Dijital Araştırma ArşiviProje Koordinatörü: Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ
Güncel Çalışmalar

Araştırma notları, belgeler ve incelemeler

Anahtar kelime bulutu yerine, içerikler doğrudan araştırma alanları ve arşiv üzerinden erişilebilir durumda tutulur.

Gazetecilik ve yazarlık hayatımda beni etkileyen nadir insanlardan birisidir Recep Yazıcıoğlu

Gazetecilik ve yazarlık hayatımda beni etkileyen nadir insanlardan birisidir Recep Yazıcıoğlu


HALİL İBRAHİM ÖZDEMİR
24.01.2023 

Gazetecilik ve yazarlık hayatımda beni etkileyen nadir insanlardan birisidir Recep Yazıcıoğlu. Erzincan’a gelmeden önce Tokat Valiliği sırasında ününü duymuş, nasıl bir insan olduğunu öğrenmek için tanıyanlarla irtibat kurmuş ve hakkında bilgiler almıştım. Babasının Aydın’da bulu


nması, kendisinin de sık sık Aydın’ı ziyaret etmesi sebebiyle onu orada tanıyanların olabileceğini düşünmüştüm. Tanıdıklardan onunla ilgili bilgi alabileceğimi tahmin etmiştim. Ortaokul yıllarından beri ilişkimizi sürdürdüğümüz hocamız Orhan Erdem’i aramış ondan bazı bilgiler almıştım. Orhan Erdem Recep Yazıcıoğlu’nun çok yakın dostlarından birisiydi. Bu yüzden de isabetli bir karar vermiş olduğumu yıllar sonrasında da öğrenmiş oldum.


Kendisiyle yaptığım konuşmada Orhan Erdem:
“Bu güne kadar görmediğiniz, tanımadığınız bir vali profili ile karşı karşıya olacaksınız ve seveceksiniz. Ona mutlaka sahip çıkın” demişti. Merakımız daha da artmıştı. Recep Yazıcıoğlu nasıl bir insandı? Bu güne kadar tanıdığımız valilerin fevkinde ne gibi özellikleri olabilirdi?


Erzincan’a geldiğinin kaçıncı günüydü hatırlamıyorum. Ziyaretine gittim. Özel Kalem Müdürünün “Kapı açık, çalmadan girebilirsiniz randevuya gerek olmadan istediğiniz zaman görüşebilirsiniz” açıklaması beni şaşırtmıştı. Dediğine uyup kapıyı çalmadan hemen makama geçmiştim. Makamın boş olduğunu görünce de, “Herhalde özel kalem müdürü bizimle dalga geçti” düşüncesine kapılmıştım. Valiyi makamında bulamayınca özel Kalem Müdürü’ne ‘Vali yerinde yok’ deyince; “Protokol kapısından çıkıp gitmiştir” cevabını aldık.


Özel kalem Müdürünün açıklaması o güne kadar tanıdığımız valilerin uygulamaları ile ters düşünce de inanansımız gelmedi. Birkaç kez Makama uğradıysak ta yerinde bulmakta zorlandık.


İlk karşılaştığımızda edindiğimiz intiba bu ufak tefek, zayıf yapılı adam hakkında söylenenler anlaşılmıyordu. Kim olursa olsun her gelenle senli benli konuşuyor, samimi olarak herkesi dinliyordu. Bir belediye işçisinin çöpleri toplamada yaşadığı sıkıntıları da dinliyor bir daire müdürünü de bir genel müdürü de aynı samimiyetle karşılıyordu. Solun en ucundaki siyasi partilerinin liderlerini de, sağın en sivri liderlerini de evinde ağırlıyordu.


Öyle ki bir seçim sürecinde değişik uçlarda olan değişik partilerin her birinden ayrı ayrı milletvekili adaylığı teklifi aldığına şahidim. Ben de kendisine:


“Sen nasıl bir insansın ki, birbirine zıt partilerin her birisi sana adaylık teklif edebiliyor” deyince bıyık altından gülmüştü.
Gelen herkesin valilik makamının açık kapısından giriyor olması anlaşılır gibi değildi. Devletin herkesin duymaması gereken gizli bilgileri yok muydu? Bir gazeteci olarak randevumuza cevap vermeyen valiler tanıdım. Onlara bakınca bu garipliği zaten hemen anlıyordunuz.


Zaman içerisinde birbirimizi daha iyi tanıma imkânı bulmuştuk. Artık gecesi veya gündüzü fark etmeksizin birbirimizi arayıp sorabiliyor, birbirimize her türlü problemi aktarabiliyorduk. O da problemleri kestirmeden çözebiliyordu. Maksat üzüm yemekti. Bağcıyı dövmek onun kitabında yoktu.


Erzincan’da göreve başlayışının ardından geçen altı ay gibi bir süre sonra 13 Mart 1992 tarihindeki Erzincan Depremi meydana gelmişti. Depremde Erzincan’da olmayışı sebebiyle Erzincanlıların yaşadığını hissedememişti. İnsanlar korku ve panik havasındaydı. Halkın arzuları, istekleri bitmiyor, toplumsal olayların oluşması ihtimali beliriyordu. Halk evlerine giremiyor, çadır istiyordu. Dağıtılan çadır yeterli değildi. Çadırların konik biçimde, ya da dört köşeli oda biçiminde geniş olanlar vardı. Koni tipindeki çadırlara kimse girmek istemiyor, büyük çadırlar istiyorlardı. Beş kişi çadır istiyorsa ancak ikisi üçü alabiliyordu.
İstekler karşılanamayınca halk ayaklanmış Dörtyol kavşağından Valiliğe doğru yürümeye başlamıştı. Bir yandan enkazlar kaldırılıyor, diğer taraftan yardım dağıtımı sürüyordu. Yardımları dağıtan kişilerin de depremzede olması sebebiyle herkes kendi ailesini çocuklarını düşünüyor, doğal olarak yardımların dağıtımını istenilen biçimde gerçekleştiremiyorlardı.


Valiliğin önünde halk toplanmış, burunlarından soluyordu. Bakkallar kapalı, Bankalar kapalı zenginin de fukaranın da cebinde para yok. Ceplerinde para olanlar alışveriş yapacak yer bulamıyor evlere girilemiyordu. Gidebilecek yeri olanlar, evleri yıkılanlar birer ikişer kurtarabildikleri eşyalarla şehri terk ediyorlardı. Kalanlar ise sıkıntılarla karşı karşıyaydılar.
Valiliğin önündeki alanda adım atacak yer yoktu. Halk bir ağızdan “Vali istifa” diye bağırıyordu. Vali konutundaydı. Konuttan çıkıp halkı yara yara bir polis aracına doğru yürüdü. Polis aracının üzerine çıkıp eline aldığı megafonla orada bulunanlara çok etkili bir konuşma yaptı.


Recep Yazıcıoğlu konuşmasında “Ben de sizlerin yaşadıklarınızı yaşıyorum. Sizleri çok iyi anlıyorum. Benim de sıkıntılarım var. Sıkıntıları çözmek için elimizden geleni yapıyoruz. En kısa zaman içerisinde problemlerinizi çözeceğiz. Her tür derdinizi probleminizi hükümete bildiriyorum. Gerekli tedbirler alınacak. ” Şeklinde bir konuşma yapmıştı. Biraz önce “Vali istifa” diye bağıran kalabalık sloganını değiştirmiş bu defa “Hükümet istifa” diyerek bağırmaya başlamıştı.
Vali Halkın bu sloganına da karşı çıkmış ve bir teklifte bulunmuştu;


“Ben sizleri anlıyorum. Sizler de beni anlayın. Bu oluşan kalabalık vermesi gereken mesajı hem bana hem de hükümete vermiştir. Bundan sonra çözüm için çalışmaya başlamamız gerekmektedir. Ben de sizinle beraber yürüyeceğim. Dört yola kadar yürüyüp oradan da dağılacağız” diyerek kalabalık ile birlikte yürümeye başlamıştı. Valinin çevresinde çok sayıda insan vardı. Bu insanlardan bazıları zaman zaman valinin koluna girmiş, onunla birlikte yürümeye başlamıştı. Valinin korumaları bile sıkışıklıktan dolayı valiye yanaşamıyorlardı. Gerçi vali şehirde dolaştığı zamanlarda korumalarını atlatarak yalnız dolaşmayı tercih ederdi. Valiliğin önünden itibaren halk ile birlikte dörtyoldaki Cumhuriyet Meydanına kadar yürümüş, orada da :


“Arkadaşlar yürüyüşümüz burada sona ermiştir” diyerek halkı dağıtmayı başarmıştı.


Ertesi gün Valilikteki Asayiş toplantısının ardından Jandarma Alay Komutanı toplantıdan çıkmış, Emniyet Müdürü içerideyken ben de makama girmiştim. Bir önceki gün halkın düzenlediği miting sonrası yürüyüşte Valinin koluna giren kişilerin kim olduğu emniyet birimlerince araştırılmış, bu kişilerin terör örgütü mensupları olduğu kesinleştirilmişti. Ben içeriye girince Emniyet Müdürü anlatımına ara vermiş, Vali “Halil İbrahim yabancımız değil” diyerek konuşmasını tamamlamasını istemişti.


Bir iki gün sonra Süleyman Demirel gelmiş eski belediye binasının balkonundan halka hitap etmişti. Halkın “Vali istifa” sloganları karşısında Vali Recep Yazıcıoğlu Süleyman Demirel’e; “Efendim isterseniz hemen istifa edeyim” demesi üzerine Demirel “Hayır hayır istifa etmeni gerektirecek bir durum yoktur. Bu tür durumlarda bunlar olağandır” diyerek istifasını engellemişti.


Ertesi gün Vali Recep Yazıcıoğlu’na okuması için bir kitap vermiştim. Kitap 1939 depremi sonrasında yaşananları anlatıyordu. 1939 Depremi sırasında görevdeki Vali Dr. Sükuti Tükel tarafından yazılmıştı. “Yeni Erzincan Nasıl Kuruldu ve Niçin Bitirilemedi” adlı kitapta depremle ilgili ilginç hatıralar vardı. Recep Yazıcıoğlu kitabı çok kısa bir sürede okumuş ve tekrar iade etmişti. Kitapla ilgili intibalarını anlatırken de; “Bugün ne yaşıyorsak geçmişte yaşananlar da maalesef aynıymış. O gün de halk bu şehirden gidebilmek için büyük mücadele vermiş. Bugün de memur kesiminde aynı şeyi görüyoruz.” Diyerek düşüncelerini aktarmıştı.


Hükumet Erzincan depreminin yaralarını sarmak için bir kanun taslağı hazırlamıştı. Taslak Erzincan’a gönderilmiş ve herkes tarafından incelenmeye alınmıştı. Her kesim kanunla ilgili düşüncelerini aktarıyordu. Gazetemizin matbaası yıkılmış, yayınımızı Erzincan’ın eski belediye binasının bahçesinde kurduğumuz bir çadırda sürdürüyorduk. Makineler enkazdan çıkarılamadığı için küçük dijital bir teksir makinesini dışarı çıkarmış, gazetenin ebadını küçülterek yayınımıza burada devam etmeye başlamıştık. Halkı en doğru şekilde bilgilendirmek için büyük bir gayret içerisindeydik.


Çadırımız şehrin göbeğinde Dörtyol kavşağında bulunması sebebiyle halkla ilişkilerimiz oldukça yoğundu. Geçen dönen herkes yaşadıklarını, problemlerini anlatıyor biz de yaşananları gazeteye aktarıyor ve halkımızı bilgilendiriyorduk. Erzincan Kanunu ile ilgili vatandaşların istekleri de bize yansıyordu. Biz bu istekleri de yazıyorduk. Vali Recep Yazıcıoğlu bizim yazdığımız konuları olduğu gibi kanun tasarısına eklettirip kanunun şekillenmesine yardımcı oluyordu. Gazetemizde yayınlanan pek çok madde kanun taslağına eklendi. Ardından da mecliste kabul edilerek kanunlaştı.


1992 depreminin meydana geldiği yıl ve sonraki yıllar terörün Erzincan’ı tehdit ettiği yıllardı. Deprem sonrası yapılan afet konutları bile teröre alet edilmiş, konutların renklerinden teröristlere pay çıkarılmaya çalışılmıştı. Gazetede yazdığımız yazılar Milli Güvenlik Kuruluna kadar ulaşmış, orada yapılan görüşmelerle Bayındırlık Müdürlüğünde görevden alınmalara kadar sürmüştü.
Ergan Dağı kayak tesislerinin planlandığı günlerdi. Değişik araçlarla Ergan Dağı’na çıkmıştık. Vali Recep Yazıcıoğlu beni bulunduğum araçtan kendi aracına almış ardından da Bayındırlık il Müdürünü kendi aracına davet etmişti. Araçta ikimizi karşı karşıya getirmiş, Terör örgütünün renklerini taşıyan afet konutları ile ilgili İl Müdürüne sorularımı sormamı istemişti. Ben sormuştum, müdür sessiz kalmıştı. Hiçbir soruma cevap alamamıştım. Recep Yazıcıoğlu İl Müdürünü aracından indirerek kendi aracına göndermişti.

Aradan zaman geçmişti. Bir Cumartesi günü Recep Yazıcıoğlu deprem sonrası taşındığımız prefabrik işyerine gelmişti. Bana:

“Hadi seni yemeğe götüreyim” deyince ben de :

“Hayırdır Sayın Valim nereye gidiyoruz” deyince bana:

“Atla arabaya takıl bana” diyerek soru sormama müsaade etmemişti.
Bindiğimiz sivil plakalı beyaz Renault marka bir otomobildi. Otomobilde her zamanki gibi korumalar yoktu. Şehrin güneyine doğru Karasu Nehrini geçtik. Türkmenoğlu isimli bir köy var. Oraya vardık. Birkaç kişiye muhtarın evini sorduk. Neticede muhtarın evine vardık. Muhtar bizi kapıda karşıladı ve:

“Sayın valim kuzu tandırda yarım saate kadar hazır olur” deyince Vali:
“O pişinceye kadar biz geliriz diyerek tekrar direksiyona geçti ve otomobili Munzur silsilesinin bir bölümü olan Kazankaya dağına doğru tırmanmaya başladık. Dağın arka kesiminde bulunan Caferli köyüne vardık. Köy dağın yamacında adeta üst üste inşa edilmiş evlerden oluşuyordu. Her evin kapısı bir alttaki evin damına açılıyordu. Muhtarın evini araştırdık. Evi bulunca otomobili durdurup Muhtarın evinin önündeki komşu evinin damına çıktık. Muhtar saygıyla karşıladı valiyi. O sırada bir delikanlı yanımıza yaklaştı. Belli ki valiyi tanımıştı. Valinin yakasından tutup onu sarsmaya başladı. Bir yandan da “Benim hakkımı yediler beni işten attılar.” Diyerek dert yanıyordu. Ben ne yapabileceğimi düşünürken Muhtar delikanlının arkasına geçerek elleri ile delikanlının dengesiz birisi olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Biraz rahatladık. Uzun bir konuşmanın ardından Muhtar ayran getirdi. Ayranları içtik ve otomobile bindik. Valiye:


“Sayın Valim şu karşıda şimdi beyaz renge boyanan afet konutlarının terör örgütün renklerine boyandığını biliyorsun değil mi? Yanında koruman yok, muhtemelen silahın da yok. Burada bizim ne işimiz var?” Deyince Recep Yazıcıoğlu:

“Senin bilmediğin bir şey daha var.”

“Nedir o? dedim?”

“Muhtarı yardım ve yataklık yapmak suçundan içeriye almıştık. Yeni çıktı. “ dedi. Bunun üzerine ben de:

“Madem bunları biliyorsun. Burada senin ne işin var. Sen devleti temsil ediyorsun. Sıradan bir insan değilsin” deyince Recep Yazıcıoğlu:

“Ben ilin Valisi olarak buraya gelemezsim, öğretmenime ‘Hadi oğlum Caferli’ye git. Orada görev yap diyemem. Ya da imamıma hadi evladım Caferli’de göreve başla diyemem. Önce ben gideceğim. Sonra da memurumu göndereceğim.” Dedi.
Ben bu cevap karşısında şaşırıp kalmıştım. Bunu daha sonralardan hemşerimiz olan bir başka valiye anlatmıştım. Ardından da:

“Sen olsan böyle bir şey yapar mısın?” demiştim. O da:

“Ben deli miyim böyle bir şey yapayım.” Demişti ben de cevaben:


“Sayın Valim biz onun deliliğini seviyoruz zaten.” Demiştim.
Yazılacak pek çok hatıramız var. Ama bunlar kitap olacak boyutlarda. Bu kadar kısa yazılarla anlatılacak gibi değil. Recep Yazıcıoğlu’nun Erzincan’dan ayrılmasından sonra gelen valilerin pek çoğuna:

“Sayın valim Erzincan’da Valiliğin çıtası çok yüksektir. Onun için dikkat etmelisiniz” diyerek onları uyarmak zorunda kalmıştım. Çok gariptir ondan sonra Erzincan’a gelen valilerin pek çoğu o, cılız adamın doldurduğu makamı dolduramadı. Çoğu defa o makamın boş olduğunu düşünmek zorunda kalmıştım.


Vefatının ardından geçen onca seneye rağmen Recep Yazıcıoğlu’nun posterleri Erzincan’da pek çok işyerinin duvarlarını süslüyor. Bu riyadan uzak, katıksız karşılıksız bir sevgidir.
Allah rahmet eylesin. Onu daha çok özleyeceğiz.

Kaynak:
https://www.dogugazetesi.com/citalari-yukselten-vali-recep-yazicioglu

Yorumlar


"BAĞIŞ YAPARAK ARAŞTIRMALARA VE İÇERİĞE" DESTEK OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

En Popüler Yayınlar

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali

Necdet Başoğlu: Adını tarihe yazdıran vali 12 Eyl 2020 Bugün sizlere “Efsane Vali” olarak gönüllerde taht kurmuş bir kişiden bahsetmek istiyorum. Süper vali ve aynı zamanda 4. Murat lakabı da takılan bu vali, Yine Türkiye’de nam yapmış ve doğum yerleri aynı olan, Devlet eski Bakanı Adnan Kahveci ile aynı kaderi paylaşmıştı. İkisi de elim bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmiş, Türkiye’yi yasa boğmuştu. Evet, Recep Yazıcıoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını yazdırmış önemli bir bürokrat idi. O’nunla ilgili her ne okuduysam, Ne gördüysem, Duygulanmışımdır. Merhum Yazıcıoğlu, sıra dışı yönetim şekli ve aykırılığıyla bir kesimin oklarını üzerine çekerken, bir kesimin de gönlünde taht kurmuştu. Ayrımcılık yapmaması, Üstünlük taslamaması ve kendini görev yaptığı yerleri iyileştirmek için paralamasıyla tanınmış, Merhum Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ANAP’ın Kurucusu ve Genel Başkanı Merhum Turgut Özal’ın desteğiyle Türkiye’nin en genç valisi olmuştu. Kimdi bu Recep Yazıcıoğlu? Türkiye...

Yavuz Donat: "Recep Yazıcıoğlu"

Yavuz Donat: Recep Yazıcıoğlu   30 Aralık 2012, Pazar Denizli'deydik... Vali Bey'le beraber... Öğle yemeği yiyecektik. "Gel" d emişti: -Çarşıda esnaf topluca yemek yiyor... Onlarla birlikte yiyelim... Esnafın derdini de dinlersin. Gitmiş ve yazmıştık. Onu da zamansız kaybettik... Trafik kazasında. Dostumuzdu... Çoğu kez makam aracına binmez, yürürdü. Bir gün... Erzincan Valisi iken... Ankara'ya gelmiş. Yürüyerek Başbakanlığa gitmiş. Bu sırada görevli durdurmuş: -Hoop hop hemşehrim... Dur... Kimsin?... -Ben Erzincan Valisi'yim... -Yok yaaa... Sen Erzincan Valisi'ysen ben de Fransa Cumhurbaşkanı'yım... Delinin zoruna bak... Valiymiş... Dur bakalım... Kimliğini çıkar. "Efsane valiydi." Halkın içindeydi. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2012/12/30/recep-yazicioglu

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA

KÖPRÜ'DE DUYGUSAL BULUŞMA ARKA PLAN MERHUM RECEP YAZICIOĞLU'NUN HAYTINDAN KESİTLERİ EKRANA TAŞIYAN "KÖPRÜ"NÜN OYUNCULARIYLA "SÜPER VALİ"NİN EŞİ VE ÇOCUĞU İLK KEZ BİR ARAYA GELDİ. ESKİŞEHİR'DEKİ BÜYÜK BULUŞMAYI MİLLİYET TELEVİZYON ADIM ADIM İZLEDİ.  

Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum"

  Yazıcıoğlu: "Bordromdan utanıyorum" Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu, "Ben 3.5 milyon lira maaş alırken, aynı bordrodan 500 bin lira maaş alanlar var" dedi.

Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme

  Kamu hizmetleri motivasyon kuramı çerçevesinde vali Recep Yazıcıoğlu'nun mülki idare amirliği dönemi üzerine bir inceleme  Çalışmada, Vali Recep Yazıcıoğlu'nun bir mülki idare amiri olarak sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar, Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramına göre analiz edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kuramsal boyutu olan Kamu Hizmetleri Motivasyon Kuramı incelenmiştir. Yine bu bölümde çalışmanın araştırma tasarımı olan nitel araştırma yöntemi ve bu yöntemin alt dalları olan "Tarihsel Araştırma Tekniği, Betimsel Araştırma Tekniği, Sözlü Tarih Tekniği, İçerik-Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Mülakat Tekniği" incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü literatür taraması oluşturmaktadır. Bu bölümde mülki idare amirlerinin hatıraları, kamu yönetimi reform raporları ve mülki idare araştırmaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat'tan günümüze kadarki süreçte mülki idarede yaşanan dönüşüm tartışılmıştır. So...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi...

Denizli Valisi'nin rafting keyfi... 20.06.2003 Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu, doğa yürüyüşü ve dağ tırmanışlarından sonra, bu kez Büyük Menderes Nehri'nde rafting yaptı. Çal ve Bekilli ilçelerindeki incelemelerinin ardından Büyük Menderes Nehri'ne inen Vali Yazıcıoğlu, Antalya'dan gelen 6 kişilik ekiple bota binerek rafting yaptı. Oldukça heyecanlı dakikalar yaşadığını anlatan Yazıcıoğlu,  ''Çoruh Nehri'nde ve Fırtına Deresi'nde rafting yaptım. Orada 5. derecede tehlikeli yer sayısı 4'ü geçmez. Burası öyle değil. 7 kilometre boyunca 5. derecede tehlikeli yerler mevcut. Bugüne kadar keşfedilmemiş ama bu da rafting için Büyük Menderes'in çok uygun olduğunu gösteriyor''  dedi. Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/gundem/denizli-valisinin-rafting-keyfi-5171836

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor

“Rahmetli öğretti” - Erzincan'da 12 ayda 12 spor Rafting, yamaç paraşütü, buz tırmanışı, trekking, offroad, dağ bisikleti, base jump, kayak, dağcılık, motokros, planör, parasailing... Bu sporların hepsini aynı şehirde ve neredeyse yılın 12 ayı yapabilmenin mümkün olduğunu biliyor musunuz? Erzincan yıllardır ‘zorunlu ara’ verdiği spor turizminin merkezi olma hayaline kavuşmak için gün sayıyor. Kahvelerden tek tek topladığı gençler, sokaklardan alıp zorla raftinge götürdüğü çocuklar bugün birer yetişkin sporcu olarak ‘Süper Vali’ yi hâlâ saygı, sevgi ve özlemle anıyorsa... Erzincanlı’nın her iki lafından biri “Rahmetli öğretti” ya da “Rahmetli söylemişti” diye başlıyorsa... Onun açtığı yolda bugün Erzincan’da Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası düzenleniyor ve seneye de büyük finalin Erzincan’da yapılmasına karar verildiyse... Vali Recep Yazıcıoğlu ’nu anmadan bir Erzincan yazısı olmaz! Halk arasında ‘Süper Vali’ diye tanınan Recep Yazıcıoğlu 1991’de Erzincan’a atandığında şehrin o...

ARAŞTIRMALARA DESTEK OLUN!

VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)  "VALİ-İ VİLAYET, HADEME-İ DEVLET" Vali Recep Yazıcıoğlu hakkındaki araştırma projemize belge, fotoğraf, kaynak desteğinde bulunmak için iletişim adresi: mnergiz@live.com İlginiz için teşekkür ederim. Muhammet Negiz | Proje Koordinatörü

Kronolojik Arşiv

UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Bu Blogda Ara

Destek Olunuz & Donate !التبرع بالمال

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
UNUTULMAYAN VALİ RECEP YAZICIOĞLU ARAŞTIRMALARI (1967-2003)

Koordinatör:

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

_________________________________________
*Bilgi, belge ve doküman paylaşımı için:
mnergiz@live.com

Son 1 Yılın Popüler Yayınları

Proje Koordinasyonu

Arş. Gör. Muhammet NEGİZ | KTÜ

Recep Yazıcıoğlu’nun kamu yöneticiliği mirasını arşiv, sözlü tarih ve yönetim bilimi perspektifleriyle belgeleyen dijital araştırma platformu.

“Unutulmayan” bir kamu yöneticisini anlatmanın en güçlü yolu, hatırayı belgeyle; anlatıyı bağlamla; liderliği ise kurumlarla birlikte okumaktır.
Platformun editoryal yaklaşımı