konuları olduğu gibi kanun tasarısına eklettirip kanunun şekillenmesine yardımcı oluyordu. Gazetemizde yayınlanan pek çok madde kanun taslağına eklendi. Ardından da mecliste kabul edilerek kanunlaştı.


1992 depreminin meydana geldiği yıl ve sonraki yıllar terörün Erzincan’ı tehdit ettiği yıllardı. Deprem sonrası yapılan afet konutları bile teröre alet edilmiş, konutların renklerinden teröristlere pay çıkarılmaya çalışılmıştı. Gazetede yazdığımız yazılar Milli Güvenlik Kuruluna kadar ulaşmış, orada yapılan görüşmelerle Bayındırlık Müdürlüğünde görevden alınmalara kadar sürmüştü.
Ergan Dağı kayak tesislerinin planlandığı günlerdi. Değişik araçlarla Ergan Dağı’na çıkmıştık. Vali Recep Yazıcıoğlu beni bulunduğum araçtan kendi aracına almış ardından da Bayındırlık il Müdürünü kendi aracına davet etmişti. Araçta ikimizi karşı karşıya getirmiş, Terör örgütünün renklerini taşıyan afet konutları ile ilgili İl Müdürüne sorularımı sormamı istemişti. Ben sormuştum, müdür sessiz kalmıştı. Hiçbir soruma cevap alamamıştım. Recep Yazıcıoğlu İl Müdürünü aracından indirerek kendi aracına göndermişti.

Aradan zaman geçmişti. Bir Cumartesi günü Recep Yazıcıoğlu deprem sonrası taşındığımız prefabrik işyerine gelmişti. Bana:

“Hadi seni yemeğe götüreyim” deyince ben de :

“Hayırdır Sayın Valim nereye gidiyoruz” deyince bana:

“Atla arabaya takıl bana” diyerek soru sormama müsaade etmemişti.
Bindiğimiz sivil plakalı beyaz Renault marka bir otomobildi. Otomobilde her zamanki gibi korumalar yoktu. Şehrin güneyine doğru Karasu Nehrini geçtik. Türkmenoğlu isimli bir köy var. Oraya vardık. Birkaç kişiye muhtarın evini sorduk. Neticede muhtarın evine vardık. Muhtar bizi kapıda karşıladı ve:

“Sayın valim kuzu tandırda yarım saate kadar hazır olur” deyince Vali:
“O pişinceye kadar biz geliriz diyerek tekrar direksiyona geçti ve otomobili Munzur silsilesinin bir bölümü olan Kazankaya dağına doğru tırmanmaya başladık. Dağın arka kesiminde bulunan Caferli köyüne vardık. Köy dağın yamacında adeta üst üste inşa edilmiş evlerden oluşuyordu. Her evin kapısı bir alttaki evin damına açılıyordu. Muhtarın evini araştırdık. Evi bulunca otomobili durdurup Muhtarın evinin önündeki komşu evinin damına çıktık. Muhtar saygıyla karşıladı valiyi. O sırada bir delikanlı yanımıza yaklaştı. Belli ki valiyi tanımıştı. Valinin yakasından tutup onu sarsmaya başladı. Bir yandan da “Benim hakkımı yediler beni işten attılar.” Diyerek dert yanıyordu. Ben ne yapabileceğimi düşünürken Muhtar delikanlının arkasına geçerek elleri ile delikanlının dengesiz birisi olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Biraz rahatladık. Uzun bir konuşmanın ardından Muhtar ayran getirdi. Ayranları içtik ve otomobile bindik. Valiye:


“Sayın Valim şu karşıda şimdi beyaz renge boyanan afet konutlarının terör örgütün renklerine boyandığını biliyorsun değil mi? Yanında koruman yok, muhtemelen silahın da yok. Burada bizim ne işimiz var?” Deyince Recep Yazıcıoğlu:

“Senin bilmediğin bir şey daha var.”

“Nedir o? dedim?”

“Muhtarı yardım ve yataklık yapmak suçundan içeriye almıştık. Yeni çıktı. “ dedi. Bunun üzerine ben de:

“Madem bunları biliyorsun. Burada senin ne işin var. Sen devleti temsil ediyorsun. Sıradan bir insan değilsin” deyince Recep Yazıcıoğlu:

“Ben ilin Valisi olarak buraya gelemezsim, öğretmenime ‘Hadi oğlum Caferli’ye git. Orada görev yap diyemem. Ya da imamıma hadi evladım Caferli’de göreve başla diyemem. Önce ben gideceğim. Sonra da memurumu göndereceğim.” Dedi.
Ben bu cevap karşısında şaşırıp kalmıştım. Bunu daha sonralardan hemşerimiz olan bir başka valiye anlatmıştım. Ardından da:

“Sen olsan böyle bir şey yapar mısın?” demiştim. O da:

“Ben deli miyim böyle bir şey yapayım.” Demişti ben de cevaben:


“Sayın Valim biz onun deliliğini seviyoruz zaten.” Demiştim.
Yazılacak pek çok hatıramız var. Ama bunlar kitap olacak boyutlarda. Bu kadar kısa yazılarla anlatılacak gibi değil. Recep Yazıcıoğlu’nun Erzincan’dan ayrılmasından sonra gelen valilerin pek çoğuna:

“Sayın valim Erzincan’da Valiliğin çıtası çok yüksektir. Onun için dikkat etmelisiniz” diyerek onları uyarmak zorunda kalmıştım. Çok gariptir ondan sonra Erzincan’a gelen valilerin pek çoğu o, cılız adamın doldurduğu makamı dolduramadı. Çoğu defa o makamın boş olduğunu düşünmek zorunda kalmıştım.


Vefatının ardından geçen onca seneye rağmen Recep Yazıcıoğlu’nun posterleri Erzincan’da pek çok işyerinin duvarlarını süslüyor. Bu riyadan uzak, katıksız karşılıksız bir sevgidir.
Allah rahmet eylesin. Onu daha çok özleyeceğiz.

Kaynak:
https://www.dogugazetesi.com/citalari-yukselten-vali-recep-yazicioglu

Dr. Halim Gençoğlu : Afrika politikalarında rol model diplomat



Afrika politikalarında rol model diplomat

Dr. Halim Gençoğlu Independent Türkçe için yazdı


Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü geçmişine nispeten Afrika siyasetinde kadrolarının tam kapasiteyle çalıştığını söylemek biraz fazla iyi niyetli bir yorum olacaktır.

Bunun iki mühim nedeninden biri; son derece samimi olarak başlatılan Afrika açılım politikasının bilinçli projelerle desteklenmemiş olmasından ileri gelmektedir.

2021 yılında İstanbul'da düzenlenen Afrika Platformu'nun Afrika basınında neredeyse hiç yer almamış olması bu iddiamız delil teşkil eder.

Diğer mühim bir sebebi ise kıtadaki köklü Türk-İslam mirasının önemini anlayıp sahip çıkacak diplomat tipi yetiştirmemiş olmamızdan kaynaklanmaktadır.

Bunu Güney Afrika'da dört yıl büyükelçilik yapıp o topraklara ilim tohumları yaymış olan Osmanlı aliminin mezarını dahi ziyaret etmeyen bazı devlet görevlilerden biliyoruz.

Hal böyle olunca 20 yıla yakın hizmet ettiği Afrika'da yerel dili öğrenip öğrencileri için o dilde bir ilmihal yazan Osmanlı aliminden Güney Afrika'nın devlet büyükleri de haberdar olamamıştır.

Halbuki iki ülke arasındaki münasebetlerde kullanılabilecek en sağlam argümanlardan biri, bu Türk-İslam aliminin bıraktığı ortak kültür mirası olmalıydı.

Bu serzeniş şüphesiz bir tenkitten ziyade bir çözüm analizi olarak anlaşılmalıdır. Zira bu yazıdaki gayemiz Afrika'da görev yapacak olan ideal diplomat tipini teşhis etmektir.

Bu minvalde insanın aklına ilk olarak merhum Cevdet Paşa'nın "Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer; her ikisinin de karaya oturmak tehlikesi vardır" sözü gelmektedir.

Yani diplomatın tarih bilmesi ve özellikle vazife yapacağı bölgeye intikal etmeden önce o coğrafyayı tetkik etmiş olması elzemdir.

İşte bu noktada aranan en ideal diplomat tipi şüphesiz tarih bilgisini kullanarak tıpkı efsane Vali merhum Recep Yazıcıoğlu gibi sahada çalışan eli nasırlı diplomat tipidir.

Zira Mısır'dan Etiyopya'ya, Eritre'den Sudan'a Osmanlı izlerini sürmek ve diplomaside o kaynaktan beslenerek politika yapmak için bu tür bir strateji izlemek şarttır.

Dolayısıyla ofiste vakit geçiren diplomat yerine, merhum Recep Yazıcıoğlu gibi sahada aktif olan ve tarihine sahip çıkan diplomat tipinin yetişmesi için çalışılmalıdır.

Mesela iyi İngilizce biliyor diye Kenya, Uganda, Güney Afrika yada Nijerya gibi ülkelere sahayı bilmeyen bir diplomat yollamak hatadır.

Zira uyanan Afrika halkı İngilizceden etkilense Kraliçe Elizabeth'i sevgiyle yad eder, Fransızca'ya itibar etse Macron'u Cezayir'de çiçekle karşılarlardı.

Halbuki daha geçen ay Zimbabve Devlet Başkanı Emmerson Mnangagwa, ülkesini tarumar edip orada ölen sömürgeci Cecil John Rhodes'un mezarının İngiltere'ye gönderilmesini talep etmiştir.

Dolayısıyla artık Afrikalının Batı dünyasına vereceği sağlam bir cevap vardır. Öte yandan 150 yıldır Güney Afrika'da yatan Müderris Ebubekir Efendi yerli halk tarafından hürmet ve muhabbetle yad edilmektedir.

İşte bu tarihi mirasımıza sahip çıktğımız sürece sömürgeci kıta üzerinde Batı'dan farkımız anlaşılacaktır.

Bu durumda Türkiye Cumhuriyeti'nin Afrika özelinde bölgelere has bilgi ve strateji geliştiren bir diplomasi okulunun olması ve 1000 yıllık Türk mirası olan bir kıtada kadrolarının neye hizmet ettiğinden haberdar olması gerekir.

Bunun en önemli yolu sahada çalışabilecek beceri ve donanıma sahip diplomatların görevlendirilmesiyle mümkün olabilir.

Evliya Çelebi, Nil Nehri'nden aşağı doğru inerken İbrim'de Özdemir Paşa'nın yaptırdığı tek minareli camiden bahseder.

Mezarı Eritre'de bulunan Özdemir Paşa'nın gezdiği bu coğrafyada korkmadan hareket edebilecek diplomatlar Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu diplomat tipidir.

Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu; "Biz hizmet makamıyız, naz makamı değiliz, gidemediğimiz yer bizim değildir" derken zihnindeki görev sahasını belirlemişti.

Bu noktadan hareketle Afrika açılımı politikalarının ideal noktaya ulaşması için Afrika'daki Türk-İslam mirasına yerinde sahip çıkacak diplomatlarımızın görev yapması ülkemizi kıtada arzu edilen ideal diplomasiye ulaştıracaktır.

Afrika diplomasisinde Osmanlı haritasının izini sürecek diplomatlarımıza ihtiyacımız vardır.

Bir zamanlar Afrika'nın köylerine okullar açan Osmanlı Devleti'nden tevarüs eden köklü mirasın sahipleri olarak Türkiye'yi sahada temsil edecek olan rol model diplomatlarımız, yaşlı kıtada beklenilen etkin diplomasiye yön verecektir.


Kaynak:
https://www.indyturk.com/node/489011/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/afrika-politikalar%C4%B1nda-rol-model-diplomat


Dr. Halim Gençoğlu Cape Town Üniversitesi'nde Afrika Çalışmaları bölümünde araştırmacı olarak görev yapıyor. Bilhassa Osmanlı tarihi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir @halimgencoglu
25 Mart 2022

Bir Spor Dalıyla Hayata Geçirilen Üç Girişimcilik: Erzincan’da Rafting

 

Bir Spor Dalıyla Hayata Geçirilen Üç Girişimcilik: Erzincan’da Rafting

Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu'nun Erzincan'da hayata geçirdiği rafting sporunu girişimcilik perspektifinden ele alan akademik çalışma Yıldız Teknik Üniversitesinde gerçekleştirilen IX. Yıldız Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresinde bildiri olarak  sunuldu. 

Negiz, M., & Kalkan, N., (2022). Bir Spor Dalıyla Hayata Geçirilen Üç Girişimcilik: Erzincan’da Rafting . IX. Yıldız Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (ss.33). İstanbul, Türkiye

PDF Erişim (91)


 

Recep Yazıcıoğlu ve Bir Konferans...

 


Recep Yazıcıoğlu ve Bir Konferans...

Okuduğum bir gazetede Vali Recep Yazıcıoğlu'nu oğlu anlatıyor:

“Bir gün babam bir konferansa gidiyor. 500 kişilik bir salonda 5 kişi olduğunu görüyor. Diyorlar ki; ‘Salonda 5 kişi var. İstersen verme konferansı…’ Ama o, salonda 500 kişi varmış gibi büyük bir heyecanla o konferansı tamamlıyor…”

Rahmet olsun...

RECEP YAZICIOĞLU DA SEMPOZYUM DÜZENLEMİŞTİ | TOKATLI ŞEYHÜLİSLAM UNUTULMADI


TOKATLI ŞEYHÜLİSLAM UNUTULMADI


Tokat'ta, Osmanlı Devleti'nde şeyhülislamlık yapan ve Kemalpaşazade olarak da bilinen tarihçi İbn-i Kemal için program düzenlendi

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Murat Demirkol, 13-14 Mayıs 2022’de Ankara’da kendi üniversitesi yanında TÜBİTAK ve TTK’nın desteğiyle “Uluslararası Kemalpaşazade (İbn Kemal) Sempozyumu” düzenledi ve gerçekleştirdi. 130 katılımcı bildiri sunduğu sempozyum sonrasında bildiriler 4 cilt kitap haline getirilerek basıldı. Baskıya Tokat Valiliği de destek verdi. Şeyhülislam Kemalpaşazade yapılan çalışmanın ardından memleketi Tokat’ta anıldı.


RECEP YAZICIOĞLU DA SEMPOZYUM DÜZENLEMİŞTİ

Prof. Dr. Murat Demirkol: Sadece biz Tokat'ta Kemalpaşazadenin daha geniş kitleler tarafından tanınması, mesajının kavranması, öğrenilmesi, Ona dönüklere dönük bir farklı zararın oluşturulmasını amaçlamıştık. inşallah bunu burada bugün gerçekleştireceğiz. Aslında Tokatlıların tanımadığı bir isim değil İbni Kemal. Ta 1985 yılında merhum valimiz Recep Yazıcıoğlu'nun himayelerinde burada bir sempozyum yapılmıştı. Şehhulislam Kemalpaşazade Sempozyumu diye. Onun eserleri Diyanet Vakfı tarafından basıldı. Biz aslında ikincisini Ankara'da gerçekleştirdik. Fakat Ankara'da gerçekleştirdiğimizin burada Tokat'a teşmil edilmesi ve yayılmasıyla ilgili bir amacı burada gerçekleştirmiş oluyoruz.

Kaynak:
https://www.karadenizsonhavadis.com/tokatli-seyhulislam-unutulmadi/34023/

Gidemediğin Yer Senin Değildir



Gidemediğin Yer Senin Değildir

Dünya denilen mekâna 2 Haziran 1948 yılında teşrif edip 8 Eylül 2003 yılında ebedi âleme irtihal eden Merhum Recep Yazıcıoğlu’nun vefatının sene-i devriyesi için bir yazı da ben kaleme alayım istedim

Tam 55 sene hayat süren bu valimiz ülkede emekli olma yaşının 65 olarak kabul edilmesiyle daha on yıl bu görevi yapma şansı vardı.
Ülke tarihinin en genç valisi olarak devrin hükümeti tarafından “köşk”e sunulan kararnameyi “Dipçik gücüyle” en tepesinde bulunan Kenan Evren tarafından reddedilmesiyle başlayan kriz altı ayda zor çözülmüştü netekim.
Valimiz, daha 36 yaşının içindeyken Tokat iline vali olarak atanmıştı.
Cumhuriyet tarihinin en genç valisi olarak Cumhuriyet rejimi ilanından sonra gelen hükumetlerin o zamana kadar yaptığından fazla derslik açan bir vali olarak kayıtlara geçmiştir. Yeni rejimin ilanının üzerinden 64 yıl geçmesine rağmen; beş sene içinde, bu zamana kadar görev almış yetkilileri geride bırakmıştır.
Peki, bu bir başarı mıdır?
Cevap: ?
Takvimlerin 1991 yılını gösterdiği sene Erzincan valisi olarak hizmete başlamış; devleti yönetenlerin 30 senede başaramadığı köprüyü bir seneyi bulmadan üstelik de üçte birine yaptırdığında itiraz edenleri o zamanki hükümet yanlısı müteahhitler ve PKK oluşu dikkat çekçi bir hal almıştır. Düşünebiliyor musunuz itiraz edenleri veya hoşnut olmayanları.

Kemaliye ile Başpınar arasında Karasu nehri üzerinde yapılan bu köprünün PKK tarafından hoş karşılanmaması neden olmuş olabilir?

Karşıya botlarla geçmek isteyen ve 25 adet köyün yıllarca Karasu’ya kurban verdikleri, çok hastaların hastanelere yetişemediği, çok kadının yollarda doğum yaptığı ve bir köprüye ihtiyaç olunduğu bir yerdi burası. Birçok olumsuzluk bir köprü ile ortadan kaldırıla bilinirdi. Bu kadar ehemmiyete haiz bir köprüyü bir devletin “yapamamış” olmasının suçlusu ne olabilirdi?
Ahmet Kutsi Tecer’in: “Orada bir köy var uzakta/ O köy bizim köyümüzdür/ Gezmesek de, tozmasak da/ O köy bizim köyümüzdür” mısralarına inat; “Gidemediğin yer senin değildir” sözünü kendine düstur edinerek çıkmıştır yola.
Evet, Halil Rıfat Paşanın “Gidemediğin yer senin değildir” sözünü hatırlamıştı merhum Yazıcıoğlu. Onun için bu köprüye çok kıymet veriyordu.
Karşı tarafta ne vardı?
Neler yoktu ki. En azından güvenlik yoktu. Sular kabarınca müşkülat çoktu. Her türlü asayiş durumunda güvenlik kuvvetleri çaresiz kalıyordu. Yasa dışı silahlı örgütler ellerini sallayarak geziyordu. Bu köprünün yapımına müteahhitler niye karşıydı işte orasını ben de bilmiyorum.
Devletin koyduğu maliyetin üçte birine bitirdi köprüyü bölge ahalisi. Tabii Merhum Recep Yazıcıoğlu’nun rehberliğinde.
26 Eylül 1999 yılında Merkez Valiliğine alındı Recep Yazıcıoğlu. Ona “Merkez Valisi ne iş yapar” diye sorulduğunda “Bankamatik ile maaş çeker” demişti.
Merhum Recep Yazıcıoğlu hakkında 65 bölümlük dizi, bir film, bir kitap, hakkında düzenlenmiş yirmiye yakın belgesel ve kendinin davet edildiği ondan fazla programını takip ettim. Yani burada yazdıklarım bir hülasanın bile hülasası. Merhum Nasrettin Hoca’nın “Tavşanın suyunun suyu” dediği gibi bir şey.
Merkez Valiliğinde dört yıl kalan ve kendi tabiri ile “Bankamatik Valisi” olarak bekleyen Yazıcıoğlu Denizli Valisi olarak da görev yapmıştır.
Erzincan depreminde başarılı faaliyetlerde bulunan Yazıcığolu’nun İstanbul depreminde “Beni İstanbul’a Deprem Valisi olarak atayın” isteği kabul görmemiştir.
Makam kapısına “Kapıyı vurmadan giriniz” yazan valimiz, bütün işlerinde vatandaşın menfaatini ön planda tutmuştur.
Yazımızı onun bir sözüyle bitirelim:
“Hiçbir başarı cezasız kalmaz…”

Kaynak:
Zeki Ordu, 2022, https://www.yazarportal.com/gidemedigin-yer-senin-degildir-2/199220/

"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı